Sınırdaki gençler: Kobanê hepimizin devrimidir

11:23

 


JINHA


RIHA - Sınır hattında Kobanê direnişiyle dayanışmak amacıyla yapılan direniş nöbeti eylemlerine her gün toplumun farklı kesimlerinden ve farklı kimliklerinden yeni bir destek geliyor. Sınır direnişine katılan Koç Üniversitesi Tarihsel Sosyoloji Bölümü yüksek lisans öğrencisi Ceren Gülbudak, “Kobanê sadece Kürtlerin değil hepimizin meselesi” derken, Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü doktora öğrencisi Olcay Çelik ise, “Bu devrim benim de devrimin. Benim devrimimi savunanlara destek olmaya geldim” dedi.


Kobanê’de DAİŞ çetelerinin saldırılarına karşı YPG ve YPJ güçlerinin tarihi direnişi 50’inci gününe girerken sınır hattında Kobanê direnişine ses olmak amacıyla yapılan direniş nöbeti eylemlerine ise her gün toplumun farklı kesimlerinden ve farklı kimliklerden insanların desteği de artıyor. Sınır hattındaki direnişe İsveç’ten, İzmir’den, İstanbul’dan gelerek dahil olan gençler hem sınır direnişi eylemlerine dahil oluyor hem de DAİŞ çetelerinin saldırıları sonrası Suruç’a gelmek zorunda kalan Kobanê’li çocuklar ve yaşlıların ihtiyaçlarının karşılanması noktasında çalışmalara katılıyor. “Kobanê sadece Kürtlerin meselesi değil hepimizin meselesi” diyen gençler, Kobanê’nin özgürlüğünün ise eşit, adil ve özgür bir yaşamının mümkün olacağını kanıtlayacağı görüşünde.


‘Kobanê sadece Kürtlerin değil hepimizin meselesi’


Bir haftadır sınır hattında bulunan Mehser köyünde devam eden direniş nöbeti eylemlerine dahil olan Koç Üniversitesi Tarihsel Sosyoloji Bölümü yüksek lisans öğrencisi Ceren Gülbudak, hem direniş nöbeti eylemlerine dahil olduğunu, hem de Kobanê’den göç etmek zorunda kalan kadın, yaşlı ve çocukların yaşadığı çadır kentlerde yardım çalışmalarına dahil oluyor. Kobanê’de DAİŞ çetelerinin saldırılarına karşı devam eden direnişin kendisi için büyük bir anlam ifade ettiğini ve bu sebeple sınır hattında olduğunu kaydeden Ceren, “Kobanê’de, insanı mağdur eden ne varsa, insanı insana ezdiren ne varsa gerek ekonomik gerek kültürel, gerekse de siyasal olarak her türlü şeye dair bir cevap üretmeye çalışan, insandan yana bir birlikte yaşam düzeni oturtulmasına dair bir umut var. Esasında elbette ki insanlar yerlerinden topraklarından ediliyor ama bir yandan da açılan savaş  orada inşa edilen yaşam düzenine karşı da yapılıyor. Biz buraya gelirken ya da bulunduğumuz yerlerden burayı düşünürken, biraz da meseleyi kendimizden kurmamız gerekiyor” dedi.


‘Kobanê hepimizin meselesi’


Kobanê’nin yalnızca Kürdistan ve Kürtlerin sorunu olmadığına dikkat çeken Ceren, “Kobanê sadece Kürtlerin meselesi değil, hepimizin meselesi” diye belirtti. Sınır direnişindeki yaşama da dikkat çeken ve Kobanê’de hayal ettikleri özgür yaşamı sınır direnişinin devam ettiği köylerde hayata geçirmeye çalışıldığını kaydeden Ceren, “Birlikte savaşma hali ya da sınırın bu tarafında Aleviler, Kürtler, Avrupa’dan insanlar, kadınlar, İslam aleminden insanlarla buluşmamız bile oradaki gerçeği anlatıyor. Birlikte savaşması tüm toplumsal kesimlerin bu savaşa birlikte savaşa ses çıkarması oradaki şeyin ne kadar somut ne kadar gerçek ve uzak bir hayal olmadığını gösteriyor. Bu bakımdan çok önemli. Şu an şehir yıkılıyor olabilir. Ama orayı ora yapan şey aslında şu an hala orada” diye konuştu.


‘İnsanlar artık Newyork gibi Kobanê’nin nerede olduğunu biliyor’


Kobanê ile dayanışmak amacıyla sınır direnişine İsveç’ten katılan Murat Kanlıbaş, sınır direnişine katılma sebebini “Kobanê’den gelen çocukların biraz da olsa yüzünde gülümseme yaratabilmek onların yalnız hissetmemesini sağlamak için” diye açıkladı. Toplumun farklı kesimlerinden ve farklı kimlik ve kültürlerinden birçok insanın sınır hattında Kobanê için kenetlenmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Murat, “İşveç’te de eylemler oluyor fakat buraya gelip yerinde direnişe destek vermek istedim. Herkes buraya gelip görmeli destek vermeli. Buraya gelip tekrar insanların insan olduğunu hissetmesi gerekiyor. Dünya tarihinde böyle bir direniş görülmedi” dedi. Kobanê direnişinin herkesin artık gündemine oturduğunu belirten Murat, “Orada öyle bir direniş var ki insanlar artık Newyork gibi Kobanê’nin nerede olduğunu biliyorlar. Bunu herkes biliyor artık. Artık dünyanın Kürtleri kabul etmesi gerekiyor. Burası Kürdistan. Bunun kabul edilmesi gerekiyor” sözlerini ifade etti.


‘Kendi devrimimi savunmaya geldim’


Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü doktora öğrencisi Olcay Çelik ise, sınır direnişine dahil olanlardan. Ailesi Rumeli göçmeni olan Çelik, geçmiş ve köken itibariyle Kürdistan coğrafyasıyla bireysel olarak kesişen bir yanının olmadığını fakat Kobanê direnişi ile Kürdistan coğrafyasına geldiğini ve sınır hattında direnişe dahil olduğunu söyledi.  Olcay, “Kobanê’de yaşananı çaresiz insanların barbarlar tarafından uğradığı saldırı olarak görmüyorum. Acınası durumda bir halk yok, bir insanlık dramı olarak da görmüyorum. Orada bir devrim var ve devrimin savunusu olarak görüyorum. Bu hayata karşı hayatın içinden yapılmış bir devrimdir. Tüm dünyanın somut manada özgürlük ve eşitlik bilincinin gerçekleştiği bir yerdir Kobanê. Komünal ekonomisiyle, demokratik özgürlüğün inşasıyla burada tüm dünya için bir devrim vardır. Dolayısıyla benim için de bir devrim vardır. Buraya kendi devrimimi savunmaya geldim. Bizim devrimimizi savunanlara destek olmaya geldim” diye konuştu.


‘Kobanê’nin özgürleşmesi Türk halkının da özgürleşmesi anlamına gelir’


Murat, Kobanê’de YPG ve YPJ’nin zaferinin tüm Ortadoğu’da halkların bir arada eşit, özgür ve dayanışma içinde sermayenin, erkekliğin ve baskıların dışında da yaşayabileceğini tüm insanlığa göstereceğini vurguladı. Murat, “Kendisine muhalifim, demokratım diyen bir insanın Kobanê’den başka bir derdi olamaz. Türk halkı da Kobanê’ye anlamaya çalışırsa aslında kendisini anlayacak. Buranın özgürleşmesi için destek verirlerse aslında kendileri özgürleşecek. Çünkü burada insanlığın özgürlüğü için bir tarih yazılıyor. Eğer Rojava’da ne olduğunu merak ediyorlarsa onlar da buraya gelip gözlemleyebilirler” dedi.


‘Suruç’ta bir Kobanê yaratıldı’


Sınır hattındaki direnişe ilk başladığı günlerde İzmir’den gelerek dahil olan ve çadır kentlerde Kobanêli çocuklar için eğitim çalışmalarının içinde yer alan atanamayan öğretmenlerden Fidan Kanlıbaş da, “Televizyonun karşısında oturup burada yaşananları izlemek daha zordu ve ben de buradaki sınır direnişine destek olmaya geldim” dedi. Çadır kentlerdeki çalışmalara değinen Fidan, “Kobanê bir taraftan savaşı yaşarken biz Suruç’ta Kobanê’yi yarattık. Bu savaş bize Kobanê kaybettirilmeye çalışılırken iki Kobanê yarattı. Devlet de bunu fark ediyor. Ve hiçbir taraftan destek vermiyor. Ne çocukların ihtiyaçları noktasında ne sağlık ihtiyaçları noktasında devletten destek yok. Hatta kendi çadır kentlerinde olan Kobanêlilerle iletişime geçtiğimiz de ciddi anlamda asimile etmeye çalıştığını görüyoruz” diye kaydetti. İnsanların hem çadır kentlerdeki Kobanêliler için hem de sınır direnişine dahil olmaları için sınır hattında olması gerektiğini ifade eden Fidan, “Ama biz buraya birkaç saatliğine gelip, sonra giden insanları istemiyoruz. Yardım da değil destek istemiyoruz. Bunun doğru anlaşılması gerekir. Birlikte hareket edebileceğimiz bu mücadeleyi birlikte duyurabileceğimiz insanların gelmesini istiyoruz” diye konuştu.


(ekip/rp/mg)