'6284 sayılı yasa hala kağıt üzerinde'
08:41
Eylem Daş / JINHA
İSTANBUL - Türkiye'nin ilk imzalıyıcısı olduğu İstanbul Sözleşmesi'nde yer alan 6284 Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un uygulanmaya başlamasına rağmen kadına yönelik şiddetin neden hala devam ettiğini değerlendiren Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'ndan Esen Özdemir, yasanın hala kağıt üzerinde kaldığını söyledi. Devletin kağıt üzerinde "muhteşem" yasalar koymasının bir önemi olmadığına işaret eden Esen, kadına yönelik şiddeti önlemek için siyasi bir iradenin olması gerektiğini söyledi.
Avrupa Konseyi tarafından İstanbul'da imzaya açılan "İstanbul Sözleşmesi"ne ilk imza atan ülke olma unvanına sahip olan Türkiye'de kadın katliamlarına her gün bir yenisi ekleniyor. İstanbul Sözleşmesi'nde yer alan 6284 Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Türkiye'de uygulanmaya başlandı. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda önemli meddeler içeren bu yasaya rağmen kadınların neden şiddete uğramaya devam ettiğini, 6284 sayılı yasanın neler getirdiğini, uygulamada nasıl bir yere sahip olduğunu Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'nda Sosyal Çalışmacı olarak çalışan Esen Özdemir anlattı. Esen, 6284 sayılı yasanın kadınların şiddete maruz kaldığı anda devletin kadınları korumakla yükümlü olduğu temel yasalardan biri olduğunu söyledi.
'Bu yasa kadının beyanını esas alıyor'
"Bu yasa, devletle biz kadınların arasındaki sözleşmedir" diyen Esen, yasanın yapım sürecinde feminist avukatların verdiği emeğe ve bu sebeple yerine geçtiği 4320 sayılı yasadan çok daha kapsamlı olduğuna dikkat çekti. Esen, yasanın kadının beyanını esas aldığını, kadının şiddete uğradığında sadece beyanı ile sığınak talebinde bulunabileceğini, koruma kararı alabileceğini, koruyucu ve önleyici tedbir kararlarını talep edeceklerini dile getirerek, bunlar için her hangi bir kanıt yada tanığa ihtiyaç olmadığını belirtti.
'Yasa hala kağıt üzerinde'
6284 sayılı yasanın içeriğinde talep ettikleri her şeyin yer aldığını söyleyen Esen, "Yasa ile şiddet uygulayan kişiyi evden uzaklaştırabilirsiniz, çocuğunuzun okul kaydını gizleyebilirsiniz, iletişim araçları ile sizi rahatsız etmesini engelleyebilirsiniz, yakın koruma talep edebilirsiniz hatta hakim kararı ile kimlik değişimi dahi yapabilirsiniz" dedi. Esen, yasanın uygulanmasında ciddi sıkıntıların olduğunu dile getirerek, yasa ile ilgili izleme raporu yayınladıklarını, ancak yasanın hala kağıt üzerinde olduğunu ifade etti. Yasanın uygulanmadığını kaydeden Esen,"Yasaya göre, koruma kararını yasanın 5. Maddesinde yer alan iletişim araçları, rahatsız etmeme, bulunduğu yere yaklaşmama gibi çok temel kararları yasa ilk çıktığı zamanlarda ilk altı ayda herkesin durumuna bakmaksızın şablon kararlar olarak veriyordu. Biz buna bile itiraz ediyorken son zamanlarda bu kararı altı aylık dahi alamıyoruz" dedi.
'Devlet prestiji için sözleşmeyi imzalayan ilk ülke oldu'
"Türkiye tanıtım çalışmaları ile sunduğu bu yasayı aslında kendi prestijini korumak için imzaladı. Hem de ilk imzalayan olduğu İstanbul Sözleşmesi'ne bakıldığında sözleşme 1 Ağustos'ta yürürlüğe girdi" diyen Esen, Mor Çatı olarak devlete "Bununla ilgili ne yapıyorsunuz" diye sorduklarında aldıkları cevabın aslında bir cevap bile olmadığını sözlerine ekledi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam'ın Avrupa'nın Türkiye'yi örnek alması gerektiğini söylediğine dikkat çeken Esen, "Bakan bu yasayı iç hukukumuza uyarladığımızı söylüyor. Baktığınızda evet doğru gibi ancak bunun hiçbir altyapısı yok ve aslında bu devletin gündeminde göstermelik bir şekilde duruyor" şeklinde konuştu.
'Siyasi irade toplumsal cinsiyet eşitsizliğini kabul etmiyor'
Devletin kağıt üzerinde "muhteşem" yasalar koymasının bir önemi olmadığına işaret eden Esen, kadına yönelik şiddeti önlemek için siyasi bir iradenin olması gerektiğini söyledi. İstanbul Sözleşmesi'nde kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklandığına vurgu yapıldığını ancak Türkiye'deki siyasi iradenin kadına yönelik şiddetin sebebini bu olarak görmediğini dile getiren Esen şöyle devam etti: "Bunu aileyi güçlendirme çalışmalarından, şiddete maruz kalan kadınlarla eşleri arasında arabuluculuk yapmasından erkekleri rehabilite etmesinden anlıyoruz. Bu politikaları güçlendirmek için devlet, aile yaşat büroları kuruyor, iki yıl önce 14 ilde pilot uygulama olarak başlayan ŞÖNİM ( Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi) iki yıldır hala pilot uygulama olarak kaldı yani iki yılda hala bir yol kat edilmedi" dedi.
(ed/dc/gc)

