'Demokratik Ekonomi Konferansı' başladı
11:57
JINHA
WAN - Demokratik Toplum Kongresi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Van Büyükşehir Belediyesi, Mardin Büyükşehir Belediyesi ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen "Demokratik Ekonomi Konferansı" 230 delegenin katılımıyla başladı.Konferansta konuşan DTK Eş Başkanı Hatip Dicle, bölge ekonomisini yeniden ayğa kaldırmak gerektiğine vurgu yaparak, “Ekonomiyi tekrar ayağa kaldırmak, barışçıl bir ortamı gerektirir" dedi.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Van Büyükşehir Belediyesi, Mardin Büyükşehir Belediyesi ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası tarafından organize edilen "Demokratik Ekonomi Konferansı" Van Büyükşehir Belediyesi Nuda Kültür Merkezi Konferans Salonu'nda 230 delegenin katılımıyla başladı. Konferansa Van Büyükşehir Belediyesi eş başkanları Hatice Çoban ve Bekir Kaya, DTK eş başkanları Hatip Dicle ve Selma Irmak, DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, HDP milletvekilleri Özdal Üçer, Demir Çelik, Hüsamettin Zenderlioğlu, DBP'li il ve ilçe belediye eş başkanları, Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH), bölgeden ve Türkiye'den aktivistler, STK'lar, akademisyenler, gazeteciler, siyasetçiler de katıldı. Konferansın düzenlendiği Nuda Kültür Merkezi Konferans Salonu'na "Werin em av, ax û vejena xer bikin komun û jiyana azad û demokratîk biafirînin!", "Toprağımızı, suyumuzu, enerjimizi komünleştirelim demokratik özgür yaşamı inşa edelim!" pankartları, Sakine Cansız, Leyla Şaylemez, Arîn Mirkan, ve Suphi Ağırnaslı ile PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın posterleri asılırken, iki gün sürecek olan konferansa basın da yoğun ilgi gösterdi.
İş cinayetlerinde yaşamını yitirenler anıldı
Konferansa başlarken özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşunda bulunulduktan sonra Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Bekir Kaya, ev sahibi olarak katılımcıları selamlamak üzere kısa bir konuşma yaptı. Katılımcılara "Hoş geldiniz" diyen Bekir, Soma, Ermenek, Isparta cinayetlerinde hayatlarını kaybedenleri de anarak, bunların devletin cinayetler sistemi olduğunu vurguladı. Tüm insanlığın ortak mirası olacak Kobanê'yi de selamlayan Bekir, "Kobanê'de yaşamlarını yitiren tüm şehitlerimizi Arîn Mirkan ve Suphi Ağırnaslı şahsında anıyorum. Yarın 3. yıldönümü olan ve Van'da yıkım yaratan 9 Kasım depreminde yaşamını yitirenlere rahmet diliyor, yardım edenlere minnetlerimi sunuyorum. Kobanê'de şehit düşen Suphi Ağırnaslı, burada da Van halkına yardım etti. Japon doktor Niyazaki'yi de minnetle anıyorum" dedi. Bekir konuşmasını, konferansta elde edilecek verilerin yeni yaşamın inşasında bir perspektif çıkaracağını dileyerek sonlandırdı.
'Soykırımlar, Türkiye'nin ders çıkarması gereken belgelerdir'
Ardından ise DTK Eş Başkanı Hatip Dicle açılış konuşması yaparak, "Bugün aylardır devam eden çeşitli atölyeler halinde emek verilen çalışmanın konferans aşamasını icra edeceğiz" dedi. Konferans için emek sarf edenlere teşekkür eden Hatip, kritik bir süreçten geçildiğine dikkat çekti. Kürdistan ve Ortadoğu'nun en önemli zulüm dönemlerinden birisine tanıklık ettiğine işaret eden Hatip, "Siyaset, ekonominin en yoğunlaşmış ifadesidir. Son siyasal konjonktüre değinmeden ekonomiye girmek istemedim. Yüz yıl önce başladı her şey. 1. Dünya Savaşı içinde başta İngiliz ve Fransızların Syks Pycot Anlaşması ile 1920'lerde Kahire Konferansı'nda Ortadoğu'nun paylaşılması ve Osmanlı'nın tarihe gömülmesi kararlaştırıldı" dedi. "Kürt halkı 1. Dünya Savaşı'ndan sonra kendi iradesi dışında dörde bölündü" diyen Hatip, Kürtlerin dili, kültürü, kimliğini hiçe sayılarak bölündüğüne işaret etti. Kürdistan'da Kürtlerle birlikte yaşayan Ermeni ve Süryani halkların da bir soykırımdan geçirildiğini vurgulayan Hatip, Türkiye'nin bu soykırımların bütün boyutlarıyla yüzleşmemesine dikkat çekerek, bunların, ders çıkarılması gereken belgeler durumunda olduğuna değindi.
'Kürt halkı bütün soykırımlardan geçirildi'
Kürt halkının fiziki olarak olmasa da bütün soykırımlardan geçirildiğinin altını çizen Hatip, Kürt halkının bunu kabul etmediğini ve bütün parçalarda direnişin yaşandığını dile getirdi. Rojava devrimi ve Kuzeyde 40 yıldır süren bir mücadelenin diyalog sürecine girdiğine de işaret eden Hatip, son 25 yıldır Ortadoğu'nun 3. Dünya Savaşı'nı yaşadığına değindi. Bunu Körfez Savaşı ile başlatılabileceğini vurgulayan Hatip, 3. Dünya Savaşı ile yüz yüze olunduğunun bütün halkların bilince çıkarması gereken bir gerçek olduğuna işaret etti.
'Kobanê 'Şehitkent' olarak anılıyor'
Ortadoğu'yu yeniden dizayn etmek isteyen güçlerin bunu IŞİD ile yapmak istediğini kaydeden Hatip, IŞİD'in Irak'a saldırılarına da dikkat çekerek, neredeyse Bağdat'ın düşecek olduğunu kaydetti. En son olarak Kobanê'nin saldırılara maruz kaldığını ifade eden Hatip, şunları söyledi: "Kobanê 15 kilometre uzaklıktaki IŞİD tehlikesi için dünyaya çağrı yaptı, tehlikenin geldiğini söyledi. Uluslararası bir koalisyon kuruldu. Adeta seyrediyorlardı. Kobanê'nin düşmesine ramak kalana kadar sustular. Türkiye de bu olanın içindeydi. IŞİD'e ne kadar destek verdiklerini biliyoruz. Sonuçta Kobanê bugün 'Şehitkent' olarak anılıyor. Bir şehrin bütün alt yapısını ağır silahlarla dümdüz ettiler.
‘İkinci bir Kobanê yaşanmaması için Türkiye’ye çağrımız var’
Bu sabah bile Afrin Başbakanı Mustafa, çetelerin Afrin'e doğru harekete geçtiklerini, ikinci bir Kobanê yaşanmaması için, Türkiye'nin kendilerine sınır kapısı açmalarını talep ettiler. İkinci bir Kobanê yaşanmaması için Türkiye Hükümetine çağrımız var: Afrin'de bir yakıp yıkılma yaşanmadan önlem alınmalıdır. Uluslararası güçler de bu çağrıyı dikkate almalıdır. Türkiye Cumhuriyeti devleti de iki yıldır Sayın Öcalan ile bir diyalog süreci yürütüyordu. Bizler Kürtleri dört parça diye ayırmıyoruz. Türkiye de Kürtlerin yeni durumunu doğru tahlil ederek, Kürt ulusal birliğini dikkate alarak, Kürt fobisinden süratle kurtularak, Kürtlerle bir çözüme gidecekse, acilen bir adım atması gerektiğini bilmelidir.”
Konferansın Kadriye ve Kobanê şehitlerine adanması önerisi
Hatip konuşmasının devamında, "Bizler Kürtler olarak askeri yolla çözüm olmayacağını bilerek, siyasi yolları hiçbir tereddütte kalmadan seçerek, Kürt halkının zaman zaman sinir uçlarına dokunulmasına rağmen sürdürüyoruz. Kürtler ile sürdürülecek görüşmelerin devamı ve Kürtlerle anlaşma yollarının bulunması, hem bu 3. Dünya Savaşının sonuçları ve felaketlerinin Türkiye'yi sarsmasını önemli ölçüde etkileyecek, hem de yaptığı hatalardan ders çıkararak daha samimi politik bir tutum alacak" şeklinde konuştu. "Kazanacaksak hep birlikte kazanacağız, acı ve kaybetme yaşanacaksa da hepimiz kendi ölçeğimizde yaşayacağız" diyen Hatip, konferansı birkaç gün önce askerlerin hedef göstererek katledilen Kadriye Ortakaya ve Kobanê şehitlerine adanması önerisinde bulundu.
'Kürdistan bu kadar sömürüyü hiçbir zaman yaşamamıştı'
Kürt coğrafyasının milattan önce 12 bin yıllarından itibaren tarım ve köy devriminin ilk yapıldığı topraklar olduğunu kaydeden Hatip, neolitik dönemde yapılan icatların, kadının ana olarak var olduğu dönemde ekonomi üzerindeki belirleyici etkilerinin herkes tarafından bilindiğine dikkat çekti. Tarım ve köy devrimlerinin merkezi olmanın sömürgeci devletler tarafından kölecilik işletilirken, aşiret konfederasyonları adı altında büyük bir özgürlük mücadelesi yürütüldüğünü kaydetti. Kobanê'deki direnişin tarihin içinde gizli olduğuna dikkat çeken Hatip, ekonomik açıdan hiçbir zaman Kürt coğrafyasının bugün yaşadığı sefaleti ve sorunları yaşamadığının altını çizdi. Kürtlerin tarihte birçok büyük güçlerin saldırılarına uğradığını, ancak bu kadar açlık ve yokluk, kendi ekonomisini denetleyemeyecek durumda olmadığını yineleyen Hatip, Ermeni ve Süryani soykırımlarının aynı zamanda büyük bir ekonomik soykırım olduğunu ifade etti.
'Ekonomiyi ayağa kaldırmak, barışı gerektirir'
1927'de Diyarbakır'ın sanayi envanterinde üçüncü sırada olduğuna dikkat çeken Hatip, devletin de en büyük amaçlarından birisinin Kürdistan ekonomisinin çökmesi olduğunu dile getirdi. “Köy boşaltmaları, yakmalar Kürdistan ekonomisini alt üst etti” diyen Hatip,"Şehirlerimiz Avrupa şehirlerinin 100 yılda gördüğü nüfus patlamalarına tanık oldu. Bu 10 yıla sıkıştırıldı adeta ve şehirlerimiz birden bire köyleşti, ama ekonomisi çökmüş halde. Kürdistan ekonomisinin temeli tarım ve hayvancılıktı. Koçerlik adeta bitirildi, yaylalarımız yasaklandı. Kürdistan 12 bin yılda böyle bir felaket görmedi" ifadelerinde bulundu.
Anadolu ile bölge arasındaki milli gelir arasında 11 kat fark olduğunu ve bunun giderek açıldığını kaydeden Hatip, ekonomisi olmayan bir toplumun savrulan bir halk olduğuna değindi. Kürdistan ekonomisini tekrar ayağa kaldırmanın gerekliliğini dile getiren Hatip, "Savaşın içerisinde savaş ekonomisi yürür. Bunlar ancak çözüm süreçlerinde olur. Ekonomiyi tekrar ayağa kaldırmak, barışçıl bir ortamı gerektirir" dedi.
'Kota getirildi bağımlılık yaratıldı'
Demokratik özerkliğin esasında bir halkın kendi sorunlarını tartışarak, kendi çözüm araması, devletlerin yardımlarını beklemeden kendi sorunlarını çözecek duruma gelmesi olduğunu dile getiren Hatip, köye dönüşler konusunda da dönecek insanlara nasıl yardım yapılacağı, konutların tekrar inşasında neler yapılabileceğini projelendirilmeden ve bu konuyu öz sorun kabul etmeden köye dönüşlerin sağlanamayacağını kaydetti. Köye dönüşlerinin olmayışını, çalışmaların eksik olmasına bağlayan Hatip, AKP Hükümetinin ekonomi paketlerinden bahsederek, "Serhat bölgesinde şeker pancarı, Silvan'dan sonra tütün vardı. Bunlara kota getirildi. Fakir kalan insanlara sadaka gibi paralar vererek kendilerine bağladılar" sözlerine yer verdi. Ekonomiyi tekrar ayağa kaldırmaktan başka bir çarenin olmadığının altını çizen Hatip, bölgedeki orman kıyımlarına da işaret ederek, bu ormanları tekrar diriltmenin herkesin görevi olduğunu söyledi. Büyün belediyelerin bünyesinde Tarım ve Hayvancılık Daire Başkanlıklarının kurulması gerektiğini de sözlerine ekleyen Hatip, "Sürekli göç veriyoruz. Kürdistan, Türkiye'nin 3'te 1'i büyüklüğündedir, ama nüfusu 10 milyondur. Ama burada 25 milyon insan olması gerekirdi. Rüzgar, güneş enerjisi bu kadar bol olan bir yer var mı? Neden seralarımızı geliştirmeyelim, neden güneşten enerji elde etmeyelim? Kafa kafaya verirsek, bilim insanlarımızdan da güç alırsak Kürdistan'ın potansiyelleri değerlendirebiliriz" dedi.
'Zengin topraklardan mevsimlik işçiliğe gitmek utançtır'
1980'lerde Diyarbakır'da 100'ün üzerinde köy kooperatifi olduğunu ve 12 Eylül'ün bunların üzerinden adeta bir silindir gibi geçtiğini dile getiren Hatip, köylerde ekonomi komisyonlarıyla tarım ve hayvancılığın yeniden canlandırılması gerektiğine dikkat çekti. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın tarım ve hayvancılık konusundaki eleştirilerine işaret eden Hatip, mevsimlik işçilere de dikkat çekerek, Kürtlerin kendi topraklarında değil, Karadeniz'e fındığa, Akdeniz'e pamuğa gitmesini "utanç" olarak değerlendirdi. Hazine arazilerine de değinen Hatip, bu topraklarda da tarımı, seracılığı geliştirebileceklerini söyledi. Kürt ulusal mücadelesinin hem siyasi alanda, hem askeri alanda hem de kültürel alanca büyük devrimler gerçekleştirdiğini, ancak ekonomik alanca tezlerini henüz hayata geçirmediklerini belirten Hatip, "Kürdistan'da geniş maden ve petrol rezervleri var. Türkiye'de yüzde 80-90 petrol Kürdistan'dan gelir. Biz kendi coğrafyamızın zenginliklerinden pay istedik. Neredeyse kıyamet kopacaktı. Mühendisler hayatın her alanında. Herkes Kürdistan'ın envanterini çıkarmak zorundadır. Bu ekonomi konferanslarını daha çok yapmalıyız. Önderlik de diyor: Bir zihniyet devrimine ihtiyaç var. Bunun için ekonomi akademileri kurmalısınız. Keskin bir zihniyet devrimine ihtiyacımız var. Elektriğin yüzde 70'i Kürdistan'dan üretiliyor. Ekonomi yürüyüşümüzün başındayız. Daha çok projeler üzerinde çalışacağız. Projelerimiz büyük sanayilerle başlamayacak, küçükten ekonomiyi inşa etmeye başlayacağız" sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
‘Konferansa vesile olan Abdullah Öcalan’a teşekkür ediyoruz’
Ardından Ercan Aslan, Demokratik Ekonomi Konferansı Hazırlık Komisyonu adına hazırladıkları perspektifini okudu. Ercan, bir yıldır konferans çalışmasının bir yıldır devam ettiğini dile getirirken, PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından bu önerinin yapıldığını ve çalışmaların başlatıldığını kaydetti. Konferans için birçok kurum ve yapıyla görüşmeler yapıldığını, bunun ardından beş atölye yapıldığını belirtti. "Konferansın açığa çıkmasına vesile olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a teşekkür ediyor, saygı ve selamlarımızı sunuyoruz" diyen Ercan, hazırlık komisyonu olarak hazırladıkları perspektifi okudu.
(ekip/gk/gc)

