Çadır kentte umuda tutunanlar!
11:01
JINHA
RIHA – Kobanê’de direniş 50’inci gününe girdi. 7’den 70’e çocukları, gençleri, kadınları, eşleri, babaları, anneleri ve yaşlıları direnen Kobanêliler, her yerde ve zamanda yaşamlarını direnerek örüyor. Asla ve asla dönüş umutlarını yitirmeyen Kobanêlilerin çadır kentteki yaşamları objektiflerimize yansıdı.
Binlerce yıldır yaşadığı coğrafyada “kimliksiz” bırakılan Mezopotamya’nın kadim halkı olan Kürtler, kendi kimliğiyle yaşamanın mücadelesini veriyor. IŞİD çetelerinin Kobanê’ye yönelik işgal saldırılarının ardından yerini yurdunu terk eden binlerce kişi, Suruç’taki çadır kentlere yerleşti. Bedel ödeyerek özgürlüğe doğru yol alan Rojava halkı, tüm dünya halklarını IŞİD’in vahşetinden korumak için 50 gündür Kobanê’de savaşırken, Suruç’a gelen çoğunluğu çocuk, yaşlı ve hasta olan Kobanêlilerin çadır kentlerdeki yaşamları fotoğraf karemize yansıdı.
Objektifimize yansıyanlar
Arîn Mîrxan Çadır Kenti’nde sabahın ilk ışıklarıyla eğitim çadırının yolunu tutan çocuklar, “Rojbaş” tekmiliyle güne başlıyor…
Qeq ile nakşedilmiş ellerini ve yüzlerini yıkayan yaşlı kadınlar, yalın ayakla çadır kentin çamurlu sokaklarında gezen çocukların bakışları…
Güne çadırlarının önünü temizlemekle başlayan kadınlar, çadırlarını basan yağmur suyunu tahliye etmek için kovalara sarılır. Hep birlikte oturulan kahvaltıda her zamanki gibi çocuk sesleri yayılır etrafa…
Çamurun keyfi çocuklara, eziyeti annelere kalır. Dayanamayıp altını ıslatan çocuğun feryadı…
Çadırın bir köşesinde oturan yaşlı erkek ve kadınlar, beraberinde getirdikleri kaçak sigaradan sarar, acı kahve ısmarlarlar birbirlerine…
Birçok kentten ve ülkeden gelen gönüllüler çadırları kurmaya koyulur…
Arîn Mîrqan Çadır Kenti’nin en renkli yüzü Elî. Zihinsel engelli olan genç, çadır kente gelen tüm misafirlerin ilk karşılayanı ve tokalaşanı…
Savaşların ve tüm acıların tanığı yaşlılar, gözyaşlarını içlerine gömüyor. Bastonu elinden bırakmayan dede, Kobanê’de savaşan Kürt gençlerine dua ediyor, her gün geri dönmenin umuduyla yaşıyor.
Ateşin üzerinde tenekede kaynattıkları su ile günlerce yıkanmamış çocuklarını çadırda yıkamaya koyulan kadınların telaşı ve gözü köpükten yanan çocuklar…
Yırtık yastık yüzleri diken yaşlı nine, “İğne ipliğimi Kobanê’den getirdim” esprisini yapıyor.
Güneşli havayı fırsat bilen Kobanêli kadınlar, Suruç Ovası’nda sonbaharda yeşeren şifalı otlar toplamaya çıkar. Toplanan otlar önce yıkanır, sonra pişirmek üzere ateşin üzerine konulur. Ot kokusu etrafa yayıldıkça biriken çocukların heyecanlı bekleyişi…
“Cenaze töreni düzenlenecek” çağrısıylaçadır kentte bulunan herkes, Suruç mezarlığına doğru yol alır. Özgürlük yolunda büyük canlar ve bedeller veren Kobanêliler, çocuklarını toprağa verirken bile asla kurtuluş ve özgürlük umutlarını yitirmedi…
(fa/rp/mg)

