Olympe de Gouges: Bir gün zaferi tadacağız

08:39

Bacı Anuk / JINHA


WAN - Kürsülerde haykırdığı "Kadınlara darağacına çıkma hakkı tanınıyorsa, kürsüye çıkma hakkı da tanınmalıdır" sözüyle tanınan Olympe de Gouges, kadınların yaşam koşulları karşısında isyan etmiş, eşit, insanca bir yaşam için hem iktidara, hem de birlikte yan yana direndiği erkeğe karşı savaşmış bir kadın olarak tanınır. Ve 3 Kasım 1793 günü idam edilen Olympe, "Beni düşünün ve kadınlar için taşıdığım bu hareketi hatırlayın. Eminim ki, bir gün zaferi tadacağız" notunu bırakarak, kadın yoldaşlarına büyük bir vasiyet bırakıyor.


Dünyanın hemen her yerinde kadınlar evde, işte, yasalar önünde erkeklerle eşit tutulmuyor, "aşağı cins" olarak toplum içerisinde konumlandırılıyordu. Kadınların bu hak mahrumiyetleri erkek ve toplum nezdinde meşru kılan yasalar ve dini kurallar vardı. Ortaçağ Avrupa'sında pek az kadın açısından rahatsızlık yaratan kadının toplumsal konumu sorunu, günümüzün en temel sorunlarından birisi haline geldi. Bin yıllardır sadece bedeni üzerinden erkeğe sunulan bir cinsel obje olarak görülen kadının insani hakları ve eşitlik arayışı, uzun bir tarih öncesine dayanıyor. Fakat kadınlar her hak taleplerinde "cadı", "büyücü", "namussuz" olarak nitelendirilerek, recmedildi, kazanlarda yakıldı, sayısız fiziki ve toplumsal işkencenin hedefi oldu, toplumdan dışlanmakla tehdit edildi. Bütün dezavantajlara rağmen kadınların hak savunuculuğunu yapmaktan vazgeçmeyen kadınlardan birisi de 7 Mayıs 1748 tarihinde Fransa'nın güneyinde bulunan Montauban bölgesinde doğan Olympe de Gouges oldu. Annesinin Marie Gouze adını verdiği Olympe, henüz 17 yaşındayken, tüm tepkilerine rağmen Louis Aubry adında yaşı kendisinden haylice büyük olan bir adamla evlendirildi.


Kölelik karşıtı oyunu yasaklandı


5 yıl süren bu evliliğinden sonra Marie, eşinin ölümünün ardından çocuğunu terk edip Paris'e gitme kararı verdi. Marie, Paris'e giderek, tiyatro yazarlığı yapmayı hayal ediyordu. Bu iş için adını da Olympe de Gouges olarak düşünüyordu. Okuma ve yazma bilmiyordu Olympe, ama tiyatro oyunlarını ve romanları arkadaşı aracılığıyla yazıyordu. Olympe'nin 1774 yılında kölelik karşıtı 'Esclavage des Negres' adıyla yazdığı oyun hem içeriği, hem de bir kadın yazar tarafından yazılması nedeniyle 1789 Fransız İhtilali'ne kadar yasaklanmıştı. Olympe, tüm yıldırmalara rağmen, sivil haklar ve kadın hakları üzerine broşürler yazmaktan geri durmuyordu.


'Kadına darağacına çıkma hakkı tanınıyorsa…'


"Kadınlara darağacına çıkma hakkı tanınıyorsa, kürsüye çıkma hakkı da tanınmalıdır" şeklindeki ünlü sözüyle tanınan Olympe, Fransız Devrimi sürecinde hem Temmuz 1789'da Bastille Hapisanesi basılırken, hem de Kralın İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'ni onaylamaması üzerine başlayan Ekim direnişleri sırasında devrimcilerin yanında yer aldı. Olympe, kurulmasını önerdiği bir platformda "Cinsiyetler arası tam yasal eşitlik", "Kadınlara daha çok iş olanağı", "Genç kızlar için daha iyi eğitim" ve "Sadece kadınların yazdığı oyunların sahneleneceği ulusal tiyatrolar" sağlanması gerektiğine değindi.


'Devrim kadınlar da haklarını alırsa tamamlanacak'


Olympe, bir konuşmasında kadınlara, "Ey Kadınlar, gözlerinizi ne zaman açacaksınız? Bu devrimden ne kazandınız? Daha pervasız bir aşağılanma, daha aleni bir küçümsenme. İmparatorluğunuz yıkılıyor, geriye ne kalıyor? Erkeğin adaletsizliklerinin mahkûmiyeti " sözleriyle seslendi. Olympe'nin 1791 yılında kaleme aldığı "Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi" Olympe'nin kadın hakları savunuculuğundan rahatsız olanların hedefi haline getirdi. Olympe, Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi ile insan ve yurttaş haklarının hem kadınların hem de erkeklerin hakları olduğunu, aksi takdirde söz konusu hakların evrensellik iddiası olamayacağını belirtiyor, "Bu devrim ancak bütün kadınlar kötü kaderlerinin farkında olurlarsa ve toplumdaki haklarını alamadıklarının bilincine varırlarsa tamamlanacak" diyordu.


'Bir gün zaferi tadacağız'


Olympe, 3 Kasım 1793 günü, 16.00'da giyotine gönderildi. Olympe önce oğluna, sonra kadınlara birer not yazdı. Oğluna, "Hoşça kal sevgili oğlum! Annene karşı yapılan bu adaletsizliği senin düzelteceğini biliyorum" derken, kadınlara da, "Beni düşünün ve kadınlar için taşıdığım bu hareketi hatırlayın. Eminim ki, bir gün zaferi tadacağız" dedi. Bu notların ardından Olympe, giyotinle idam edildi.


Olympe'nin kaleme aldığı Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'nden


Olympe'nin 7 Eylül 1791 tarihinde kaleme aldığı Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi, "Adam, sen adil olabilir misin? Sana bu soruyu bir kadın soruyor. En azından bu hakkı ondan alamazsın. Söyle bana, benim cinsimi baskı altına alan, kendinden menkul iktidarı kim verdi sana?" cümleleriyle başlıyor. Ardından ise kadınlara, "Biz, anneler, kız çocukları, kız kardeşler, ulusun temsilcileri, Ulusal Meclis'e alınmayı talep ediyoruz" sözleriyle seslenen Olympe'nin kaleme aldığı ve tarihe önemli bir not düşen 17 maddelik bildirgede şöyle deniliyor:


"Güzelliği ile olduğu kadar anneliği üstlenme cesaretiyle birlikte düşünülen kadın cinsi olarak bugün, Tanrının da yardımıyla, kadının ve kadın yurttaşların haklarını bu bildirgeyle tanıyor ve ilan ediyoruz:


Madde 1- Kadın özgür doğar ve erkeklerle eşit haklara sahip olarak yaşar. Toplumsal farklılıklar yalnızca genel yarar nedeniyle kabul edilebilir.


Madde 2- Her siyasal topluluğun hedefi ve amacı, hem kadının hem de erkeğin doğal ve devredilemez haklarını korumaktır. Bu haklar: Özgürlük, güvenlik, mülkiyet ve özellikle baskıya karşı direnme hakkıdır. '


Madde 3- Egemenlik ilkesi, kadın ve erkeklerin birliğinden başka bir şey olmayan ulustan kaynaklanır. Hiçbir organ ve kişi, bundan kaynaklanmayan bir gücü kullanamaz.


Madde 4- Özgürlük ve adalet kişilere, hakları olanı geri vermektir. Kadınlar doğal haklarını kullanırken, yalnızca erkeklerin karşılarına çıkardıkları sürekli uranlıkla engellenmektedir. Bu kısıtlamalar doğa ve aklın yasalarıyla ortadan kaldırılmalıdır.


Madde 5- Doğanın ve aklın yasalan, topluma zarar verecek tüm edimleri bertaraf eder. Bu yasaların izin verdiği ve tanrısal yasaların yasaklamadığı hiçbir şey engellenemez ve hiç kimse bu yasaların açıkça emretmediği bir şeyi yapmaya zorlanamaz.


Madde 6- Yasa, genel iradenin ifadesi olmalıdır. Bütün kadın ve erkek yurttaşlar bizzat ya da temsilcileri aracılığıyla yasaların yapımı sürecine katılmalıdır. Yasalar herkese eşit olarak uygulanmalıdır. Yasa önünde eşit olan bütün kadın ve erkek yurttaşlar, yetenek ve erdemlerinden başka bir ayrım gözetilmeksizin, kamu hayatındaki bütün makam, memuriyet ve mevkilere eşit olarak kabul edilmelidir.


Madde 7- Kadınlar ayrıcalıklı haklara sahip değildir; kadınlar, yasalarda belirtilen koşullarda itham edilir, gözaltına alınır ve tutuklanır. Kadınlar, erkeklerin tâbi olduğu ceza yasalarına tâbidir.


Madde 8- Yasa yalnızca açıkça zorunlu olan cezalar koyar ve hiç kimse suç oluşturan eylemden önce hukuka uygun olarak yürürlüğe konmuş ve kadınlara meşru biçimde uygulanan yasalar olmaksızın cezalandırılamaz.


Madde 9- Yasalara göre suçlu bulunmuş her kadına, yasanın öngördüğü yaptırımlar sonuna kadar uygulanmalıdır.


Madde 10- Hiç kimse, esaslı derecede farklı olsa bile, düşüncelerinden dolayı kovuşturulamaz. Kadın idam sehpasına çıkma hakkına sahiptir. Bu nedenle eylem ve ifadeleri yasalarla korunan kamu düzenini bozmamak koşuluyla, konuşma kürsüsüne de çıkma hakkına sahip olmalıdır.


Madde 11- Düşünce ve görüşlerin özgürce ifade edilmesi, kadınların en önemli haklarından biridir, çünkü bu özgürlük, babaların çocuklarıyla olan babalık bağlarını güvence altına almaktadır. Her kadın yurttaş, barbar bir önyargı tarafından gerçeği gizlemeye zorlanmadan özgürce şunu söyleyebilir: "Ben, senin bana verdiğin çocuğun annesiyim." Bu hak, bu özgürlüğün kötüye kullanılmasından dolayı yasalardan kaynaklanan sorumluluğu ortadan kaldırmaz.


Madde 12- Kadınların ve kadın yurttaşların haklarının güvence altına alınması, daha büyük bir yaran zorunlu kılar. Bu güvence, bu hakların tanındığı kişilerin ayrıcalığı olmamalı, herkesin yararına hizmet etmelidir.


Madde 13- Güvenlik güçlerinin giderleri ve idari harcamalar için erkeklerden ve kadınlardan eşit ölçüde katkı talep edilir. Kadınlar bu yükümlülük ve ödevleri yerine getirdiklerinden dolayı, mevki ve işlerin, alt ya da üst derece memurlukların ve diğer mesleklerin paylaşılmasına da katılmalıdır.


Madde 14- Kadın ve erkek yurttaşlar, bizzat ya da temsilcileri aracılığıyla, vergilerin zorunlu olup olmadığına karar verme hakkına sahiptir. Kadın yurttaşlar, varlıklarından, erkeklerle eşit oranda vergi verme ilkesini ancak, kamu yönetimine ve vergilerin toplanması, bunların kullanılması ve süresinin belirlenmesi sürecine katılabildikleri takdirde kabul ederler.


Madde 15- Kamu harcamalarına erkeklerle eşit olarak katkıda bulunan kadınlar, her kamu makamından mali işlerle ilgili olarak bilgi alma hakkına sahiptir.


Madde 16- Hakların güvence altına alınmadığı ve güçler ayrılığının benimsenmediği bir toplumun anayasası yoktur. Eğer ulusu oluşturan bireylerin çoğunluğu, yapımına katılmamışsa, o anayasa yoktur ve geçersizdir.


Madde 17- Ortak olarak ya da tek tek, mülkiyet her iki cinsin de hakkıdır. Herkes dokunulmaz ve kutsal olan bu hakka sahiptir. Yasalarca belirlenmiş kamusal bir zorunluluk bunu açıkça gerektirmedikçe, ayrıca adil ve önceden belirlenmiş bir tazminat ödenmedikçe, kimse ulusun asli miras payından yoksun bırakılamaz.


(ba/gk/dc/gc)