AKP'nin 12 yıllık kadın politikası (DOSYA 1)
08:57
12 yılda kanunlar kadın için neyi değiştirdi?
Gülşen Koçuk / JINHA
HABER MERKEZİ - Devlet yapısı, kendisini en çok kadına dönük politikaları ile ayakta tutmaktadır. 12 yıldır iktidarda bulunan AKP hükümeti de bugüne kadar kadına dönük birçok politika geliştirirken, bu tutumunu sadece söylemlerle değil, kanunlarla da ortaya koydu. Çıkardığı yasalarla her defasında kadın hareketlerinin tepkisini çeken Hükümet, kadın bedeninden emeğine, kahkahasına kadar, hiçbir söyleminden ve kanundan çekinmedi.
Toplumlarda kadına biçilen rol, toplumun demokrasi, eşitlik ve adalet anlayışını da en sade haliyle yansıtan bir konudur. Bu nedenle de her devlet yönetiminin el attığı dil uzattığı bir meseledir, kadın meselesi… Türkiye'nin de en büyük ve derin meselelerinden birisi olan kadın sorunları da, hakim ideolojinin kendisini yayma aracı haline geldi. Türkiye'de "kadın sorunlarının çözümü için" bir taraftan kanunlar çıkarılırken, diğer taraftan da "kanun hükmünde sözler" çıkarıldı. Özellikle son yıllarda kadına ve kadın bedenine dönük sözlerle-yasalarla toplumsal bilince yön vermeyi amaçlayan AKP hükümeti de, birçok yasayı "müjde" diye sunarak, kadınlar üzerindeki tahakkümünü tepki çekmeden sürdürmeye çalışmakta. Yasalarla ya da söylemlerle kadınların giyiminden, çocuk sayısına kadar her alana el atan devlet mantığı, kadını ruhen veya fiziken katleden için ise ödül gibi cezalar sunuyor.
İşçiye değil, işverene yarayan kanun
3 Kasım 2002'de gerçekleştirilen genel seçimlerle iktidar olan AKP hükümetinin kadın üzerinden yürüttüğü siyaset, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Mart 2003'te kurulan 59. Hükümet ile daha da şekillendi. 59. Hükümetin başa gelmesiyle birlikte ilk olarak İş Kanunu'nda değişiklikler gündeme geldi. 22 Mayıs 2003'te kabul edilen ve 10 Haziran 2003'te yürürlüğe giren kanun değişikliği, kadınların çalışabilecekleri ve çalışamayacakları işlere açıklık getirdi. Ancak uygulamanın denetlemesinde eksik kalınması nedeniyle kadın işçilerin mağduriyetleri devam etti. Ayrıca kanunda yapılan kimi değişiklikler, kadınların mağduriyeti açısından da işverene kimi esneklikler kazandırdı. Daha önce "doğumdan önce 6, doğumdan sonra 6 hafta hamile kadının çalıştırılması" kesin olarak yasak olurken, 2003'te yapılan kanun değişikliği ile 8+8 olmak üzere toplam 16 hafta izin süresi belirlenmişti. Ancak konunun belirtildiği kanunda "ihtiyaç olduğu durumda hekim raporuyla hamile kadının daha hafif işlerde çalıştırılabileceği" de belirtildi.
KEFEK'e ne oldu
25 Şubat 2009 tarihinde kurulan "TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu" (KEFEK) ise, adın haklarının korunması ve geliştirilmesi, kadın erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik olarak ülkemizde ve uluslararası alandaki gelişmeleri izlemek gibi amaçlarla kuruldu. Kuruluşu sürecinde sık sık gündeme gelen Komisyon'un, etki alanı ise oldukça dar kaldı. Günümüzde hala süren kadın bedeni ve emeği sömürüsünün ağır aksak şekilde gündeme gelmesi ya da gündemlerin gerisinde kalarak önemsizleştirilmesi, Komisyon'un işlevsizliğini gösterdi. Komisyon Başkanlığı'na 23 Ekim 2014 tarihinde AKP Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz seçildi.
KSGM'den Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na
27 Ekim 2004 tarihinde kabul edilen ve 6 Kasım 2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak Başbakanlık bünyesinde faaliyetlerine başlayan "Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü" 2011 yılında birçok kurumla birlikte "Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı" çatısı altında birleştirildi. Yapılan değişikliğe kadın hareketleri tepki gösterse de, bu tepkiler dikkate alınmadı. Kadın örgütleri ve aktivistler, yapılan bu değişiklikle birlikte artık kadının bir birey olarak değil, sadece ailenin bir parçası olarak tanımlanacağını savundu. Kadın hareketlerinin tepki ve protestolarının "gereksiz" olarak görüldüğü sürecin ardından yaşanan kadın katliamları ve kadına yönelik şiddet olayları karşısında bakanlığın sessizliği, tepkileri haklı çıkardı.
Kadın değil kutsal aile birliği korundu
"Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun" 20 Mart 2012 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Kanun yüzeysel olarak kadına yönelik şiddetin önlenmesini esas alıyor gibi dursa da, korunan "kutsal aile birliği" oldu. Kanunda kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin çeşitli "tedbirler" bulunsa da, uygulamada kadınların önüne çıkan prosedürler, kadınların şiddetten korunma çabasını yarı yolda tüketiyor. Haklarını yeteri karar bilmeyen ve şiddete uğrayan kadının başvurduğu mercilerden yeteri kadar bilgi edinememesi, şiddetle mücadelede başarısızlığı da beraberinde getirdi. Ayrıca aynı kanun kapsamında 2013 yılında pilot kentlerde kurulan Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) de kadına yönelik şiddetle mücadelede tekelleşmeyi beraberinde getirdi. Kentlerde bulunan kadın kurumlarını da işlevi bakımından kendisine bağımlı kılan ŞÖNİM'lerle, artık şiddetle mücadelenin tek kapısı devlet olacak.
Neden kadın katliamlarının ve şiddetin önüne geçilemiyor?
Türk Ceza Kanunu'na göre kasten insan öldürme suçu, ağırlaştırıcı birçok olgularla müebbet hapis cezasına kadar yargılanmaya açık. Ancak, Türkiye'de katledilen kadınların failleri, tecavüzcüler için "iyi hal indirimi", "tahrik indirimi" gibi birçok şekilde cezai indirime gidilmekte, fail için istenen cezaların çok altında cezalar verilerek, adeta ödüllendirme sistemi geliştirilmekte. Özellikle kolluk kuvvetleri tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen taciz, tecavüz, her türlü şiddet, katlediş, yargı tarafından cezasız bırakılmakta, takipsizlikle sonuçlanmaktadır. Özellikle son iki yılda yaşanan toplumsal olaylarda kolluk kuvvetlerinin adeta hedefi haline gelerek vurulan kadınların faillerine hiçbir şekilde soruşturma açılmadı. Bunların bir örneği olarak, Diyarbakır'da üç kız kardeşe cinsel istismarda bulundukları iddiasıyla haklarında şikayette bulunulan polis memurlarına ilişkin kovuşturmaya gerek olmadığı kararının verilmesi gösterilebilirken, Kobanê sınırında katledilen Kader Ortakaya'nın faili için de henüz bir soruşturma ve kovuşturmanın başlamamış olması da bu olguyu güçlendirir nitelikte.
YARIN: Hükümet zihniyetinden kadına dönük saldırılar
(gk/mg)

