Öztürk Türkdoğan: Barış olmazsa darbe olur
13:01
JINHA
ANKARA - İHD 17. Genel Kurulu’nda konuşan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, devlet içerisinde bulunan bir çok farklı yapının hala tasfiye edilmeğine dikkat çekerek, “Çözüm sürecinin geleceği açısında bu yapıların tasfiye edilmesi zorunludur. 6-12 Ekim olayları gösterdi ki çözüm süreci ilerlemezse Türkiye’de darbe olur” diye belirtti.
İnsan Hakları Derneği (İHD) 17. Olağan Genel Kurulu, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu’nda başladı. Genel Kurul’un yapıldığı salona, “Roboski katliamını unutmadık, unutturmayacağız”, “Susma suça ortak olma hasta mahpuslara özgürlük”, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” yazılı pankartların yanı sıra, Ermenice, Araçpa, Kürtçe ve Türkçe, faili meçhul cinayetler, hasta tutsaklar, Ermeni soykırımı ve evrensel insan haklarını konu alan onlarca pankart asıldı. HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, HDP Milletvekili Erol Dora, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Bilgen, DTK Eş Başkanı Hatif Dicle, KESK Eş Genel Başkanı Lami Özgen ve DİSK Genel Başkanı Kani Beko ve birçok gazeci, yazar ve akademisyenin katıldığı Genel Kurula, Türkiye’nin bir çok ilinden katılan İHD üyeleri ve yöneticileri katıldı. Ayrıca Genel Kurul’a Êfrin Kanton Başkanı Hevi Mistefa ile kanton yöneticileri ve uluslararası alandan birçok insan hakkı savunucuları katıldı.
‘Mücadelemizi kesintisiz yürüten Anneleri selamlıyoruz’
Devrim, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler adına yapılan saygı duruşunun ardından Genel Kurul başladı. Divan kurulunun başkanlığına seçilen Akın Birdal kısa bir konuşma yaptı. Akın, Kobanê’nin temel insan haklarının ve değerlerinin savunucu olmasının bu gün Kobanê bu kadar önemli yaptığı söyledi. Hakların ortak mücadelesinin Kobanê’de verildiği söyleyen Akın, “Bugün uluslararası alanda bir çağrı yapıldığı ve dünya hakları saat 14.00’de bu evrensel direnişe katılacak. Bizde bu direnişteki yerimizi elbette alacağız” dedi. Akın, Genel Kurul’da bulunan Cumartesi Anneleri’ne seslenerek, “Hasan Ocak’ın ailesi bize gelmişti ve Hasan’ı arıyoruz demişlerdi. Sonra hep birlikte aradık ve Hasan’ı bir kimsesizler mezarlığında bulduk. O günden sonra 27 Mayıs 1995’ten sonra ‘kayıplarımızı arıyoruz’ dedik ve son 500 haftadır kesintisiz meydanlardayız. Bu arayışı, mücadeleyi kesintisiz bu güne getiren Anneleri selamlıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Sürecin geleceği için sekretarya kurulmalı’
Ardından Genel Kurul’un açılış konuşmasını yapan Öztürk Türkdoğan, Rojava Devrimi ve Kobanê direnişi selamlayarak konuşmasına başladı. Türkiye’de insan hakkı ihlallerinin yaşanmaması için demokratik bir Anayasa’yı çözüm olarak sunan Öztürk, “Bizim mücadelemiz aynı zamanda demokratik bir Anayasa mücadelesidir” diye belirtti. Bu dönemin en önemli olayının fiili çatışmasızlık durumu olduğunu ifade eden Öztürk, “PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan 8’inci ateşkese, hükümetin uyması sonucu ilk defa fiili çatışmasızlık dönemi yaşanıyor. Ancak PKK gerillarının geri çakilmesine sürecini başlatmasına rağmen AKP hükümetinin adım atmaması ve demokrasi paketlerinin beklentileri karşılamadı” diye belirtti. Öztürk, diyalog sürecinden müzakere aşamasına henüz geçilememesinin süreçte büyük riskler oluşturduğuna vurgu yaparak, “Artık müzakere aşamasına geçilmeli. Öncelikle görüşmelerin yapıldığı İmralı Adası’nda bir sekretarya kurulmalıdır. Bu sürecin selameti açısından gereklidir. Bütün dünya örneklerinde gördük ki, bu tür sorunlar müzakare ile çözülür” sözlerini ifade etti. Öztürk, AKP hükümetini bir anca süreç için gerekli adımları atmaya çağırdı.
‘Barış olmazsa Türkiye’de darbe olur’
Devlet içerisinde bulunan bir çok farklı yapının hala tasfiye edilmeğine işaret eden Öztürk, “Siyasal iktidar yolsuzluk operasyonu ile birlikte devlet içerinden oluşan bazı yapıları tasfiye etmek zorunda kaldı. Ancak siyasal iktidar bazı yasa dışı paramiliter yapıların devlet içerisinde yaşamasına müsaade etti. 6-12 Ekim arasında yaşanan olaylarda onlarca insanın katledilmesinde bu oluşumlar etkili oldu. Çözüm sürecinin geleceği açısında bu yapıların tasfiye edilmesi zorunludur. 6-12 Ekim olayları gösterdi ki çözüm süreci ilerlemezse Türkiye’de darbe olur” diye belirtti. Arap Baharı için “Arap Kışı” benzetmesini yapan Öztürk, Ortadoğu’da yaşanan tüm savaşların ve IŞİD çetelerinin katliamlarına karşı Kobanê direnişi ve Rojava Devrimi’nin dur diyebildiğini ifade etti.
‘Hakikatleri Araştırma Komisyonu’na ihtiyaç var’
Öztürk, Cumartesi Anneleri’nin 500 haftayı geri bırakmasının, hak savunucularının asla mücadelelerini bırakmayacağını gösterdiğini belirtti. Öztürk, tüm kayıpların bulunması ve yargılanması için toplumun “Hakikatleri Araştırma Komisyonu”na ihtiyaç duyduğunu belirterek, başta PKK Lideri Abdullah Öcalan olmak üzere tüm siyasi tutsakların özgürlüğünün gündeme alınması ve mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. Hasta tutsakların durumuna da dikkat çeken Öztürk, hükümetin bu konu hiç adım atmaması ve insan haklarının önüne bürokrasinin konmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.
‘Eşit yurttaşlık talepleri karşılanmıyor’
Alevi halkının da eşit yurttaşlık temelinde hiçbir talebinin karşılanmadığı söyleyen Öztürk, eğitim sistemi ile toplumun muhafazakarlaştırıldığı ve eğitimdeki hak ihlallerine yönelik AİHM kararlarının bir an önce uygulanması gerektiğini kaydetti. Öztürk, Ermeni soykırımının takipçisi olacaklarını ve geçen genel kurulda tüzüğe işlenen “soykırıma karşı mücadele” maddesinin gerekliliklerini yerine getirmeye çalıştıklarını belirtti.
‘Neo-liberal politikaların son noktası toplu işçi kıyımları’
Son birkaç yılda binlerce insanını iş cinayetlerinde katledilmesinin de neo-liberal politikaların bir sonucu olduğunu söyleyen Öztürk, İHD olarak bundan sonra iş cinayetlerine daha duyarlığı olacaklarını belirtti. Öztürk, AKP hükümetinin neo-liberal politikalarının geldiği son noktanın toplu işçi kıyımları olduğu dile getirdi.
Genel Kurul konukların konuşmalarıyla devam ediyor…
(mgr/mg)

