Milli Okçu Serdar Macit: Kobanê’ye giriş cennete girişti

09:16

 


JINHA


RIHA - Çatışmalar şiddetlenince YPG’lilerin ısrarı üzerine Kobanê’den geri dönen engelli Milli Okçu Serdar Macit, sınırdan ayrılmıyor. Sınırın sıfır noktasında tutulan direniş nöbetine katılan Macit, “Kobanê’ye girişim benim için bir cennete girişti” dedi. 


Geçirdiği bir kazadan 10 yaşındayken felç kalan ve belden aşağısı tutmayan 30 yaşındaki Milli Okçu Serdar Macit,  PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın yaptığı Kobanê direnişine katılım çağrısının ardından İstanbul’dan dört tekerlekli motosikleti ile Kobanê’ye giderek YPG/YPJ saflarına katılıyor. Kentte başlayan şiddetli çatışmaların ardından YPG/YPJ savaşçılarının ısrarıyla geri dönmek zorunda kalan Serdar, sınır hattından ayrılmıyor. Serdar, direniş nöbetinin tutulduğu Suruç’un Mehser köyündeki nöbet eyleminde yerini alıyor. PKK saflarında savaşan ve 2012 yılında yaşamını yitiren Selim Macit’in (Ümit Kurtalan) ağabeyi olan Serdar Macit, kardeşinin ardından kendisinin de Kobanê direnişine katılarak DAİŞ zihniyetine karşı savaşmaya karar verdiğini belirtti. Okçuluk alanında dünya ve Türkiye çapında çeşitli madalyalara sahip olan Serdar, Türkiye Milli Takımı’ndayken kolundaki devrimci lider Che Guevara dövmesinden dolayı dünya çapında gerçekleşen birçok yarışmaya alınmadığını kaydederek, daha en başından Kürt olduğundan kaynaklı ayrımcılık yapıldığını ve bundan rahatsızlık duyduğunu dile getirdi.


‘Kobanê’ye giriş benim için bir cennete girişti’


Kobanê saldırılarının başladığı dönemde PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Kobanê direnişi için yaptığı çağrının ardından İstanbul’dan Suruç’a geldiğini söyleyen Serdar, Suruç’ta bir süre bekledikten sonra geçekleşen sınır eyleminde motosikleti ile sınırı aşıp Kobanê’ye geçtiğini ifade etti. “Kobanê’ye girişim benim için bir cennete girişti” diyen Serdar, Kobanê’de direnen kardeşleriyle bir araya gelmenin kendisi için cennetten öte olduğunu söyledi. Kobanê’de bir gün kaldıktan sonra YPG’li savaşçıların kendisine geri dönmesi gerektiğini ifade eden Serdar, kendisinin YPG’ye katılmak istediğini ve bir daha geri dönmeyeceğini belirttiğini vurguladı. Serdar, “Kobanê ile beraber gözlerimde oluşan ümit ışığının bir daha sönmemesi için YPG’de kalmak istediğimi YPG/YPJ savaşçılarına söyledim. Engelli olduğum için tereddüt eden savaşçı arkadaşlarımı, devrime olan inancım ve inadım ile ikna ettim. Artık nihayet ben de bir savaşçıydım ve halkıma saldıranlar karşısında direniyordum. Bu bana aşırı derecede moral veriyordu” dedi.


‘Motosikletimi YPG’li komutana emanet ettim’


İlk sıralarda cepheye uzak alanlarda direnişte yer aldığını ifade eden Serdar, “Ardından ön cephelerde yer aldım. Havan topları 15 metre uzağımda patladığı an, gerçek anlamda bir savaşın içinde olduğumu ve direnişin ciddiyetini daha fazla anladım. Bu nedenle direnişe daha fazla sıkı sıkıya sarıldım. Cephedeki arkadaşlarım beni çok seviyor ve direnişime değer veriyordu.  O anların tarifini yapmak imkansızdır” şeklinde konuştu. Kobanê’de DAİŞ çetelerinin saldırıları artınca YPG’li savaşçıların kendisine geri dönmesi için ısrar ettiklerini söyleyen Serdar, “Geri dönmemi isteyen komutanımdı ve onun emirine karşı çıkamazdım. Geri dönmeyi kabul ettim. Motosikletimi arkadaşlarıma emanet edip geri döndüm. Döndüğüm sırada YPG’li bir yoldaşım bana, ‘Kobanê düşmeyecek ve sen geri döndüğünde motosikletine tekrar binip, bu sokaklarda gezeceksin’ dedi. Onun bu sözlerini hiçbir zaman unutmayacağım. Duyduğuma göre motosikletim birkaç defa DAİŞ’in eline düşmüş, fakat arkadaşlar her defasında bana verdikleri sözden ötürü motosikletimi geri almayı başarmış. Bunu duyunca çok duygulandım”  sözlerini ifade etti.


‘Kobanê’nin özgürlüğüyle bir kez daha doğacağım’


Kobanê’den döndükten sonra İstanbul’a geri gitmek istemediğini ve o günden bu yana Mehser köyünde sınır nöbetini tuttuğunu ifade eden Serdar, sabahın ilk ışıklarıyla beraber sınır hattının en yakın mesafesinden Kobanê’deki arkadaşlarını selamlayarak güne başladığını dile getirdi. Serdar, “Savaş sürdükçe, benim İstanbul’a gidip çay kahve içmem beklenemez. Savaş devam ediyor, arkadaşlar her gün yaşamını yitiriyor. Sınırın diğer tarafından tüm olup bitenlere karşı sessiz kalmak insana dokunuyor. Şu karşıdaki tepede arkadaşlarımla beraber nöbet tutmuştum. Şimdi ise uzaktan sadece bakıyorum. Bir şeyler yapmadan durmak çok ağır” dedi. Kobanê’nin kurtuluşuyla beraber tekrar Kobanê’ye gideceğini söyleyen Serdar, “Kobanê kurtulduğunda Miştenur Tepesi’nde Kobanê savaşçılarının yaktığı özgürlük ateşinin etrafında halaya duracağım. O gün geldiğinde ben bir kez daha doğacağım. Ayaklarım tutmasa bile tekrar o direnişe katılmak için elimden geleni yapacağım” ifadeleriyle duygularını dile getirdi.


‘Yaşamak kolay değil ya kardeşler ölmek de değil’


Serdar, konuşmasını, her sabah sınır nöbetinde Kobanê’yi izlerken arkadaşlarına dönerek şair Orhan Veli Kanık’tan okuduğu şiirle şöyle tamamladı:  “Yaşamak, biliyorum kolay değil yaşamak… Gönül verip türkü söylemek yer üstüne, yıldız başında dolaşıp geceleri ve gündüzleri gün ışığında ısınmak. Şöyle bir fırsat bulup yarım gün yan gelip yatabilmek Çamlıca Tepesi’nde… Bin türlü mavi akar boğazdan, her şeyi unutabilmek mavilikler içinde, Biliyorum bir ölünün hala yatağı sıcak ve birinin saati işliyor kolunda. Yaşamak kolay değil ya kardeşler ölmek de değil…”


(ekip/rp/mg)