AKP'nin 12 yıllık kadın politikası (DOSYA 2)

08:43

 


Hükümet zihniyetinden kadına dönük saldırılar


Gülşen Koçuk / JINHA


HABER MERKEZİ - Yasaların koru(ya)madığı kadınlar için mücadele vermek yerine, kadının aleyhine cinsiyetçi rollerin pekiştirilmesine yönelik söylemler hız kesmeden devam etti ve ediyor. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'dan AKP'li belediye başkanına kadar kadının bedeni ve kararına ilişkin söz söyleme hakkını kendinde bulan AKP'li erkekler, tüm tepkilere rağmen 12 yıldır söylemlerinden geri adım atmadı.


Devlet sisteminin toplumsal yaşama etkisi sadece yasalar düzeyinde değil, söylemlerle de sürüyor.  AKP'li vekillerin "kadına" ilişkin ağızlarından dökülen sözler, her defasında şaşkınlık etkisi yarattı, tepkilerle karşılandı. Hükümetin en üst ağzından en altına kadar kadına ilişkin sözleriyle skandallar yaratan AKP Hükümeti ise, yapılan gafların doğruluğuna inanarak her sözün arkasında da durdu (!)


28 Mart 2006 serhildanında hedef kadınlar


Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır'da aralarında çocukların da bulunduğu 13 kişinin katledildiği olayların tüm bölgeye yayılması üzerine, direnişe katılanlara "gereken müdahalenin yapılacağını" söyledi. DTP'li belediye başkanlarını 'illegal yapıya zemin hazırlamamaları' konusunda uyaran Tayyip Erdoğan, "Diyarbakır, Siirt ve Batman'daki olaylar kontrolümüz altında. Bu olayların altında, Türkiye'nin demokrasiyle büyümesi, kalkınmasını hazmedemeyenler var. Türkiye, fırsatlar ülkesi haline geldikçe zemin kaybedenler çocukları, kadınları istismar ederek sokağa dökerek bir yere varmak istiyorlar, ama varamayacaklar. Annelere babalara sesleniyorum. Çocuklarını sokaklara dökenler, terör örgütleri tarafından kullanılmasına fırsat verenler, yarın ağlamanız boş yere olacak. Güvenlik güçlerimiz çocuk da olsa, kadın da olsa kim olursa olsun eğer terörün maşası haline gelmişse, gerekli müdahale ne ise bunu yapacak. Hiçbir demokrasi standardı bu tür şiddet olaylarına müsaade etmez" demişti. Tayyip Erdoğan'ın kadınları hedef gösterdiği açıklamaları, hala yankısını sürdürüyor.


Tayyip Erdoğan cinsiyetçi söylemlerine şöyle devam etti:


Konya'da 3 Haziran 2011 tarihinde halka hitap eden Başbakan Tayyip Erdoğan, Nuray Mert'in duble yollar konusunda Berlin'de düzenlenen Dersim Konferansı'nda yaptığı analize tepkilerini, tarihe not düşen bir üslupla ifade etti. Başbakan Tayyip Erdoğan bu analizlerinden dolayı gazeteci ve yazar Nuray Mert'i 'yaptığın namertliktir' diye suçladı.


Başbakan'ın, Artvin'in Hopa ilçesinde hayatını kaybeden Metin Lokumcu'nun ölümünü protesto etmek için tank üzerine çıkan ve polis müdahalesi sonucu kalçası kırılan Halkevleri Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Dilşat Aktaş'ı, "O kadın, kız mıdır kadın mıdır" diye nitelemesi de yine hala hatırlarda kalan sözlerinden biri oldu. Tayyip Erdoğan, Dilşat'ı kastederek, şöyle konuştu:


"Bu sabah bakıyorum bir televizyon kanalında Ankara'da bir polis panzerine tırmanan bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem. Ve oradan, panzer yetmiyormuş, oradan hızını alamıyor, kalkanla yerinde duran polisimize elindeki sopayla saldırıyor, vuruyor, polis yerinde sabrediyor... Gelecek polisin kalkanına vuracak, panzerine saldıracak ne işe yarıyor bunlar, ne yapmaya gidiyor? Bunların görevi ne? Neymiş Hopa'nın hesabını sormaya geliyorlarmış. Bu ülkenin meydanları boş değil."


Mecliste Bülent Arınç'ın 'vajina' 'utancı' (!)


Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 12 Aralık 2012 yılında CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın kürtaj tartışmasında dile getirdiği "Başbakan vajina bekçiliğini bıraksın" sözlerine karşılık, "Kürtaj meselesi konuşulurken siz öyle bir söz sarf ettiniz ki benim yüzüm kıpkırmızı oldu. Evli bir bayan milletvekili, çocuğu olan milletvekili organını nasıl böyle açıkça konuşabilir, nasıl bundan yüzü kızarmaz" ifadesini kullandı. Aylin, Bülent Arınç'ın konuşmasından üzüntü duyduğunu ifade ederek, üzüntüsünün ülke kadınlarına yönelik olduğunu söyledi. Bülent'in ''cinsiyetçi'' konuşma yaptığını ve konuşmasına ''bir kadın milletvekili'' diyerek başladığını ifade eden Aylin, ''Bunu erkek milletvekili söyleseydi, aynı şekilde konuşmasına başlayacak mıydı? Kendisine bakmamdan mahcup olduğunu söyledi. Kendisi mahcup oluyorsa milletvekilinin cinsiyetinden değil, söylediklerinden ötürü olmasını dilerdim. Kendisine yakıştıramadım. Kendisine toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili kitap hediye edeceğim. Bizler 'zarif' gibi sıfatlarla anılmak istemiyoruz. Biz kadın milletvekilleri dişiliğimizle değil, kişiliğimizle buradayız. Bu böyle biline'' dedi.


Kadın gazetecilere AKP'li milletvekilinden hakaret!


AKP Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, 11 Temmuz 2013 tarihinde Meclis'te görev yapan kadın gazetecilere hakarette bulundu. Sözcü gazetesinde AKP'li Zeyid Aslan ve Mehmet Durdu Kastal'ı Meclis bahçesinde uyurken gösteren bir fotoğraf yayımlanmasının ardından Zeyid'in Meclis kulisinde rastladığı bazı kadın gazetecilere cinsiyetçi küfürler savurduğu dile getirildi. Parlamento Muhabirleri Derneği tarafından da konuya ilişkin açıklama yapılarak, "...Aslan, Meclis bahçesindeki koltuklarda uyurken çekilen fotoğraflarının basında yer almasına tepki göstererek, haberle hiçbir ilgisi bulunmayan dört kadın parlamento muhabirine şu ifadeleri kullanmıştır: 'Bir dahaki dönem hiçbir gazeteci buraya giremeyecek! Sizi buraya sokturmayacağım! Elimden ne gelirse yapacağım! Bunun mücadelesini vereceğim. Siz bu yaptıklarınızı gazetecilik mi sanıyorsunuz? Biz de insanız yoruluyoruz. Ben sizin bacak aranızı çekip gazeteye bastırsam, 'bunların gerçeği bu' diye… Ahlaksız olurum değil mi? Ama sizinki gazetecilik oluyor…' Gazetecilerin susturulduğu toplumlarda sokaktaki insan 'kör ve sağır' demektir… Bu bilinçle hareket eden parlamento muhabirleri, iktidar partisine mensup bir milletvekili tarafından 'sözlü tacize' uğramıştır. Parlamento Muhabirleri Derneği olarak, kadın gazetecilere hakaret ve taciz içerikli ifadeler kullanan Zeyid Aslan'ı kınıyoruz… Ve derhal kadın gazetecilerden özür dilemeye davet ediyoruz."


Erkekler kadın bedeni hakkında konuşma hakkını buldu!


2012 Mayıs'ında AKP Hükümeti bir kez daha elini kadın bedenine attı ve kadının kürtaj hakkına ilişkin "erkek yorumlarını" dile getirdi. Hükümetin birinci ağzından Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından yapılan kürtaj açıklamalarında kürtajın bir cinayet olduğunu belirtirken, bu söylemlerini daha da "derinleştirerek" kürtajla, hala faillerinin korunduğu Roboskî katliamını bir tuttu. Aynı ağız, daha önce de kadına yönelik şiddetin abartıldığını, kadın-erkek eşitliğine inanmadığını dile getirmişti. Başbakan daha da ilerleyerek, kadınların yapacakları çocuk sayısına da kendisi karar vermiş, "3 çocuk, 5 çocuk" söylemleriyle bütün tepkileri toplamayı başarmıştı.


Yine dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ ise tecavüze uğrayanların kürtajı meselesine ilişkin kendisini de aşarak, "Tecavüze uğrayan doğursun, devlet bakar" dedi. AKP Milletvekili ve İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, "Tecavüze uğrayan da kürtaj yaptırmamalı. Bosna'da kadınlar tecavüze uğradı ama doğurdular" ifadelerini kaydederken, AKP'li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ise, "Kadın ahlaklı olsun, kürtaj yapmak zorunda kalmasın" demişti.


Kürtaja ilişkin sürdürülen tartışmaların ardından, kürtaj söylemleri yasalaşmasa da, birçok hastanede kürtaj yaptırmak isteyen kadına psikolojik baskı yapıldı, kadının kürtaj hakkı gayri resmi yollarla engellenmek istendi.


'Kadın dediğin herkesin içinde kahkaha atmayacak' !


Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 28 Temmuz 2014 tarihinde AK Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nin bahçesinde düzenlenen bayramlaşma töreninde skandal açıklamalara imza attı. Bülent, Türkiye'de 'ahlaken bir geriye gidiş' olduğun söyleyerek, şöyle konuştu:


"Haya meselesi çok önemlidir. Haya, utanma duygusu. Hadis-i Şerif, haya güzeldir diyor. Kadında olsa daha da güzeldir. Sadece kadın için değil erkek için bütün mahlukat için haya diye bir şey var. Erkekler için de haya vardır... Nerede öyle yüzüne baktığımız zaman yüzü hafifçe kızarabilecek, boynunu öne eğebilecek, gözünü bizden kaçırabilecek iffet sembolü haya sembolü kızlarımız. Hamdolsun burada çok var da, Allah bütün yavrularımıza bunu bağışlasın. Çünkü Hadis öyle diyor; 'Utanmıyorsa ne istiyorsan yap.' Utanacağız arkadaşlar. Haya duygumuz olacak. İffet çok önemli. İffet sadece bir isim değil kadın için de bir süstür iffet, erkek için de bir süstür. İffetli olacak erkek de olacak, zampara olmayacak eşine bağlı olacak, çocuklarını sevecek. Kadınsa o da iffetli olacak. Mahrem namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak, bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak. Şimdi bunu birileri söylediği zaman 'ya bu adam hangi dilden konuşuyor' diyebilirler. Bu kadar değerlerimize yabancılaştık bugün."


Bülent Arınç'ın sözleri, sosyal medyada ve sokakta renkli şekillerde protesto edildi.


YARIN: Kadınlar yasadan, yargıdan ne bekliyor


(gk/gc)