Kentin Kadın Yüzü (DOSYA 2)
08:52
Hakkarili kadınlar: Farkındalık için eğitim şart!
Gülşen Koçuk / JINHA
COLEMÊRG - Kadın sorunlarının algılanması konusunda birçok coğrafyada ve bölgede farklılıklar bulunmakta. Bu nedenle kadınların sadece fiziksel şiddeti sorun olarak gördüğü yerlerde, kadın sorunlarının dile getirilmesi ve açığa çıkmasının önünde ciddi bir zihniyet engeli var. Bu bölgelerden birisi de Hakkari… Hakkari'de kadınların yaşadıkları sorunları değerlendiren Sosyolog Özgül Doğan, kadınların yaşadıkları sorunların karşısında farkındalık yaratılması için eğitim, seminer, sinevizyon gibi etkinliklerin şart olduğunu vurguladı.
Dünya geneline, Türkiye ya da bölge geneline bakıldığında şiddet ya da kadın sorunu tanımının, sorunların merkezinde olan kadınlar tarafından anlaşılmamış olması veya hala tam tanımlanamamış olması kadın mücadelesinin önünde önemli bir sorun olarak durmaktadır. Kadın sorunlarının içerisine her türlü şiddet (psikolojik, fiziksel, cinsel, ekonomik, sosyal vb. şiddet türleri), girerken, yaşam içerisinde şiddet kavramının oluşturduğu algı, fiziksel şiddeti işaret ediyor. Durum böyle olunca da, fiziksel olarak şiddet görmeyen kadın, kendisi üzerinde uygulanan baskı ve hak gaspını da şiddet olarak ele almıyor. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü yaklaşırken, Hakkarili kadınlara kentte şiddetin boyutlarını, olup olmadığını sorduk. Kentte yaşayan kadınlar, kentteki şiddetin boyutlarını değerlendirirken, şiddetin yaşanıp yaşanmadığına dair de görüşlerini bildirdi. Hakkari'de kadına yönelik şiddete ilişkin sorulan sorular, farklı kulvarlarda cevaplar gelmesine neden oldu. Kentte kadına yönelik şiddetin ve kadın sorunlarının olmadığı algısı yaygınken, kadınların görüşlerini bildirmekten çekinmeleri ve eşlerinin kendilerine kızacağı endişelerini dile getirmeleri, var olan çelişkiyi göstermekte.
Hakkari'de kadın sorunlarının olmadığı algısı hakim
Hakkari'de kadınların sorunlarına ilişkin düşüncelerini ifade eden Hakkarili kadınlardan Emine Özek, Hakkari'de kadınların sorun yaşamadığını ifade ederken, "Kadın istediğinde dışarı çıkıyor, hatta kadınlar erkeklerin başlarında" dedi. Sokakta mikrofonlarımızı uzattığımız kadınlardan Aysel Yarcan ise, "Kadınlar genelde şiddet görmüyor. Ekonomi açısından bazı ailelerin durumları iyi, bazıları iyi değil. Hakkari'de normal iş, güç yok. Ekonomi nasıl iyi olsun" ifadelerine yer verdi.
'Diğer kentlerdeki kadın sorunları Hakkari'de de var'
"Hakkari'deki kadınlardan bazılarının hayatları iyi bazıların ise kötü ve hatta işkence görenler de var" diyen Aysel Kaplan, Hakkari'deki kadınların da diğer kentlerde yaşayan kadınlar gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığına işaret etti. Kentte yaşayan kadınların özgür olmadıklarının altını çizen Aysel, "Biz de normal hayat yaşamak istiyoruz ama kadınlar hep ezilmeye çalışılıyor. Aslında kadınların birçok sorunu var. Çevreden de kaynaklı sorunlar yaşıyor kadınlar. Özellikle kış mevsimi sular akmaz ve biz su çekmeye gideriz, erkeklerimiz yardımda bulunmaz" sözlerine yer verdi. Nurhan Yalçın da, erkeklerin kendilerini kadınlardan üstün gördüğüne dikkat çekti. Kadınlara hiçbir hak tanınmadığını söyleyen Nurhan, "Eğitim, ekonomik kazanç gibi haklar tanınmıyor kadınlara. Kadınlara verilen görev ev işi ve çocuk bakımı yapmakla sınırlı. Bu zihniyeti aşmak içinde kadınların bir araya gelip kendi haklarını savunmaları gerekmekte ve ancak bu şekilde kadınlar özgür olacaklardır" vurgusunu yaptı.
'Kadınlarda cins bilinci oluşturulmalı'
Hakkari'de yaşanan kadın sorunlarına sendikalı kadınlar da dikkat çekti. Eğitim Sen Hakkari Şube Eş Başkanı Şükran Sönmez Güldal, Hakkari'de yaşanan sorunların, her yerde yaşandığını ifade etti. Kadın sorunlarının temelinde yine kadınların olduğunu dile getiren Şükran, "Kadınlar bu sıkıntıları kadın olmanın bir parçası olarak görebiliyorlar. Bunu, sıkıntı olmaktan ziyade 'ben kadınım' diyerek doğal bir olgu olarak görüyorlar. Bunu aşabilmenin ilk adımı da kadınlarda cins bilinci oluşturulmasıdır" şeklinde konuştu. Kadının kendini tanıması ve kadın bilincinin oluşturulması noktasında eğitimin önemli olduğunu söyleyen Şükran, kadınların ekonomik anlamda iyileştirilmesi ve üretime dahil olmasının da kadın iradesine güç katacağına değindi. Büro Emekçileri Sendikası (BES) Hakkari Şube Eş Başkanı Emel Ata Akbaş ise, Hakkari'de kadın sorunlarının açık sorunlar olmadığını kaydetti. "Özellikle kapitalist modernitenin Hakkari halkına enjekte ettiği sorunlar çok yönlüdür" diyen Emel, "Öncelikle kadın evinden dışarı çok rahat çıkamıyor. Hakkari'de kadın halen feodal zihniyetin altında. Bu çok da dışarıya vurulmamakta ve dışarıdan baktığında Hakkari kadını çok rahat görünür, ama özüne indiğinde çok da rahat değildir" dedi.
‘Şiddetin altında iktidarcı zihniyet var’
Hakkari’de yaşayan kadınların sorunlarına ilişkin konuşanlardan Hakkari Belediye Eş Başkan Yardımcısı Derya Çiftçi de, bütün kadınların yaşamlarında şiddete uğradığına değindi. “Kadınlar eğitimden yoksun bırakılıyor ve eve mahkûm ediliyor, kendi kaderlerine terk ediliyor” diyen Derya, bu durumda kadının öz iradesini, direnme ve kendi hakkını savunma durumunu kaybettiğini belirtti. Derya, kadınların sadece fiziki değil, her anlamda şiddet gördüğüne işaret ederken, “Hakkarili kadınlara genel olarak baktığımızda aslında dört duvar arasında kalmış kendi hakkından, hukukundan habersiz yaşayan insanlar. Bunun da geçmişine baktığımız zaman beş bin yıllık bir kültür var. Kadın her zaman evinde oturur çocuğuna bakar, eşine hizmet eder, ekonomiden yoksundur zaten, çalışma koşulları yoktur kadın için” şeklinde konuştu. Hakkari’de fiziki şiddetin çok olmaması nedeniyle kadınların bir nebze olsun daha rahat olduklarına dikkat çeken Derya, kadın üzerinde oluşan tüm şiddet türlerinin altında hala eritilememiş olan iktidar zihniyeti olduğunu söyledi. Ancak kadınların kendi öz iradelerini ortaya koyarak mücadele ettiklerinde bir şeylerin değişeceğine inandığını vurgulayan Derya, yerel yönetim olarak da kadın çalışmaları kapsamında direk kadınlara giderek, var olan sorunları tespit ederek, bu sonuçlar üzerinden çözüm için proje ve çalışmalar geliştirdiklerini ifade etti.
'Hakkari'de şiddetin sadece fiziki boyutu biliniyor'
Hakkari Belediyesi bünyesinde kadın çalışmaları yürüten ve kentte yaşayan kadınların sorunlarıyla ilgilenen Binevş Kadın Danışma Merkezi sosyologlarından Özgül Doğan, konuşmasına, kadın sorunlarının evrensel bir sorun haline geldiğine işaret ederek başladı. Hakkari'de de kadınların sorunları olduğunu, ancak Hakkarili kadınların bu konuda kendisini açıkça ifade edemediğini dile getiren Özgül, "Hakkari değişime açık bir toplumdur, kapalı bir toplum olarak kabul etmek doğru değildir. Yine de bir kadın aç yada açıkta değilse yaşadığı bütün sorunlar ne olursa olsun kabullenmek zorundadır. Dolayısıyla Hakkari kadını evin içerisinde eğer yemeği varsa, mutfağında pişecek bir aş varsa sorununun olmadığını sanıyor" ifadelerinde bulundu.
'Kadınlar 'Ben şiddet görüyorum' demez'
Özgül, Hakkari'de kadınların hangi sorunla karşı karşıya kaldığını bilmediği ve şiddetin sadece fiziki boyutunu bildiği için kendisini "Şiddet görmüyor" olarak değerlendirdiğini kaydederken, "Bu nedenle Hakkari kadını kolay kolay 'Ben şiddet görüyorum' demez" dedi. Hakkari'nin istihdam açısından hem erkek, hem de kadın için sıkıntıları olan bir bölge olduğuna işaret eden Özgül, bu nedenle kadınların bir diğer sorunlarının da ekonomik olduğunu belirtti. "Kadınların bir diğer sorunu ise, kendine özgü 'kadın' kavramına daha erişememiş olmasıdır" diyen Özgül, "Eril zihniyetle düşünen bir yapı söz konusu. Ataerkil egemenliği daha fazla var burada diye düşünüyorum" sözlerine yer verdi. Özgül, Hakkarili kadınların yaşadıkları sorunları tanımlamaları için öncelikle eğitim almaları gerektiğine işaret ederken, bu konuda kurumsal olarak özeleştiri yapmaları gerektiğine de dikkat çekti.
'Kadın bilincini oluşturma konusunda eksik kaldık'
"Gerçekten tam anlamıyla toplumsal cinsiyet kavramını, cins bilincini oluşturduğumuzu düşünmüyorum. Özellikle burada toplumsal cinsiyet kavramının, cins bilincin, eşit haklara sahip olmanın ne demek olduğunu, özgürlüğün hangi anlamda geldiğini tanıtmak gerekiyor" diyen Özgül, bu konuda eğitimlerin yanı sıra panellerin, mahalle çalışmalarının ve sinevizyon gösterimlerinin yapılmasının gerekliliğine vurgu yaptı. Özgül, "Kadınların, şiddetin kadına özgü bir durum olmadığını, dolayısıyla kendi çocuklarını yetiştirme noktasında bu şiddeti kendisi gördüğü, kabullendiği gibi çocuklarının da kabul etmesi gerekmediğini bilmesi gerekiyor. Bu açıdan şiddet gören tüm kadın arkadaşlarımızın sadece fiziki şiddetin olmadığını, duygusal, sözel, ekonomik, kültürel ve cinsel şiddetin de olduğunu bilmesi gerekiyor. Kadın istemediği halde cinsel istismara maruz kalabiliyor ve bunu utanmadan, sıkılmadan ifade etmesi gerekiyor. Bu noktada Binevş Kadın Danışma Merkezi olarak her zaman bu tür sorunları olan bütün kadınların yanında olduğumuzu belirtiyoruz" şeklinde konuştu.
Yarın: Diyarbakır
(gk-ba/mg)

