Çadırda yaşam kadın eliyle örülüyor
09:29
JINHA
RIHA - Kobanêli kadınlar Suruç’ta yerleştikleri çadır kentlerde yaşamlarını yeniden inşa ederken, gönüllü kadınlar da Kobanêlilerle dayanışmak için Suruç’a geliyor. Gönüllü kadınlardan biri olan Meral Özdemir, çadır kentler, yardım depoları ve sınırdaki direniş nöbetleri için “Kobanê direnişi demek kadın direnişi demektir” diyerek, gençlere “taşın altına elinizi koyun” çağrısında bulunuyor.
DAİŞ çetelerinin işgal saldırı sonucu Kobanê’den Suruç’a gelen Kobanêli kadınlar, çadır kentlerde yaşamı kendi elleriyle yeniden örüyor. Çetelerin korkulu rüyası olan Kürt kadınlarının YPJ saflarında direnişi dünyada yankılanırken, savaşamayacak durumda olan kadınlar ise sınırın bu tarafında yerleştikleri çadır kentlerde yaşamı yeniden kuruyor. Oluşturdukları kadın meclisiyle çadır kentlerde kadınların sorunlarını çözmeye öncülük ediyorlar. Sadece Kobanêli kadınlar değil değişik kentlerden gelen gönüllü kadınlar da, Kobanêlilerin kendi elleriyle inşa etmeye çalıştıkları yaşama destek oluyorlar. İstanbul’dan Kobanêli kadınlarla dayanışmaya gelen Meral Özdemir, 46 gündür Suruç’ta bulunuyor. Önce sınır hattında direniş nöbeti tutan Özdemir, şimdi de Rojava Çadır Kenti’nde çalışmalara gönüllü olarak katılıyor.
‘Kürtçe iyi bilmesem de kadınlarla iyi anlaşıyorum’
Çadır kentteki faaliyetleri ve çalışmaları aktaran Meral, giyimden gıda dağıtımına, eğitimden sağlığa kadar kadınların hummalı bir çalışma içinde olduğunu söylüyor. Özdemir, önce kadınların ihtiyaç ve sorunlarını tespit ettiklerini, daha sonra da çözüm ürettiklerini dile getirdi. İhtiyaçlarını gidip depodan alıp çadır çadır dağıttıklarını, eğitim ve sağlık sorunlarıyla günlük olarak ilgilendiklerinin altını çizen Meral, “Elimden ne gelirse yapmaya çalışıyorum. Özellikle kadınlar ve çocuklar ile diyalog kuruyorum. Kürtçeyi çok iyi bilmememe rağmen kadınlarla çok iyi anlaşıyorum”diyor.
Sözün bittiği yer…
Kobanêli kadınların sınırdan geçtikleri andan itibaren yanlarında olduğunu ifade eden Meral, “Sınırdan geçen iki Kobanêli yaşlı kadın köylerinden getirdikleri iki torbanın üstüne oturmuşlardı ve elimdeki suyu onlara vermek için yanlarına gittim beni görünce sadece ağlayarak sarılmışlardı. Yaşadığım bu an sözün bittiği yerdi aslında” diye belirtti. Meral, bilmediği bir coğrafyaya geldiğini ve her ne kadar sınıra teller çekilse de Suruç ile Kobanê’nin bir olduğunu gördüğünün altını çizerek, Kobanê’den gelen kadınlar için bir şeyler yapmak istediği için Suruç’ta olduğunu vurguluyor. Çadır yaşamının kadınlar açısından zor olduğunu da sözlerine ekleyen Meral, kadınların yıllarca yaşadıkları yerlerden koparak çadır yaşamına uyum sağlamaya çalıştığına ve çadır hayatının ev koşullarından çok daha zor olduğuna dikkat çekiyor.
‘Kobanê direnişi demek kadın direnişi demektir’
Çadır kentte kurdukları meclislere kadınları katmaya çalıştıklarını vurgulayan Meral, kadınları sosyal hayata dahil etmeyi amaçladıklarını söylüyor. “Çünkü bizim için Kobanê direnişi aynı zamanda kadın direnişidir ve Ortadoğu halklarının kadın öncülüğünde kendilerini var etme mücadelesidir” diyen Meral, Kobanê direnişinin bir paçası olduklarını kaydederek, gençlere Suruç’a gelmeleri, depolarda ve köylerdeki direniş nöbetlerinde yer almaları çağrısında bulunuyor ve ekliyor: “Biz buradayız herkesi bekliyoruz. Bu mücadele hepimizin mücadelesidir. Yapacakları çok şey var. Herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor.”
(ekip/rp/mg)

