Hêvi Mistefa: Türkiye Efrin arasında sınır kapısı açılsın

14:48

 


JINHA


İSTANBUL –Türkiye’ye bir dizi temasta bulunmak üzere gelen Efrin Kantonu Başbakanı Hêvi Mistefa, Efrin ile Türkiye arasında bir sınır kapısı açma çağrısında bulunarak “Türkiye’nin DAİŞ’ destek verip vermediğini Efrin’e yönelik olası bir saldırı durumunda göreceğiz” dedi. Kantonlarına yönelik herhangi bir saldırı durumunda hazırlıklı olduklarını ifade eden Hêvi, "Şu anda Efrin’e yönelik bir saldırı yoktur. Halklar arasında çelişki yaratanlar, kanton üzerinde bir karalama kampanyası yürütüyor" dedi.


Türkiye’ye bir dizi temasta bulunmak üzere gelen Afrin Kantonu yöneticileri, IŞİD, El Nusra gibi çetelerinin saldırı tehdidi altında bulunan bölgelerinin sorunlarını ve Türkiye’deki siyasi partilere, demokratik kitle örgütlerine, emek meslek örgütlerine, kadınlara yönelik beklentilerini paylaşmak üzere Cezayir Restaurant’ta basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya Efrin Kantonu Başbakanı Hêwi Mistefa, Dış İlişkiler Bakanı Süleyman Cafer ve Dış İlişkiler Bakan Yardımcısı Cihan Mihemed katıldı. Gazeteci Celal Başlangıç, DBP’li yöneticilerin de davetli olarak katıldığı toplantıda, açılış konuşmasını 78’liler Derneği Başkanı Celalettin Can yaptı.


‘Türkiye halkı kardeşimizdir’


Açılış konuşmasının ardından Efrin Kantonu Dış İlişkiler Bakanı Süleyman Cafer söz aldı. Süleyman, Türkiye’ye neden geldiklerini, Türkiye’den talepleri ne ve kantonların durumunu anlattı. Süleyman, Suriye’de Kürt halkının on yıllardır yaşadığını ve bu süreçte ne kimlik hakları ne de eğitim hakları olduğunu hatırlatarak,  “2011’de Rojava devrimi başladığında bir boşluk yaşandı Suriye’de. Biz de bu durumda kendi bölgelerimizi korumaya aldık ve bugüne kadar getirdik. 2014’ün ilk ayında demokratik özerk bölgemizi kurduk ve halkımızı yönetmek için bu yönetimi oluşturduk. Efrin Kantonu yönetimi olarak ilk kez kanton sınırları dışına çıkıyoruz. İlk ziyaretimizi de Türkiye’ye yaptık. Çünkü Türkiye halkı bizim kardeşimizdir. Kanton yönetimimize yönelik aleyhimize olan bu karalama kampanyamızı ortadan kaldırmak istiyoruz. Biz ziyaretimizle Türkiye halklarına kardeş olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Daha fazla, STK’lar ve siyasi partilerle görüşmek istiyoruz” diye konuştu. 


‘İnsani yardım kapıları açılsın’


Türkiye’den bir diğer taleplerinin  insani yardım için kapıların açılması olduğunu söyleyen Süleyman, “Efrin Kantonu'nun etrafı sarılmış durumda. Fakat Efrin Kantonu şu an iyi durumda. Bütün kanton içerisindeki sınırlarımızda halklarımıza hizmet etmeye devam ediyor. Kantonumuzu savunacak asayiş sistemimiz de var. Türkiye ve halkından talebimiz de biz Türk halkıyla kardeş ve komşuyuz. Bu yüzden Türkiye halkıyla komşuluk ilişkilerimiz geliştirmek istiyoruz.  Sesimiz kamuoyu ve kardeş halklarımıza duyurmak istiyoruz” diye konuştu.


‘Rojava devriminde ilk şehit düşen kadındı'


Süleyman’ın ardından söz alan Dış İlişkiler Bakan Yardımcısı Cihan Mihemed, Kanton öncesinde ve sonrasında ne olduğunu, nelerin yapıldığını anlattı. Rojava devrimi öncesi Suriye Kürtlerinin yaşamları hakkında bilgi veren Cihan, “Kürtler dünyanın neresinde olursa olsun hep mücadele içindeydi. Ancak, Baas sistemi, Kürtler üzerinde ağır baskılar yaptı. Baas sistemi Kürtleri yok etmek istedi. Yani, Suriye’de tek millet, tek bayrak ve tek dil yaşatmak istediler. Kürtler, ne zaman haklarından bahsetse  her zaman üzerlerinde baskılar oluştu. Zindanlarda Kürtlere işkence yaptılar ve baskı uyguladılar. Suriye Parlamentosundan Kürt milletvekili Osman Süleyman zindanda şehit düştü” dedi.


Rojava ve Efrin’de kadınların mücadelenin en ön saflarda olduğunu ifade eden Cihan, “Kadınlar yüzde 40 oranında yer almakta. Suriye devrimi başlangıcında Halep’te ilk şehit düşen de kadındı. Barış için şehit düştü” şeklinde konuştu.


'Kantonumuz üzerinde karalama kampanyası söz konusu’


Efrin Kantonu Başbakanı Hêvi Mistefa ise, Efrin’de nasıl bir kantonun kurulduğunu ve savaş sürecini anlattı. Heyet olarak Türkiye’ye geliş sebeplerinin, demokratik özerk yönetimi anlatmak olduğuna dikkat çeken Hêvi, “Kurduğumuz kantondaki demokratik yönetimimiz yanlış anlaşılıyor. Kantonumuz üzerinde bir karalama kampanyası söz konusu. Biz demokratik özerklikle herkes arasında barışı savunuyoruz. Çevre ve komşularımızla iyi ilişkiler kurmak istiyoruz. Biz savaşı sevmiyoruz ve savaşı istemiyoruz. Ancak bize saldırıldığında kendimizi savunmaya ve halkımızı savunmaya hazırız. Suriye ve çevremizde çok kirli ve bedeli çok ağır bir savaş yürütülüyor. Suriye’deki devrimden önceki durumu tersine çevirmeye çalışıyoruz. Suriye’nin her parçasında kardeş halklar birbirini boğazlıyor” diye konuştu.


Hêvi, Rojava’da herkesin kendi dili, kimliği ve kültürüyle kanton yönetimlerinde yer aldığına dikkat çekerek Rojava’nın savunmasında Kürtlerin, Arapların, Ezidilerin, Süryanilerin yaşamını yitirdiğini ve bunun da kardeşçe nasıl yaşandığının göstergesi olduğunu söyledi.


‘YPG ve YPJ sayesinde halkımızı savunmaya çalışıyoruz’


Özellikle Efrin Kantonu etrafındaki ambargolardan ve göçten dolayı zorluklar yaşandığına dikkat çeken Hêvi, halkın mücadelesiyle bu sıkıntıları atlatmaya çalıştıklarını ifade etti. Hêvi, “Bütün bu sıkıntılara halkımız tahammül ediyor. Çünkü bu sıkıntıların geçtiği özgür günler yakındır. Biz de insanlığın yaşadığı zorlukları komşu halklarımızla paylaşmak istedik. Elimizdeki şartlar çerçevesinde bunu yapmaya çalışıyoruz. YPG ve YPJ sayesinde halkımızı savunmaya çalışıyoruz. Efrin Kantonu’nun yaşam düzeyini daha ileri bir seviyeye taşımaya çalışıyoruz” dedi.


Türkiye ile sınırı olan bir kapıya ihtiyaçları olduğunu vurgulayan Hêvi, “Biz de insanlığın yaşadığı sorunları ve sıkıntılarını kapı aracılığıyla iyileştirmeye çalışalım. Biz, demokratik yönetim modelinin Suriye’deki sorunlara çözüm olacağını ve oradan da tüm Ortadoğu’ya model olmasını ve yayılmasını diliyoruz. Bize yönelik yapılan saldırıların nedeni bizim kurduğumuz sistemi istememeleridir” diyerek  demokrasi ve özgürlük isteyen herkesi demokratik özerk yönetim modelini destek olmaya çağırdı. Hêvi, “Herkesin bu yükü paylaşmalarını istiyoruz. DAİŞ’in ortaya çıkardığı durum tüm insanlığa yöneliktir” dedi.


‘Devrim başlangıcından beri Rojava’da kantonlar saldırı altında’


Konuşmaların ardından, heyet gazetecilerin sorularını yanıtladı. “Cemil Bayık’ın Efrin Kantonu El-Nusra cephesinin tehdidi altında mı? Böyle bir saldırı varsa Türkiye’den beklentileriniz nelerdir” sorusuna Hêvi şu yanıtı verdi:  “Devrimimizin başlangıcından beri Rojava’da her kanton saldırı altında. Her an bir saldırının yapılma ihtimali var. Ve biz tekrarlamak istiyoruz, biz bu saldırılara karşı hazırız. Biz kendimizi savunmaya hazırız.”


Heyetin Türkiye’ye nasıl geldiğine ve temaslarına ilişkin soruyu yanıtlayan Hêvi, “Türkiye ile aramızda Selen diye bir kapı var. Kapı aktif değil ama biz Azaz Kapısı’ndan geldik Türkiye’ye” dedi. Komşu halklarla ilişkilerinin geliştirmek istediklerini dile getiren Hêvi, “Afrin üzerindeki ambargo devrimin başlangıcından beri sürüyor. Afrin toprağının verimliliği ve bereketi ve halkımızın özgürlük tutkuları bize uygulanan ambargoyu boşa çıkardı” cevabını verdi.


“Suriye’de İslami guruplarla  ilişki içerisinde misiniz?” sorusu üzerine Hêvi, “Suriye’de ÖSO’ya bağlı birçok İslami grup var. Bizi hangi grup kabul ederse onlarla ilişki kurmaya hazırız” dedi.


‘Halklar arasında çelişki, Kantona karalama yapılıyor’


“Afrin Kantonu’na yönelik bir saldırı söz konusu mu?” sorusu üzerine Hêvi, “Türkiye’nin DAİŞ’e yardım ettiğini duyuyoruz ama bu duyumların doğru olmadığını umut ediyoruz. Şu anda Efrin’e yönelik bir saldırı yoktur. Halklar arasında çelişki yaratanlar, kanton üzerinde bir karalama kampanyası yürütüyor” diye cevap verdi.''


'İlişkiler güçlenirse sınırlar daha iyi korunur'


“Afrin’e herhangi bir saldırı durumunda Barzani ile ilişkiler kuracak mı?” sorusuna cevap veren Hêvi, şunları söyledi: “Koşullar olursa ilişkilerimizi ne kadar güçlendirirsek o kadar iyi olur. Hangi kantonumuz saldırı altında olursa Kürt, demokrat olan herkes, bir çaba içerisine girdiler. Kobanê’ye yardım ve destek verdiler. Her dört parçadaki Kürtler nasıl ki sınırları tanımadılar Duhok’taki anlaşma da bu anlamda değerlidir. Bunu ilk günden beri söylüyoruz, biz her çevreyle görüşme ve tartışmalar yapmak istiyoruz”


(dk-mt/gc)