‘Evlatlarımız gizli belgelerle yönetilen yıllarda kaybedildi’

14:25

 


JINHA


İSTANBUL- Cumartesi Anneleri’nin kayıplarının akıbetlerinin araştırılması ve faillerinin bulunması için her hafta yaptıkları oturma eyleminin 502’inci haftası yüzlerce yurttaşın katılımıyla gerçekleştirildi. Cumartesi Anneleri, hükümetin 1990’lı yıllara tekrar dönerek gizli belgelerle toplumu yönetmek istediğine dikkat çekerek, “Bizim evlatlarımız MGK’nın asli karar organı olduğu Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin anayasa sayıldığı, devletin gizli belgelerle yönetildiği yıllarda kaybedildiler” dedi.


 Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri, adalet arayışlarının 502'inci haftasında Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. "Failler belli kayıplar nerede?" pankartı açan Cumartesi Anneleri, kaybedilen yakınlarının fotoğrafları ile kırmızı karanfiller taşıdı. 6 Kasım 1997 tarihinde Diyarbakır’da kaybedilen 49 yaşındaki Abdulselam Çelik’in akıbetinin sorulduğu bu haftaki eylemde ilk sözü CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu aldı. Sezgin, kayıp dosyalarının zaman aşımına uğramaması için yasal gerekliliklerin yerine getirilmesine dikkat çekerek “İlk yapılması gereken zamanaşımını ortadan kaldıracak yasaların çıkartılmasıdır. İkinci yapılması gereken ise hakikat komisyonlarının oluşturulması ve bunların biran önce hayata geçirilmeli ve kayıpların failleri yargı önüne çıkarılmalıdır” diye konuştu.


'Faillerin yargılanması için mücadelemizi sürdüreceğiz'


Ardından 1996 yılında gözaltına alınarak kaybedilen Abdullah Canan’ın oğlu Tahir Canan söz aldı. “Mikrofonu elimize aldığımız anda, babalarımızın kurşunlanmış bedenleri geliyor gözlerimizin önüne” diyen Tahir Canan, faillerin bulunup yargılanması için mücadelelerini sürdüreceklerini belirterek, seslerinin artık duyulmasını istedi. Daha sonra ise 1995 yılında gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Ali Ocak konuştu. AKP hükümetinin adalet arayışlarına kulak vermediği gibi engel olduğuna dikkat çeken Ali Ocak, “AKP adalet arayışımıza yalan barikatları kurarak engel oluyor” diye konuştu. Faillerin ortaya çıkarılması için mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine vurgu yapan Ali, “Görevimiz bu suçları örtenlere karşı da en etkin mücadeleyi yürütmek olacaktır” ifadelerini kullandı.


Daha sonra 1995 yılında gözaltında kaybedilen ve daha sonra işkenceyle katledilmiş cesedi bulunan Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç söz aldı. Hasan, “20 yıldır dile getiriyoruz ancak kimse bizi duymadı. Türkiye’de Kürt halkı söz konusu olunca hiçbir  yasa işlemiyor” şeklinde konuştu.


'Devletin gizli belgelerle yönetildiği yıllarda kaybedildiler'


Kayıp yakınlarının konuşmalarının ardından Cumartesi insanlarından Leyla Kaya bu haftaki açıklamayı okudu. Kaybedenlerden hesap sorulması için 502 haftadır adalet taleplerini dillendirdiklerini hatırlatan Leyla, “Bizim evlatlarımız MGK’nın asli karar organı olduğu Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin anayasa sayıldığı, devletin gizli belgelerle yönetildiği yıllarda kaybedildiler” dedi. Devletin son dönemdeki politikalarına da dikkat çeken Leyla, “Biz demokrasinin gereği olarak toplumun hak ve özgürlüklerini koruyan bir kamu düzeni isterken, hükümet devlet şiddetiyle yurttaşı itaate zorlayan bir kamu düzeni dayatıyor” ifadelerini kullandı. Diyarbakır’da hayvan ve tütün ticareti ile geçimini sağlayan Abdülselam Çelik’in 6 Kasım 1997 tarihinde Urfakapı civarında yürürken uzun namlulu silahları bulunan kişiler tarafından zorla beyaz renkli toros marka araca bindirilerek götürüldüğünü söyleyen Leyla, “Ailesinin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı. Savcı olaya tanık olan kişiyi bile dinlemedi” dedi.


(mt/gc)