Biri dağlarda diğeri ise Kobanê'de ölümsüzleşti
08:17
Asiye Tekin-Derya Ceylan/JINHA
ÊLİH - PKK saflarına katılan ve 2012 yılında yaşanan çatışmalarda yaşamını yitiren Muhabbet Karaer'in ardından çok sevdiği kardeşi Tuba Karaer de katıldığı tarihi Kobanê direnişinde 22 Ekim günü DAİŞ'in saldırıları sonucu yaşamını yitirdi. Muhabbet'i ve Tuba'yı anlatan kardeşleri, her iki kardeşin de Vejin ismini alarak farklı kişiliklerine rağmen aynı noktada buluştuklarını belirtti.
DAİŞ'in Kobanê'ye dönük saldırıları nedeniyle dört ay önce YPJ saflarına katılan Tuba Karaer (Vejin Koçer), 22 Ekim günü IŞİD çeteleriyle girdiği çatışmada yaşamını yitirdi. Ardahan Üniversitesi'nde Edebiyat Bölümü'nü okuduğu sıralarda katıldığı bazı etkinliklerden dolayı tutuklanan Tuba, Erzurum Cezaevi'nde iken Aydın'da "Kadının Sesi Dergisi"nde çalıştı. 2012 yılında PKK saflarına katılan ablası Muhabbet Karaer'in (Vejin Êlih) yaşamını yitirmesi ile yönünü Kobanê'ye çevirdi. Kardeşleri Muhabbet'i ve Tuba'yı anlatarak, her iki kardeşin Vejin ismini alarak farklı kişiliklerine rağmen aynı noktada buluştuklarına dikkat çekti.
'O ödül senin hakkın sen kazandın'
Çocukluğundan beri Tuba ile daima yan yana olduklarını söyleyen kardeşi Esra Karaer, DAİŞ'in Tuba'yı kendisinden ayırdığını belirtti. İlk, orta ve lise eğitimini Tuba ile beraber aldıklarını ifade eden Esra, "Tuba ile okulda hep voleybol oynardık, Tuba hep karşı takımda oynardı. Benim olduğum takım kazanınca, bana kızardı, onun takımı yendiğinde ise ben ona kızardım. Bir gün karşılıklı voleybol maçı oynadık tesadüfen ikimiz sona kaldık, yarışı ben kazandım. Bana kızarak, 'ben senin büyüğünüm, benim atmam gerekiyordu, ben kazanmalıydım' dedi. Bende üzüldüm, 'yeniden oynayalım, sen kazan' dedim. Kabul etmedi, 'o ödül senin hakkın, sen kazandın' dedi. Ödülü aldığımda herkesin önünde ödülü ablam için aldığımı söyledim. İsmini anons ettiğim için çok sevindi, gururlandı ve gelip beni öptü, 'aferin' dedi. Tuba ciğer yemeyi çok severdi. Bir gün lüks bir restorana gittik, paramız yetmezse ne yaparız? diye düşündük. 'Olmaza bulaşık yıkarız, ya da bizi kovarlar' dedim. Tuba ise 'hayır ben kendimi kovdurtmam' dedi. Biz paramız yetmezse yetmesin, yemeğimizi yiyelim, çayımızı içelim çaresine bakarız dedik. Sonra paramızı denkleştirdik. Ama yol paramız kalmadı, güle oynaya yürüyerek gittik" diyerek ablası Tuba'yı anlattı.
'Ablam şehit düşünce Tuba cezaevindeydi'
Esra, Tuba'nın Ardahan Üniversitesi'nde Edebiyat Öğretmenliği okurken tutuklanıp Erzurum Cezaevi'ne girdiğini söyleyerek, "Tuba cezaevindeyken PKK saflarına katılan ablam Muhabbet'in şahadet haberi geldi. Ben babam ve dayım Tuba'nın ziyaretine gittik. Ona ablamın şahadetini söyleyemedik. Ama insan birbirini görünce duygusallaşıyor, birbirine sarılmaya ihtiyaç duyuyor. Onu görünce gözyaşlarım döküldü, 'sen niye ağlıyorsun yanıma gelmişsin, mutlu olman gerekiyor' dedi. Bende içimde tutarak hiçbir şeyi söyleyemedim" şeklinde konuştu.
'O kefenin içinde çok sesiz kaldı'
"Bir kadının içinde canını feda edecek kadar bir inancı varsa bu halk sonunda kazanır" diyen Esra, "Anlatılacak çok şey var ama dile dökülmüyor. İnsan hep düşünüyor, ablam geçmişte hep olacak ama gelecekte yok. Bir hayal olarak kalıyor, siması gözlerimin önünden gitmiyor. Deli dolu bir insandı, hiç susmazdı, o kefenin içinde çok sessiz kaldı" ifadelerine yer verdi.
'Muhabbet hiç tanımadığı insanlarla Newroz halayının başındaydı'
Kardeşlerinden önce Muhabbet'i anlatarak sözlerine başlayan abla Gamze Karaer, "Muhabbeti anlatmak çok zor, onu anlatmaya ne gün, ne ay, ne de sene yeter" dedi. Gamze, "Muhabbet bir gün İzmir'de bana 'Gel Newroz'a gidelim' dedi. Biz sadece Kürt olduğumuzu biliyorduk, daha önce hiçbir şeye katılmamış ve zafer işareti yapmamıştım. Muhabbet halayın başına geçmişti. Biz feodaldik, yabancı erkeklerin eline girip halay çekmek bizde ayıptı. Muhabbet ise halayın başında zafer işareti yapıyordu, birde beni halaya çağırıyordu. Bana 'neden zafer işareti yapmıyorsun' demişti. Bende halaya girdim. Bizde kadınların bu işlerle uğraşması tersti. Kadının Sesi dergisinde çalışıyordu. Biz Muhabbet'in dergide çalışmasına karşı çıktık onu mücadeleden ayırmak istedik ama olmadı" sözlerine yer verdi.
'Tuba konuşmayı daha bilmiyordu zafer işareti yapıyordu'
Tuba'nın elinde büyüdüğünü dile getiren Gamze, Tuba'nın henüz iki yaşında iken zafer işareti yaptığını söyledi. Gamze, 1990'lı yıllarda Batman'daki evlerinin penceresinden zafer işareti yaptığını kaydederek, "Akrabalarımızdan biri bir gün penceremizin önünden geçerken Tuba zafer işareti yaptı, akrabamız ise PKK'ye katılan dayımı hatırlatarak, Tuba için 'bu kız kesin dayısının yolundan gider' diye belirtti. Ben o sırada Tuba'ya bir tokat attım 'sen ne yapıyorsun, seni öldürürler' dedim. Konuşmayı bilmiyor ama parmağını kaldırmıştı. Tuba ile ilgili bir diğer anım ise, okul tatil olunca İstanbul'a yanıma gelmişti. Bana, 'Abla sen Muhabbetsiz nasıl yaşıyorsun, onsuz bir hayat olmaz olsun' diyordu. Bende evli olmasaydım belki bir şey yapardım. Ama evliydim ne yapabilirdim ki" diye belirtti.
'Tuba hayatı çok seviyordu'
Tuba'nın yaşamı çok sevdiğini ancak her şeyi içinde yaşadığını söyleyen Gamze, Tuba'nın bir diğer özelliğinin ise kendisine bakan ve kendisini seven bir kişiliği olduğunu dile getirdi. Gamze, "Bazen yan yana geldiğimizde bana 'sen benim yanımda cüce kalıyorsun' diyordu. Bende 'ne yapayım Allah sana her şeyi vermiş, Tuba hayatı çok seviyordu, Tuba benim gözümde hala çocuk. Tuba'nın ölümünü kabullenemiyorum, ölümü yakıştıramıyorum. Tuba DAİŞ kadar vahşi bir örgüte karşı savaşacak kadar cesaretli miydi? diye düşünüyorum. Tuba nasıl silah kullanır, herkes bunu yapamaz. Dünya'da Kürt kadınları gibi hiçbir kadın cesaretli olamaz, ne Avrupa, ne Amerika, ne de Türk kadını, Kürt kadını kadar cesaretli olamaz" diye konuştu. Gamze, bütün insanlığa seslenerek, "Hepimiz bir olalım ve Kobanê'nin zaferi için direnişe katılalım" dedi. Gamze, AKP'li Kürt vekillere seslenerek, "Eğer şereflilerse hükümetin Kobanê politikasına karşı tepki göstererek istifa ederler" dedi.
'Gerilla olacağını Karadeniz'in dağlarında fark ettim'
Ağabey Yılmaz Karaer, mevsimlik tarım işçisi olarak çalıştıklarını kaydederek, "Biz her yıl Karadeniz'e fındık toplamaya giderdik. Karadeniz'e fındık toplamaya gidişlerimizden birinde, Muhabbet'le beraber ormanlık alanda yürüdük. Muhabbet'in o kadar seri bir yürüyüşü vardı ki ben ona baktığımda 'sen gerilla olacaksın' diyordum, Adı Muhabbet idi ama ben ona Xebat diyordum. Karadeniz'in dağlarında kız kardeşimin gerilla olacağını fark ettim. Muhabbet, ağaçlara tırmanırken ben korkuyordum. Ama Muhabbet gerçekten sonunda gerilla oldu" sözlerine yer verdi.
'Ablamın yolundan gideceğim'
Tuba'yı deli dolu biri olarak nitelendiren Yılmaz, Tuba'nın renkli bir yaşam tarzı olduğunu dile getirdi. Yılmaz, Tuba'nın deli dolu olmasının yanı sıra nazik ve kibar bir kişiliği olduğunu belirterek, "Tuba hayata çok güzel bakıyordu, giyinişiyle, yürüyüşüyle deli dolu biriydi. İzmir'e geldiğinde üşüyordu, ona 'Ardahan'ın bütün karını İzmir'e getirdin' dedim. İzmir'de 10 sene boyunca kar yağmamıştı. Onun İzmir'e geldiği gün kar yağdı. Biz kar yağdı diye sevinip dışarı çıktık, o hiç tepki vermedi ve 'ben kara alışkınım' dedi. En çok makarnayı ve menemeni severdi. Edebiyat öğretmenliğini okuyordu, öğretmen olacaktı, nasip değilmiş demek ki. Tuba, babama çok düşkündü, babamda ona çok düşkündü. Ayda bir Ardahan'a giderdi. Biz Tuba'nın mücadele ile tanıştığını bilmiyorduk. Sonradan da Erzurum Cezaevi'ne girdiğini öğrendik. Ben onun katılım yapacağını beklemiyordum. Demek ki diğer kardeşimin yolundan gitti. Sonra elimize bir mektubu geçti. Mektubunda 'ablamın yolunda gideceğim, hakkınızı helal edin, benim için hayırlısı budur' diyordu" ifadelerini kullandı.
'Mektubunda ablamın yolunda gideceğim diyordu'
Yılmaz, Tuba'yı bir çocuk olarak gördüğünü söyleyerek, "Ben Tuba'nın hayatında o cesareti göremiyordum. Demek ki o vahşi örgüte karşı savaşabilmek için güzel bir eğitimden geçmiş. Çetelere karşı savaşmak onurlu bir direniştir. Bu vahşi örgüte karşı savaşıp şehit düşmüş ve bu mertebeye ulaşmışsa ne mutlu ona. Bu yolda şimdi Kobanê'de direnen bütün yoldaşlar büyük bir direniş gösterip başardılar. Musul'u bir saatte aldılar, Kobanê günlerdir direniyor, bütün YPJ ve YPG'lileri candan selamlıyor, onlarla gurur duyuyorum" şeklinde konuştu.
(at/dc/mg)

