Saldırıya uğrayan sanık oluyor saldıran ise müdahil!
08:34
Dilan Karamanoğlu/JINHA
İSTANBUL - Trans bireylerin yaşadığı sorunları hukuki açıdan değerlendiren SPOT Yönetim Kurulu üyesi avukat Rozerin Seda Kip, trans bireylerin ne kolluklar tarafından, ne de kanunlar tarafından korunmalarının söz konusu olmadığını belirterek, "Bu durumda da trans bireyler genelde sanık oluyor, saldırıyı gerçekleştirenler de müdahil" diye belirtti.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nde dünyanın birçok ülkesinde çeşitli eylem ve etkinlikler düzenleniyor. Kadına yönelik şiddet her şekliyle ele alınıyor ve yapılan etkinliklerde, eylemliklerde farkındalık yaratılmaya çalışıyor. LGBTİ bireylere uygulanan şiddet ise görünmüyor, görünmek istenmiyor. Trans kadınların tacize, tecavüze uğraması adeta normalleştiriliyor. Hukuksal açıdan trans bireylerin davalarında birçok sorunla karşı karşıya geliniyor. Sosyal Politikalar Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Araştırmaları Derneği'nden (SPOT) Yönetim Kurulu üyesi ve aynı zamanda SPOT avukatlarından Rozerin Seda Kip, trans bireylerin yaşadığı sorunları hukuki açıdan değerlendirerek, LGBTİ davalarının nasıl incelenmesi gerektiğini anlattı.
'LGBTİ için hiçbir koruma maddesi bulunmamakta'
Rozerin, bir Kürt kadını olarak LGBTİ davalarında yer almanın kendisini motive ettiğini belirterek, "Daha yalnızlaştırılan bir alanda yer almak bana mesleki açıdan daha iyi şeyler yaptığımı hissettiriyor. LGBTİ davalarında yer alarak hak savunuculuğu yapmaya çalışıyoruz" dedi. LGBTİ davalarında konuları ayırmak gerektiğini söyleyen Rozerin, "Hukuki anlamda ayrımcılığa uğrama durumu söz konusu oluyor. Yani bir sosyal ve medeni haklar bakımından, siyasi haklar bakımından, bireyin yaşam hakkını ya da özel hayatına müdahalenin söz konusu olduğu durumlarda cezayı akseden davalar bulunmakta. Ancak LGBTİ'nin hiçbir konuda koruma maddesi bulunmamaktadır" diye belirtti.
'LGBTİ için anayasada ayrı bir madde yer almalı'
Rozerin, LGBTİ bireyler için anayasada ayrı bir madde açılması gerektiğinin altını çizerek, "Dünya'nın hiçbir yerinde sadece kadın ve erkek olarak insanlar ayrılmazlar. İnsanların birçok cinsel ve cinsiyet kimlikleri vardır. LGBTİ bireylerin davalarında nefret söylemi ve suçları çerçevesinde değerlendirme yapılmalı. Anayasa'da ayrı bir madde olarak ele alınmalı. Bu konuda taleplerimiz var bunları ileteceğiz" diye konuştu. Türkiye'de uluslararası hukuku tanıyan yasa olmasına rağmen davaların bu ölçülerde incelenmediğini aktaran Rozerin, "Bizler dava hazırlıklarımızı ve AİHM'e başvurularımızı bu ölçülere göre yapıyoruz. Dava sonuçlarından kazanım diye söz etmek gerçekçi olmuyor. Bazı davalar çok görünür olduğunda belirli kazanımlar elde ediliyor. Ama görünür olamayan davalar da aynı durum söz konusu olmuyor" dedi.
'Cinsel kimlik ötelenerek değerlendirme yapılıyor'
Rozerin, trans bireylerin ayrımcılık statüsüne konulabilecek davaları olduğuna dikkat çekerek, "Tazminata bağlanan davalarda çok da yüksek yaptırımlardan bahsedemiyorsunuz. Çünkü sonuca yansıyan şey, çok da ayrımcılık olmuyor. Genel olarak tazminat davasında örneğin kişi yine trans kimliği, cinsel kimliği ötelenerek değerlendiriliyor. Onun sadece ilgili maddede eşit davranma hukuk kurulu gibi değerlendiriliyor. Üstü kapalı değerlendirilerek davayı kazanıyoruz" dedi. Ceza davalarında ise yargıçlarla sürekli mücadele içerisinde olduklarını ve bu davaların mağduriyet kapsamının çok geniş olduğunu kaydeden Rozerin, "Seks işçiliği yapan binlerce trans kadın var ve kendilerini koruyabilecek hiçbir güvenceleri yok. Trans bireylerin ne kolluklar tarafından, ne de kanunlar tarafından korunmaları söz konusu değil. Bu durumda da trans bireyler genelde sanık oluyor, saldırıyı gerçekleştirenlerde müdahil olarak görülüyor" açıklamalarında bulundu. Rozerin, birçok LGBTİ bireyin bu sebeplerden kaynaklı olarak cezaevlerinde tutuklu olarak bulunduklarını belirtti. Türkiye'de transseksüel kadınların görünürlüğünden hoşlanılmadığını dile getiren Rozerin, bu görünürlükten kaynaklı bireylerin şüpheli olma ve mağduriyetlerini en ağır şekilde yaşamak zorunda kalma riskini taşıdıklarını da ifade etti.
'Tecavüz ediyor ancak 'gasp'tan ceza alıyor!'
Trans bir kadının ormana götürülerek tecavüz edilmesinden sonra faillerin sadece gasp ettikleri gerekçesiyle tutuklanmasını, iddia makamı ve yargıçlar tarafından "Zaten o işi yapmak için oradadır biz sadece gaspı ele alalım" diyerek dosyayı incelediklerini söyledi. Rozerin, "Bir bireyin vücut bütünlüğüne saygının öncelikli olarak kararlarda geçmesi gerekiyor. Bu kişi para kazanmak durumunda belki de bu işi gönüllü olarak yapmak istiyor. Fakat tecavüze uğramanın ricası mı olur. Bu insan beyanla gelmişse beyana bağlı olunmalı, deliller toplanmalı. Tecavüze uğrayıp uğramadığı Adli Tıp'ta çok rahat bir şekilde öğrenilebilir. Trans bireyler hakikaten çok sahipsiz. Kendini devletle karşı karşıya görmekten çok sıkılmış ve her an cezaevine girme korkusuyla sıfır güvenle yürütülen bir hayatları var. Benim tanıdığım trans bireyler ve müvekkillerim bana 'Ben ne zaman öleceğim diye düşünerek yaşıyorum' diyorlar. Burada biraz durup düşünmek ve empati yapmak lazım" ifadelerinde bulundu.
'İstanbul Sözleşmesi'nde LGBTİ'lere hak yok'
İstanbul Sözleşmesi içerisinde LGBTİ bireylere verilmiş bir hak olmadığını belirten Rozerin, "Sözleşme içerisinde sadece 'cinsel yönelim' kavramı girmiş bulunmakta. Türkiye'deki kanunlarda sadece kadın ve erkek eşitliği üzerinden eşitlik gösteriliyor. Bu noktada 'cinsel yönelim' kavramının yer alması işe yarar bir şey olarak görülebilir. Henüz uygulaması görülmediği için bizim de bu noktada hareket alanımız yok" dedi. Uluslararası kararların uygulanması hükmünün yasada yer almasına rağmen AİHM tarafından verilen kararların uygulanmadığını kaydeden Rozerin, böyle bir sisteme kişilikleri arz etmek için çok ciddi çabalar harcanması gerektiğini aktardı.
'Trans ve kadın cinayetleri devlet bilgisinde yapılıyor'
Hem kadın, hem de trans cinayetlerinin devletin sistematik bilgisi dahilinde yürütüldüğünü vurgulayan Rozerin, "Ortak bir mücadele olması gerektiğini düşünüyorum. Bunun bir sorun ve mesele olduğunu, somut vakaları göstere, göstere bununla mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyorum" açıklamalarında bulundu.
(dk/mg)

