Vanlı kadınlar 25 Kasım'da her türlü şiddete 'Dur' diyecek

09:10

 


Gülşen Koçuk / JINHA


WAN - 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü, şiddete karşı her gün sürdürülen mücadelenin yükseldiği önemli zamanlardan biridir. Kadına yönelik şiddet ne kadar arttıysa, karşısındaki kadın mücadelesinin de o denli büyüdüğünü belirten kadın hakları savunucuları, bunun en somut ve yakın örneği olarak Kobanê ve Şengal'de savaş mağduru olan kadınların, yine kendi elleriyle özgürlüklerini yaratma mücadelesine dikkat çekiyor.


Mirabel Kardeşler'in Dominik Cumhuriyeti tarafından katledilmesinin ardından 25 Kasım 1960 tarihinde kardeşlerin cansız bedenleri bulundu. Her gün kadınlar şiddet görse de ve her gün şiddete karşı mücadele edilse de, 1999 yılında BM Genel Kurulu tarafından "Kadına Karşı Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü" olarak ilan edilen 25 Kasım'da sembolik olarak gerçekleştirilen bir dizi etkinliklerle kadınlar bedenlerine, iradelerine uzatılan ele, dile "Dur" diyor. Bu yıl da 25 Kasım vesilesiyle Türkiye'de, bölgede ve dünyada gerçekleştirilecek etkinlikler kapsamında Van'da da kadınlar her türlü şiddete karşı alanlarda olacak. Van'da kadın hakları aktivistleri, bir yandan kadına yönelik şiddeti tanımlarken, diğer yandan da 25 Kasım'ın önemine ve biçtikleri anlama ifade etti.


'Şiddet sadece 'fiziksel şiddet' olarak algılanıyor'


25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle kadına yönelik şiddete ilişkin konuşan kadın aktivistlerden Van Büyükşehir Belediyesi Kadın Yaşam Merkezi Koordinatörü Berivan Kılıçaslan, şiddetin boyutlarına dikkat çekti. Kadınların şiddeti sadece fiziksel olarak gördüklerinde şiddeti kabullendiklerini ifade eden Berivan, "şiddete maruz kalıyor musunuz" sorusu karşısında "Hayır, dayak yemiyorum" şeklinde aldıkları yanıtların da bu algıyı güçlendirdiğini kaydetti. Basında da fiziksel şiddetin daha ön planda olması nedeniyle kadınların fiziksel şiddeti sadece şiddet olarak algıladığına işaret eden Berivan, aslında psikolojik ve cinsel şiddetin boyutlarının daha ciddi olduğuna değindi.


'Şiddet günümüze ölüm olarak ulaştı'


Tarihten bu yana kadınların sürekli şiddete maruz kaldıklarını söyleyen Berivan, daha önce de yaşanan fiziksel şiddetin günümüzde ölümle sonuçlandığına vurgu yaptı. Ölümle sonuçlanan kadına yönelik şiddet mağduru kadınların genellikle eğitim, kültürel ve ekonomik olarak geri kalmış kadınlar olduğunu belirten Berivan, "Bunun dışında ekonomik ve eğitim anlamında düzeyi daha yüksek olan kadınların gördüğü şiddet daha az ölümle sonuçlanıyor. Çünkü bu kadınlar şiddet gördüklerinde ne zaman, nasıl, nereye başvuracaklarını biliyorlar" dedi. Berivan, kadınların gördükleri şiddet karşısında kendilerine bir dayanak bulamadıkları için intihara itilebildiklerini ya da "kaza kurşunu" adı altında katledilebildiklerini vurguladı.


'Psikolojik ve cinsel şiddet, şiddet olarak görülmüyor'


Berivan, kadınların psikolojik ve cinsel şiddeti, şiddet olarak görmediği için birçok konunun farkında olmadığına değinirken, "Kadın, eşi tarafından tecavüze uğradığının belki farkında değildir. Çünkü toplum ona öyle öğretmiştir" ifadelerine yer verdi. Ayrıca çocuk yaşta evlilikleri de değerlendiren Berivan, bu durumun ise başlı başına bir trajedi olduğuna vurgu yaptı. 12 yaşındaki bir çocuğun kendi başına evliliğe karar verme gibi bir durumunun söz konusu dahi olmadığını dile getiren Berivan, çocuktan bu şekilde seçme, sevme, severek evlenme haklarının alındığını söyledi. Kadına yönelik şiddetin iş ortamında da devam ettiğini belirten Berivan, aynı ortamda çalışan kadının, erkekle aynı işi yapmasına rağmen, erkekten daha az bir ücret aldığına işaret etti. Bir kadının maaş kartının eşinde olmasının, iş yerinde uğradığı hakaret ve tacizlerin de bir şiddet türü olduğuna dikkat çekti.


Kadının göz ardı edilen ev emeği…


Kadının evdeki emeğinin de göz ardı edildiğinin altını çizen Berivan, evdeki erkeğin bu emeği küçümsediğini, ancak en büyük emeğin evde, kadın tarafından verildiğini dile getirdi. Şiddetin hiçbir zaman azalmadığını, aksine arttığını kaydeden Berivan, "Burada aslında devletin güçsüzlüğünü görebiliyoruz. Çünkü kadın ona sığınıyor, koruma istiyor. Bakıyorsunuz ki, bu olay bir hafta sonra ölümle sonuçlanıyor. Bu da devletin güçsüzlüğünü ya da önemsemediğini gösteriyor" şeklinde konuştu. Kadının aile içi sorunlarında hep aileyle barıştırma mücadelesi olduğunu dile getiren Berivan, ailesi tarafından ölümle tehdit edilen kadının daha sonra tekrar aileye teslim edildiğine ve bu durumun ölümle sonuçlandığına değindi.


Medyaya büyük görev düşüyor


Devletin birçok alan için büyük bütçeler ayırdığını, ancak bunun yanında Türkiye'de kadın sığınma ya da konuk evlerinin parmakla sayılacak kadar az olduğunu söyleyen Berivan, bu durumun, devletin kadın sorunlarına yaklaşım tarzını açık bir şekilde gösterdiğini kaydetti. Kadına yönelik şiddet konusunda medyaya ilişkin de sorunlar olduğunu sözlerine ekleyen Berivan, kadına şiddet uygulayan bir erkeğin, medya aracılığıyla başka yerdeki bir erkeğe örnek olabildiğini kaydetti. Sözlerinde IŞİD saldırılarına hedef olan Şengalli ve Kobanêli kadınlara da yer veren Berivan, bir kadının bedeninin kendi iradesi dışında kullanılması, satılmasının trajik bir durum olduğunu, bu nedenle tüm dünyanın tepki gösterdiğini kaydetti.


'Sadece şiddete uğrayan kadın yok direnen kadın da var'


Kadın denildiğinde akla sadece şiddetin geldiğine vurgu yapan Berivan, şunları dile getirdi:


"Kadınların yaptığı ve hala da yapmış oldukları çok daha güzel şeyler var aslında. Sadece kadına yönelik şiddetle ilgili bilgi veriyoruz. Kobanê'de, Şengal'de sadece şiddete uğrayan kadınlar yok. Tüm dünyanın bahsettiği direnen kadınlar da var. Bütün dünyaya örnek olan, kadının gücünü gösteren örnekler var aslında. Sadece kadınların satıldığını, tecavüze uğradığını söylersek, oradaki kadın mücadelesine büyük bir hakaret etmiş oluruz. Bir insanın bedeninden vazgeçmesi ne demek. Bu, o kadının gücünü gösteriyor.


'Şiddet azalmadı arttı'


25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü'ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kadın Yaşam Merkezi Sosyologu Alev Şahin, bin yıllardan beri süregelen kadına yönelik şiddetin, Dominik Cumhuriyeti'nde yaşayan Mirabel Kardeşler şahsında bir kez daha uygulandığını ifade etti.  Tarih boyunca da şiddetin farklı boyutlarla kendisini var ederek artış gösterdiğini kaydeden Alev, şiddetin aile içinde daha fazla artış gösterdiğine işaret etti. Kadına yönelik şiddetin hayatın her alanında sürdürüldüğüne değinen Alev, fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel şiddetin kadın üzerinden devam ettiğine vurgu yaptı.


'Şiddetin kaynağı devlettir'


Şiddetin nedenlerinin en başında devletin, yani erkek egemen zihniyetin geldiğine sözlerinde yer veren Alev, kültürel, toplumsal cinsiyet rollerinin çocukluktan empoze edildiğini kaydetti. Şiddetin aileden topluma doğru yayıldığını dile getiren Alev, şiddetin sadece bir kadın sorunu değil, aynı zamanda bir erkek sorunu olduğunun altını çizdi. "Savaş zamanları, kadınların en fazla şiddete maruz kaldıkları dönemlerdir" diyen Alev, bu durumun Kore'de, Bangladeş'te, bugün ise IŞİD'in saldırılarıyla Şengal ve Kobanê'de, özellikle kadınların hedef alınarak yaşandığını söyledi. Şiddetin genel tanımından ziyade IŞİD'in, kadın özgürlük mücadelesine ideolojik olarak bir darbe indirmek istediğine dikkat çeken Alev, yakın tarihte kadın özgürlük mücadelesinin, kadın bilincinin yükselişine atıfta bulundu.


'Şiddet ne kadar arttıysa mücadelemiz de o kadar arttı'


Kadının özgür olma bilinciyle hareket ettiğini ifade eden Alev, bu durumun ise kadını eve kapatan, bilmesine, dışarı çıkmasına engel olan erkek zihniyetinin tam karşıtı olduğunu savundu. Erkek egemen zihniyetin kadın gücünden korktuğuna da işaret eden Alev, şiddetin de artarak devam ettiğini söyledi. "Kadınlar hep susturuldu. İşyerinde patron-eleman ilişkisinde, evde eş, kayınpeder, kayın ilişkileri ile şiddet artmıştır" sözlerine yer veren Alev, "Şiddet ne kadar artıysa, mücadelemiz de o kadar arttı. Kadın mücadelesinin en güzel örneğini Rojava'da, Kobanê'de, Şengal'de mücadele eden kadın yoldaşlarımızda görmekteyim. Kadın mücadelesi bu şekilde olur. Çünkü toplumun yeniden inşa edilmesi gerektiğini söylüyoruz. Toplumu yeniden yaratacak olan da kadındır" ifadelerinde bulundu.


'Kadın hem mağdur oldu hem de mücadele verdi'


Edremit Belediyesi Özgür Kadın Masası'ndan Sabriye Kanat ise, kadının sadece 25 Kasım'da değil, her gün şiddete uğradığına vurgu yaptı. "Bizim için bir gün değil, her gün şiddetle mücadele günüdür" diyen Sabriye, yaşamı yaratanın kadın olmasının yanında, yine en çok şiddet görenin de kadın olduğuna değindi. Şiddete karşı sürdürdükleri mücadelede kadına yönelik şiddete karşı farkındalık yaratmak, şiddetin toplumun bütün mekanizmalarına yansıdığını anlatmayı esas aldıklarını vurgulayan Sabriye, bu bağlamda kendilerinin de çeşitli etkinliklerinin olduğunu belirtti. Kobanê ve Şengal'de savaşın mağdurunun kadın olduğunun, bunun yanında yine şiddete karşı mücadele edenin de kadın olduğunun altını çizen Sabriye, kadına yönelik her türlü şiddete dur demek için 25 Kasım'ın önemli olduğunu dile getirdi. Sabriye, 25 Kasım etkinlikleri kapsamında sadece panel ve seminerlerin değil, farkındalığı erkekle birlikte yaratmak için film gösterimleri, sinevizyon, katledilen kadınların mezarlarını ziyaret gibi birçok etkinliğin olduğuna değindi.


(gk/mg)