2014 Kadın Panaroması (DOSYA 2)

08:45

'Yasa çıkarmak yetmez zihniyet değişmeli'


Mizgin Tabu/JINHA


İSTANBUL - İki dönem boyunca Meclis'te bulunan ve kadın mücadelesinin her alanında yer alan HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Meclis'te bugüne kadar kadına yönelik şiddeti önlemede önemli yasaların çıktığını, İstanbul Sözleşmesi'nin imzalandığını ancak buna rağmen kadına yönelik şiddetin sona ermediğini belirterek, zihniyet değişikliğine ihtiyaç olduğunu dile getirdi.


Kadın katliamlarının sona ermesi, şiddetin son bulması, erkeklerin hak ettikleri cezaları alması için Türkiyeli ve Kürt kadınlar yıllardır amansız bir mücadele veriyor. Hala kadını aile dışında bir birey olarak kabul etmeyen, Kadın Bakanlığı'nın ismini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak değiştiren AKP zihniyetine karşı kadınlar, mücadeleleriyle bazı kazanımları elde etti ve yasaların çıkarılmasını sağladı. Meclis'te kadına yönelik şiddeti önlemek için önemli yasaların çıktığını, şiddeti önlemede önemli bir anlaşma olan İstanbul Sözleşmesi'nin Türkiye tarafından imzalandığını belirten HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, yasalara rağmen şiddetin önüne geçilememesini, Meclis'te ve siyasi partilerde kadının yerini ve kadına bakış açısını değerlendirdi.


'Kadın temsiliyeti anayasal güvenceye alınmalı'


Türkiye'de kadın erkek eşitliği ve parlamentoda karar alma mekanizmalarında çok ciddi sorunlar olduğunu dile getiren Sebahat, özellikle partilerin kota uygulamalarındaki esnek yaklaşımlarının parlamentodaki sandalye sayısına da yansıdığını ifade etti. Kürt Kadın Hareketi olarak demokrasi güçleriyle kurmuş oldukları iletişimlerde, kadın temsilinin mutlaka anayasal güvenceye alınması gerektiğini ifade ettiklerini aktaran Sebahat, "En az yüzde 33 kota anayasal güvenceye alınmalı ve partilerin insafına bırakılmamalı. Demokratik Özgür Kadın Hareketi bileşenleri olarak yüzde 40 cinsiyet kotasını örgütlü olduğumuz her alanda uygulanması için mücadele ettik" dedi.


'Şimdiye kadar yüzde 40 cinsiyet kotasını uyguladık'


HDP ve HDK eşit temsil meselesini kuruldukları günden bu yana bütün karar alma mekanizmalarında uyguladıklarını ifade eden Sebahat, bunun önemli katkılarını gördüklerinin altını çizdi. Bunun uygulamasını parlamentoda da gösterdiklerini ifade eden Sebahat, "Aksi takdirde parlamentoda sandalye sayısı hep eşitsiz olmaya devam edecek, kadınlar karar alma mekanizmalarında hep geriye atılacaktır. Şimdiye kadar yüzde 40 cinsiyet kotasını uyguladık. Bağımsız adaylar yöntemiyle çalışmamıza rağmen, mümkün oldukça bu kuralı işletmeye çalıştık. Bunun çok ciddi etkisi de var. Grup Başkanvekilliği'nden eşbaşkanlığa kadar eşit temsil meselesine dikkat etmeye çalışıyoruz. Bu da parlamentoda çok şeyi değiştirdi" diye konuştu. 


'Yasaların çıkması yeterli değil, zihniyet değişmeli'


İki dönem Meclis'te olan Sebahat Tuncel, bu dönemde kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin çok önemli yasalar çıktığını ancak bu yasalara rağmen şiddetin önüne geçilmediğini dile getirdi. Sorunun sadece yasaların çıkması olmadığının altını çizen Sebahat, Türkiye'de hala günde 5 kadının katledildiğini, kadına yönelik şiddetin Türkiye'nin genel gündemi olduğunun vurguladı. Yine kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik önemli maddeleri içinde barındıran ve imzacısı olduğu için Türkiye'ye bu konuda yükümlülükler getiren İstanbul Sözleşmesi'ne rağmen şiddetin önlenmesi konusunda yol alınmadığına dikkat çeken Sebahat, zihniyet değişikliğinin olması gerektiğinin altını çizdi. AKP zihniyetinin kadını hala ailenin bir parçası olarak gören, birey olarak görmeyen, kadınlara kendi politik perspektifiyle rol biçen anlayışı nedeniyle yasaların da şiddeti önlemede yetersiz kaldığını dile getiren Sebahat, "Bu yüzden şiddet bitmiyor, devam ediyor" dedi.


'KEFEK'in hiçbir etkinliği yok'


Kadın Bakanlığı'nın kurulması gerektiğini sürekli ifade ettiklerini belirten Sebahat, bütün yasaların kadın erkek eşitliğine uyup uymadığının gözden geçirilmesi gerektiğini dile getirdi. Bunun için mücadele verdiklerini vurgulayan Sebahat, yine Meclis'teki Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'nun da (KEFEK) hiçbir etkinliği olmadığını söyledi. Sebahat, komisyonun, yasaları gözden geçiren, cinsiyetçi öğeleri ayrıştıran ve yasalardaki cinsiyetçi perspektife müdahale edecek bir konumu olmadığının altını çizdi. Komisyonun kadın örgütlerinin, toplumsal muhalefetin sesini bastırmak için, "Bizim de KEFEK gibi bir yapımız var" diyebilmek için çalıştığını vurgulayan Sebahat, "Çalışmalarını küçümsemiyorum, ben de KEFEK'de uzun süre çalışma yaptım. Ama çok etkisi olan bir durum değil" diye konuştu.


'AKP'nin kadın vekillere saldırısı kadın özgürlük mücadelesinedir'


AKP'nin HDP'li kadın milletvekillerine yönelik hakaret içeren söylemlerine de dikkat çeken Sebahat, AKP'nin HDP'li kadın vekilleri ideolojik tehdit olarak gördüğünü ifade etti. Söylemlerin saldırganlık boyutuna da ulaştığını ifade eden Sebahat, "Onların ideolojik yaklaşımına, kadınlara ön gördüğü rollere aykırı olduğu için, bunu cinsiyetçi diliyle hatta saldırganlığa varan bir üslupla devreye sokuyorlar. Yani Emine Ayna arkadaşımızdan tutalım Aysel Tuğluk arkadaşımıza ve bizlere kadar söylenen sözler aslında partimize, kadın özgürlükçü paradigmasına, kadınların özgürlük mücadelesine yönelik söylenen sözlerdir ve saldırılardır. Bunu böyle algılamak gerekiyor. Bu nedenle ben bu saldırıları kişisel olarak algılamıyorum. Dönem dönem kişilerin isimleri değişebilir ama öz itibariyle bunu kadın özgürlük mücadelemize yönelik bir saldırı olarak değerlendirmek gerekir. Biz bu saldırılar karşısında tabi ki korkup, sinip evimize gidecek değiliz. Biz bunların karşısında öfkemizi daha da büyüterek demokratik siyaseti geliştirerek, halkımızın özgürlük mücadelesinde en ön saflara yer alarak, kadınların özgürlük mücadelesinde halkların inanç eşit ve özgürlük mücadelesinde en ön saflarda olmasının ne kadar zorunlu olduğunu bir kez daha görüyoruz" dedi.


'Eşbaşkanlık kadınlar ve toplum için hayati önemde'


İlk kez partileri tarafından uygulamaya konulan eşbaşkanlık sistemine ilişkin de değerlendirmede bulunan Sebahat, sistemin önemini pratikte gördüklerini vurguladı. Eşbaşkanlığın sadece kadınlar açısında değil, toplumun geleceği açısından çok hayati olduğunu vurgulayan Sebahat, "Kadınların bütün toplumsal alanda söz sahibi olması, kadının bakış açısıyla oraya müdahale etmesinin çok önemli ve anlamlı olduğunu biz kez daha gördük" sözlerini ifade etti. Bunu kazanmanın da kolay olmadığının altını çizen Sebahat, "5 bin yıllık erkek egemen kültürün bizde yarattığı bir alışkanlık var. Bu kültürü değiştirmek ve yeni bir perspektif kültürünü oluşturmak, politik ve ahlaki bir toplumu yeniden inşa etmek kolay değildir ama biz pratik uygulamalarımızda gördük ki bu çok önemli bir şey" diye konuştu.


'Kota uygulaması partinin insafına bırakılmış'


Şimdi birçok kurumda eşbaşkanlık sisteminin uygulandığını ve kurumların zorla değil, faydasını gördüğü için eşbaşkanlık sistemine geçtiğini belirten Sebahat, kadınların eşit düzeyde temsilinin, söz ve karar alma mekanizmasında olmasının aslında o kurumun da değişmesi açısından önemli olduğunun altını çizdi. Toplumun iki dinamiğinin temsil ediliyor olmasının birçok konuda büyük bir değişimi beraberinde getirdiğini belirten Sebahat, "İkincisi de kota uygulaması. Eşit temsil meselesine rağmen hala neden kota uygulanıyor ya da kota uygulanmasını neden talep ediyoruz? Şu an Türkiye'de kota uygulaması partilerin insafında olan bir şey. İsteyen uyguluyor, istemeyen parti, bunu uygulamıyor. Bunun anayasal güvenceye kavuşması talebi hala bizim talebimiz. Çünkü bütün partilerin bunu uygulaması gerektiğini düşünüyoruz. HADEP döneminde kadın kotası yüzde 25, DEHAP döneminde ise kadın kotası yüzde 35, DTP döneminde eşbaşkanlık ve yüzde 40 kadın kotasını uyguladık. Şimdi ise eşbaşkanlık ve eşit temsil yani yüzde 50 oranında. Dikkat ederseniz bizde uygulamalar her defasında biraz daha gelişiyor. Bunun önemli bir kazanım olduğunu düşünüyoruz" sözlerine yer verdi.


'Kadınları sokağa çağırıyoruz'


Son olarak 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü'ne ilişkin değerlendirmelerini yapan Sebahat Tuncel, bu yıl 25 Kasım etkinliklerinin gündeminde Kobanê direnişi, Êzidî kadınların savaş nedeniyle yaşadığı dram ve Kürt kadınlarının YPJ'nin çetelere karşı verdiği destansı direnişi olacağını kaydetti. Sebahat, kadınların sadece temel sorunlarını değil, çözüm önerilerini ve şiddete karşı ortaya çıkarılan mücadele dinamiklerini de görünür kılmak istediğini kaydetti. Kobanê'deki savaş nedeniyle kadınların savaşa karşı barış taleplerini daha güçlü bir şekilde dile getireceğini belirten Sebahat, "Savaş nedeniyle mağdur olan kadın ve çocukların yaşadıklarını gündemleştirmek için tüm kadınları sokağa davet ediyoruz. Biliyorsunuz bu hükümet sokağa çıkma çağrılarına hep olumsuz cevap veriyor ama biz bir kez daha kadınları 25 Kasım'da erkek egemen sisteme ve savaşa karşı, kadına yönelik her türlü şiddete karşı sesimizi yükseltmek için sokağa davet ediyoruz. Bizde o gün kadınlarla birlikte sokakta olacağız" diyerek çağrı yaptı.


(mt/gc/mg)