HDP Heyeti: Süreç kaldığı yerden devam edecek

14:04

 


JINHA


ANKARA - Çözüm sürecine ilişkin basın toplantısı yapan HDP heyeti, çözüm sürecine yönelik kararlılıklarının devam edeceğini belirterek, "Bir süredir kesintiye uğrayan diyalog sürecinin dün itibariyle heyetimizin Çözüm Kurulu'nda yer alan yetkililerle yapmış olduğu bazı temas ve görüşmeler sonucu sürecin kaldığı yerden devam etmesi konusunda karşılıklı bir irade ortaya çıktığı izlenimini de belirtmek isteriz" açıklaması yaptı.


HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken, Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder çözüm sürecine ilişkin HDP Grup salonunda basın toplantısı düzenledi. Heyet adına basın metnini HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan okudu. Pervin, bir hafta süresince hem hükümet kanadından konuya dair yapılan açıklama ve değerlendirmeleri yakından takip ettilerini, hem de İmralı ziyaretinin bir an önce gerçekleşmesi için taleplerini sık sık hatırlattıklarını dile getirerek, "Önceki günkü Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında sayın hükümet sözcüsünün yaptığı talihsiz değerlendirmeler nedeniyle konuyu bir kez daha kamuoyu ile paylaşma ihtiyacı duyduk" dedi.


Pervin, yaptıkları başvuru ve duruşlarının sürecin devam etmesine yönelik samimi bir irade beyanı olduğunu belirterek şunları kaydetti:


"Her şeyden önce HDP İmralı Heyeti olarak Adalet Bakanlığı'na yaptığımız başvuru, partimizin ve heyetimizin, demokratik çözüm ve barış sürecinde bugüne kadar oynadığı tarihi rolü devam ettirme hususunda samimi bir irade beyanıdır. Yaşanan onca gerilim ve sıkıntıya karşın çözüm sürecinin devam etmesi hususundaki kararlılığımızın da en net göstergesidir. Ziyaret talebimiz her koşul altında siyasi müzakere kanallarının açık tutulması yönündeki çabalarımızın bir parçasıdır. Barış hakkına olan inancımızın ve çözüm sürecine dair sorumluluğumuzun da gereğidir. Çünkü heyetimizin İmralı Adası'na gidişinin engellenmesi Sayın Öcalan ile başlayan diyalog sürecinin bittiği anlamına gelecek ve bu da sürecin sonlandığı gibi olumsuz sonuç doğuracaktır. İşte bu sonucun ortaya çıkmasına heyet olarak yol açmamak için resmi bir başvuru ile rolümüzü oynamaya hazır olduğumuzu açıkça deklare etmiş olduk.


'Hükümetin verdiği cevap tehdit, müdahale ve çözümsüzlük'


Ancak, son derece iyi niyetle ve samimi bir çabayla ortaya koyduğumuz bu ısrar, anlaşılan odur ki, Hükümet ve Hükümet yetkilileri tarafından yeterince anlaşılmamaktadır. Heyetimizin halklarımıza karşı olan sorumluluk gereği ortaya koyduğu barış ısrarına karşı Hükümetin vermiş olduğu cevap partimize ve heyetimize karşı tehdit, müdahale ve çözümsüzlük dili olmuştur. Gerek kullanılan çözümsüzlük dili, gerekse de Hükümetin ısrarla sürdürdüğü duyarsız yaklaşım çözüm süreci açısından her saniyesi önemli olan çok kıymetli zamanın heba olmasına yol açmaktadır. Yapılması gereken; kesintiye uğramış diyalog kanallarını biran önce açmak, müzakereye geçiş mekanizmalarıyla ilgili zaman kaybetmeksizin somut adım atmak olmalıdır. Bu süreçte partimizin ve Heyetimizin iradesi üzerinde tahakküm kurmayı çağrıştıran yaklaşımlardan ve söylemlerden de biran önce vazgeçilmelidir.


'Kararlılığımız devam edecek'


En çok da hükümet ve devlet yetkilileri bilmektedir ki; partimiz ve heyetimiz barışa katkı sunmak ve tam demokratik bir ülkenin harcına tarihi kararlılığımızı katma konusunda son derece yapıcı bir tutum içerisinde olmuştur. Bu kararlılığımız bugüne kadar olduğu gibi, bugünden sonra da aynı ciddiyet ve sorumluluk içerisinde devam edecektir. Yanlış bir tartışmadan doğru bir sonuca gitmek mümkün değildir. Yanlış tartışma; kamu düzeninin sağlanmasını partimizin sorumluluğuna bırakarak, gelişen şiddet ve çatışmalardan aslında HDP sorumluymuş gibi bir anlayış yaratmaya çalışmaktır. Tarihi bir gerçekliktir ki, bir ülkede demokratik haklar tehdit ve kısıtlama altındaysa, hak talepleri anında kriminalize ediliyorsa ortada ne kamu kalır ne de düzeni.


'Yapılması gereken ambargo değil görüşmeleri artırmaktır'


Dolayısıyla kamu düzeninin sağlanmasının ve çatışma ortamının ortadan kaldırılmasının biricik yolu; ülkede barış temelli tam demokratik düzenin tesisidir. Tam da bu noktada, siyaset kurumuna ve siyasi partilere vazgeçilmez görev ve sorumluluklar düşmektedir. Gelişmelerin neredeyse çatışma boyutuna vardığı bir anda yapılması gereken; görüşmelere ambargo koymak değil tam tersine görüşmelerin sıklığını arttırmak, niteliğini derinleştirmek ve tüm demokratik kurumları da bu mekanizmaların içine katmaktır. Taktir edilmelidir ki; kamu düzeninde hiç bir sorun olmadığı ve çatışmaya dönük hiç bir tutum geliştirilmediği zaman aslında demokratik zemin sağlıklı bir işlerliğe kazanmış demektir. Çözüm sürecinin amacı tam da budur ve bu diyalog ve müzakere mekanizmasına en çok çatışmalı günlerde ihtiyaç vardır. Çatışmasızlık sürecinin başladığı günden buyana gerek sürecin sağlanmasına dönük emeğimiz, gerekse de kalıcılaşması konusunda ortaya koyduğumuz irade ve bu konuda geliştirdiğimiz özenli ve sorumlu tutum halklarımızın nezdinde en büyük demokratik teminatımızdır.


'Karşılıklı irade ortaya çıktığı izlenimindeyiz'


Hükümet yetkilileri bütün meseleyi İmralı görüşmesine indirgemekten de kaçınmalıdır. Aslolan; bu görüşmelerin başlamasıyla birlikte Sayın Öcalan'ın tarihi rolünü rahatça icra edebilmesinin koşullarının sağlanmasıdır. Bir süredir kesintiye uğramış olan diyalog sürecinin dün itibariyle heyetimizin Çözüm Kurulu'nda yer alan yetkililerle yapmış olduğu bazı temas ve görüşmeler sonucu sürecin kaldığı yerden devam etmesi konusunda karşılıklı bir irade ortaya çıktığı izlenimini de belirtmek isteriz."


 


Talepler ise şöyle sıralandı:


 


- Tarafların çatışma dili yerine sürece katkı sunacak çözüm dilini geliştirmesi,


 


- İmralı görüşmeleri üzerinden yapay gündemlerin oluşturulmaması,


 


- Hükümetin her tıkanıklıkta Heyeti ve İmralı görüşmelerini tartışma konusu etmekten kaçınması,


 


- Sorumluluğumuzun tarihe karşı ve müşterek olduğunun hiç bir zaman unutulmaması gerçekliğiyle, biz de yıllardır bütün bedellerle dile getirdiğimiz barış iradesinin arkasında olduğumuzu belirtiriz.


- Bu çağrımızın ve irade beyanımızın başta Sayın Başbakan olmak üzere tüm devlet ve Hükümet yetkilileri tarafından barışa ve demokrasiye dönük en büyük teminatımız olarak kavranması ve buna uygun bir dil ve tutum çerçevesinde değerlendirilmesi en büyük dileğimizdir."


'Bu iş saatlerin bile önemli olduğu bir meseledir'


Pervin Buldan'ın grup adına açıklama yapmasının ardından gelen sorular yanıtlandı.  Adalet Bakanı'nın başvuru için soruları yanıtsız bıraktığı ve İmralı'ya gitmek yönünde umutlu olup olmadıklarına ilişkin bir soruyu yanıtlayan Sırrı Süreyya Önder, "Bu tür bir takvimlendirme anlayışına çok sıcak bakmıyoruz. Bu iş, saatlerin bile önemli olduğu ciddi bir meseledir. Bu görüşmelerin tekrar kaldığı yerden devam etmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Hükümetin de bu meselesinin ciddiyetini anlayacağını düşünüyoruz" diye konuştu.


'Heyeti Öcalan belirledi ve tayin etti, başka bir güç müdahale edemez'


Hükümetin heyeti değiştirmek istediği yönündeki haberlerin anımsatılması üzerine de Sırrı Süreyya Önder, "Bu heyeti Sayın Öcalan belirledi ve tayin etti. Sayın Öcalan dışında hiç bir mekanizma bu heyete müdahale edemez. Ne biz ne Sayın Öcalan, ne de partimiz bu yönlü bir müdahaleyi kabul etmeyecektir. Bu yol, yol da değildir. Bu icbar dili, mecbur bırakma dili barış sürecinin dili olamaz. Edindiğimiz intiba böyle bir yaklaşım olmadığı yönündedir. Hafta sonuna kadar belki bir iki görüşme daha yapabiliriz" diye cevaplandırdı.  


Bazı spekülasyonlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizen İdris Baluken ise, "Bu iradenin çözüm ve barış etrafında birleşmiş olması, irade beyanı daha kıymetlidir. Bu hususları karşılıklı olarak değerlendirdik. Benzer bir müştereklik yakaladığımızı belirtebiliriz, beli noktalarda farklı düşündüğümüzü belirtebiliriz. Barış süreci tamda böyledir. Anlaşan kurumların böyle bir müzakereye ihtiyacı yoktur" diye konuştu.


'Yol haritasını daha sonra görüşebiliriz'


İdris Baluken, HDP'nin hükümetin çatışmasızlık ya da PKK'nin silahsızlandırılması konusunda nasıl bir rol oynayacağı yönündeki sorularını da yanıtladı. İdris, yaptıkları görüşmede, çözüm sürecinin askıya alındığı bütün durumları ele aldıklarını belirterek, "Gerek Kobanê durumu gerekse diğer durumları değerlendirdik. Burada kamuoyu üzerinden yapılmış olan polemiklerin getirdiği kimi sıkıntılar vardı. Bunun aşılması için bir takım görüş alış verişlerimiz oldu. Bu çerçevede sürecin hızlandırılması sürecin ilerlemesi için karşılıklı bir irade beyanının geliştiğini somut olarak sizinle paylaşabiliriz" dedi. İdris, görüşmede yol haritasına ilişkin herhangi bir paylaşımın olmadığına da işaret ederek, "Detaylı bir yol haritası heyetimizle paylaşılmış değildir. Bir yol haritası taslağı bizimle paylaşıldı. Bütün detaylarının içeriğini gerek partimiz gerekse de bu sürecin yürütücüsü olan taraflarla paylaşılmasını söylüyoruz" dedi. "Bir an önce müzakere için gerekli mekanizmaların başlaması üzerinden bir tartışma yürüttük" diyen İdris Baluken, ileride yol haritasına ilişkin bazı görüşmelerin olabileceğini söyledi. Baluken, yaptıkları görüşmeyi de devletin kurduğu Çözüm Kurulu ile yaptıklarını belirterek, "Bizim için asıl olan çözüm kurulunun bize söyledikleridir" dedi.


'Bülent Arınç'ın sekreterya açıklaması eksik bilgi üzerine yapılmıştır'


Sekreterya için hükümetin yaklaşımlarını değerlendiren Sırrı Süreyya Önder, Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç'ın "Sekreterya olmaz" sözleri içinde, "Sayın Arınç sanırım eksik bilgiye dayalı açıklama yaptı. Bu bugün kararlaştırılmış bir mutabakat değildir. Bu üzerinde spekülatif tartışmalar yürütecek bir konu değil. Bir müzakere yürütüyorsanız bir insanla onun çalışma koşullarını ve çalışma etkinliğini sağlamak zorundasınız. Bu insani aynı zamanda zorunlu bir durumdur. Bu mutabakat daha önce vardı" diye konuştu.


'Milliyetçi oylar yaratılmış bir algıdır'


Hükümetin milliyetçi oyları almak için 2015 seçimlerini beklediğine yönelik iddiaların hatırlatılması üzerine de Sırrı Süreyya Önder, "Seçim meselesi ve milliyetçi oylar meselesi oluşturulmuş yanlış bir algıdır" diyerek, "Bu ülkede eğer faşist değilse hiç bir siyasal düşüncenin barışı sağlayan siyasal yapılara desteğini azaltacağına inanmıyorum. Bu özellikle barış karşıtı ve faşist kesimlerin oluşturduğu bir algıdır. Barışı getirseniz oyunuz düşer? Bu dünyanın neresinde görülmüştür. Barışı sağlamak niye bir iktidara veya partiye oy kaybettirsin. Seçimden önce mi sonra mı tartışması abesle iştigaldir. Barış hemen şimdi” sözlerini ifade etti.


'HDP silah bırakmanın muhatabı değil'


Af meselesine ilişkin bir soruyu da cevaplandıran Sırrı Süreyya Önder, "Önümüzde daha acil hal edilmesi gereken bir gündem var. Bu ülkede tarihi barışımız, kucaklaşmamız ve demokrasi için ne gerekiyorsa bir an önce hayata geçirmek zorundayız. Af ve benzeri gibi konular sürecin devamında konuşulabilecek bir konudur" dedi.  "Görüşmede silahsızlanma bir şart olarak gündeme geldi mi?" sorusuna cevap veren Sırrı, "Hükümetin tartışmayı buradan başlatması doğur değil. Bizim silahlı birliklerimiz yok. Bu HDP silahları bıraksın demeye denk düşer" diye cevap verdi. Sırrı,  rollerinin taraflar arasında diyalogun sürmesi için katkı sunmak olduğunu belirterek, "Bize dönük silah bıraksınlar bu çağrıların bir manası yok çünkü gerçekçi değil. Bu konu başlıklarını sağlıklı bir zeminde tartışmak ve taraflar arasında beli bir olgunluğa getirmekle mükellefiz. Onun dışındaki şeyler ne sorumlu tutulmamızı nede suçlanmamızı gerektirmez" diye konuştu.


'Şerefi Cumhurbaşkanı'nın olsun gerekenleri yerine getirsin'


"Siz bu süreci Öcalan başlatmış dediniz. Erdoğan ben başlattım diyor. Kim başlattı bu süreci" sorusunu da yanıtlayan Sırrı, "Süreci başlatan kuşkusuz Sayın Öcalan'dır, onun iradesi olmadan siyasi bir güç ne yapabilir? Ama bu şeref Sayın Cumhurbaşkanı'na ait olsun bir an önce gereklerini yerini getirsin" ifadelerini kullandı.


(gc/mg)