Fermandan sonra tarihin direniş mekanı: Şengal
08:43
Dilan Şeval - Asya Tekin/JINHA
ŞENGAL - DAİŞ çetelerinin saldırı ve katliamlarından sonra Şengal dağlarına sığınan Êzidî kadınların bir ilki gerçekleştirdiğini belirten Şengal YJA Star Komutanı Berfin Nurhak, "Şengal Dağı'ndaki kadınlar, binlerce kadının DAİŞ tarafından kaçırılıp tutsak edilmesinden sonra en temel ihtiyacı olarak savunma temelinde örgütlenmeyi düşünmüş ve buna göre arayışlarını gelişmiştir. Bu temelde Şengal Dağı'nda Şehit Xane Savunma Akademisi örgütlenmiştir. Bu anlamıyla Şengal dağlarında bir ilk yaşanmaktadır" dedi.
DAİŞ çetelerinin saldırı ve katliamları nedeniyle Şengal'de halkı savunan Şengal Direniş Birlikleri, çetelere karşı aylardır büyük bir mücadele veriyor. Ağustos ayından bu yana Şengal dağlarında direniş birliklerinin komutanlığını yapan Şengal YJA Star Komutanı Berfin Nurhak ile Şengal dağlarında yaşayan Êzidî kadınları konuştuk.
- Şengal'de kadınlarda yaşanan gerçekliği kısaca nasıl değerlendiriyorsunuz, kadınların duruşunu nasıl tanımlıyorsunuz?
Öncelikle şunu belirtmek gerekirse; Şengal'de yaşayan Êzidî halk gerçekliğinin en belirgin yanı; inançlarının çok güçlü olması ve kendi kültürlerine bağlılıktır. İnancı adına bin yıllardır direnen bir halk gerçekliği söz konusudur. İnancı için yaşayan, inancı için direnen kültürel bir gerçeklikleri var. Halkta yaşanan gerçeklik bu olurken, egemenlikli devlet yapılanmaları ise inancında direnen bu halkı, siyasal, sosyal, kültürel gelişmelerden koparıp, halkı kendi inancından, kültüründen boğmak istemiş ve tecrit yöntemlerini uygulayarak halkı savunmasız hale getirmek istemiştir. Halk, yaşadıklarını direniş olarak bilirken, devlet yapılanmaları bu direnişi egemenlikli politikalarıyla tecrit ederek savunmasız bir gerçekliği oluşturmuştur. Tarihin direnen Êzidi inancı, Êzdiyati kültürü, Êzidî halkı, günümüzde devlet politikalarıyla savunmasız bir hale getirilmiştir. Öyle bir hale getirilmiş ki, inancı güçlü olmasına rağmen nasıl yaşayacağını, çağa denk nasıl siyaset, politika geliştireceğini bilmeyen, kendi örgütlenmelerini geliştirmeyen bir gerçeklik yaşatılmaktadır. Halk da en etkili görünen gerçeklik bu iken kadın da ise bu en derin bir şekilde nefes alamayan, savunmasız, hiçbir direniş refleksi bile gösterilmesine izin verilmeden kaçırılan, tutsak edilen gerçeklik, hatta şu da varki yaşatılan tutsaklığın farkında olmayan bir gerçeklik yaşatılmaktadır.
- YJA- Star Komutanı olarak Şengal Dağı'na geldiğinizde nasıl bir gerçeklikle karşılaştınız?
Şengal Dağı'na gelindiğinde duyulan ilk cümle; 'beri fermane, piştî fermane' Ferman yani katliam. Katliamla gerçekleşen ölümler, sürgünler, kaçırılan binlerce genç kız, açlık, susuzluk, ölümler ve vadilerde biri diğerine tercih edilip bırakılan çocuklar... Tüm bu yaşatılan gerçekliğe rağmen Êzidî halkında özellikle kadında yaşanan direniş, gözlerde ve yüzlerde eksik olmayan gülüşler. Umutsuzluğun acısını, yokluğun sancısını dindiren gülüşleri ben Sincar Dağı'nda gördüm. Şengal'de yaşatılmak istenen umutsuzluk, yokluk, çaresizlik ortasında Êzidî kadınının yaşam arayışı taktire şayan bir duruştu. Yaşanan acılara rağmen toprağında, memleketinde, köyünde yaşam ve özgürlük arayan anaların ve genç kadınların yaşam mücadelesine tanık oldum. Şengal Dağı'nın dört bir yanına dağılan Êzidî halkının yaşama tutunma ve o zor koşullara rağmen analar çocuklarını korumaya çalışıyorlardı. Şengal Dağı'ndaki katliamın çocuklar ve analar üzerinde yaratmış olduğu psikoloji çok kısa bir süre içerisinde aşılacak bir durum değil. Zaten şuandan itibaren Şengal Dağı'nda yaşama tutunan halkımız çok zor bir süreçten geçmektedir. Havaların soğumasıyla birlikte çok ciddi barınma sorunu yaşanılmaktadır. Bunun yanında çocukların ve kadınların kışlık giyim ve erzak sorunu var.
- Özellikle HPG-YJA-Star güçlerinin halkın savunmasını üstlendikten sonra Şengal'de yaşayan kadınların durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şengal'de Êzidî kadınında yaşanan iki etkili özellik var; biri Şengal Dağı'nın özgürleştirici gücüne dayanan Êzidî kadınların yaşam ve özgürlük arayışı, diğeri Sincar, Musul ovalarında zorla kaçırılan, tutsak edilen binlerce çaresiz kadın… Êzidî kadınında yaşanan bu iki gerçek daha somut görülürken bir diğeri; son aylarda sıkça karşılaştığımız; DAİŞ'in elinden kaçan, kaçtıktan sonra baba, dayı, abi egemenliğinde yani aile kıskacında tekrar tutsak edilen onlarca genç kadının gerçeği…
Öncelikle şunu belirtmek gerekirse, halk PKK ile tanışıp HPG-YJA-Star güçleri ile ortak savunmasını sağladıktan sonra, halkın en belirgin kullandığı cümle olan 'beri fermane, piştî fermane' cümlesi değişmiş. Onun yerine 'beri PKK, pişti me PKK naskır' Yani PKK ile tanışmak… HPG ve YJA-Star güçlerinin Şengal'e gelişi Êzidî halkı için bir milat değerinde olmuştur. Ferman yerine PKK yani özgürlük umudu gelişmiştir.
- Şehit Xane ismiyle açmış olduğunuz akademinin mezuniyet töreni vardı. Şengal Dağı'nda özelliklede savaş ortamında neden akademi açtınız? Açmış olduğunuz akademinin güvenlik açısından sakıncası yok mu?
Reber Apo'nun özgürlük umudu olduğunu en somut ifade eden ve yaşam tarzında gösteren Êzidî kadınlar olmaktadır. Şengal Dağı'ndaki kadınlar, binlerce kadının DAİŞ tarafından kaçırılıp tutsak edilmesinden sonra en temel ihtiyacı olarak savunma temelinde örgütlenmeyi düşünmüş ve buna göre arayışlarını gelişmiştir. Bu temelde Şengal Dağı'nda Şehit Xane Savunma Akademisi örgütlenmiştir. Bu eğitimin örgütlenmesi Şengal-Êzidî toplum gerçekliğinde bir tarihtir. Bu anlamıyla Şengal dağlarında bir ilk yaşanmaktadır. Bu akademide eğitim gören genç kadınlar, kısa bir zaman içerisinde görülen eğitimde bilinçlendikten sonra 'Biz bu eğitimi ferman öncesi görseydik, kesinlikle Êzidî kadınlar kaçırılamazdı, tutsak edilemezdi. Kendimizi savunur fermanı engellerdik. Silahları olup da savaşmayan, teslim alınan yada başka şehirlere kaçan erkek gerçekliğini sorgulamalıyız. Biz Êzidîlere 73 ferman yaşatıldı, biz bu eğitimle kendimizi, halkımızı, inancımızı savunmasını öğrenip, kesinlikle 74'üncü fermanın yaşatılmasına izin vermeyeceğiz' demişlerdir. Bu sözler doğrultusunda Êzidî kadınlar, Şehit Zilan, Beritan, Bınevş Agal, Xane çizgisini kavrayarak Şengal direnişinde şehit düşen Viyan, Evrim, Jiyanda, Armanc, Genco, Givara, Argeş, Koçer, Karker, Roni, Zınar arkadaşların anısına mücadele etme kararlılığını güçlendirmektedir.
'Kadın hiçbir zaman köleliği kabul etmedi'
Eğitim gören genç kadınlar, Şengal Dağı'nda halkın umudu olmuştur. Çok kısa bir zaman dilimi içerisinde eğitim gören genç kadınlar nasıl oldu da bu kadar güçlü bir şekilde savunma kararlılığını ve özgürlük arayışını dile getirmektedirler. Aslında Reber Apo'nun kadın özgürlük tezlerinde ifade ettiği 'kadına bin yıllardır kölelik gerçeği dayatılıp yaşatılsa da aslında kadın hiçbir zaman köleliği kabul etmedi, sessiz de olsa hep direndi' çözümleme düzeyi tam da Êzidî kadınının bugünkü gerçeğini ifade etmektedir. En derin bir şekilde boğdurulmuş ve tutsak alınmış kadın, çok az da bir özgürlük imkanı gördüğünde nasıl da özgürlüğe dair kararlılığını ve inancını ortaya koymaktadır. Kadın gerçeğinde sürekli yaşanan sessiz direniş, özgürlük imkanı bulduğunda direnişi çığlığa dönüşüyor. Direnişi dağlarla bütünleşip halka umut ve güven oluyor.
'Êzidî halkı için yaşam ve özgürlük umudu yeşermiştir'
Şengal dağlarında Êzidî kadınlarının temel moral kaynağı HPG-YJA-Star gerillalarının mevzilenmesi ve eylemliliğidir. Şengal Dağı'nda silahlı, raxtlı, gece-gündüz demeden, aç ve susuzluğa rağmen mevzilerde kadın gerillalarının direnmesi Êzidi halkına ve kadınlara yaşam gücü olmuştur. Halkta ve kadınlarda katliam sonrası yaşanan umutsuzluk, çaresizlik ve yokluk aşılmış, onun yerine yaşam ve kendisini savunma gücü ortaya çıkmıştır. Şimdi Şengal Dağı'nda kadınların yüzünde okunan katliam izleri değil, yaşam ve özgürlük arayışına dair izler ve gülüşler görmek mümkün. Artık Şengal Dağı'nda Êzidî halkı için ferman değil, yaşam ve özgürlük umudu yeşermiştir. Bunu da en çok kadınlar ifade ederek dağda, mevzilerde haykırmaktadır.
(dş/at/mg)

