2014 Kadın Panaroması (DOSYA 3)
08:49
'Koruma mekanizması kağıt parçası olmaktan çıkarılmadı'
Güler Can - Sarya Gözüoğlu/JINHA
AMED - Kadına yönelik şiddet dosyalarında kadın katillerinin cezalarının ceza ve infaz yasalarıyla, hukuki mevzuatlarla nasıl düşürüldüğünü anlatan Avukat Reyhan Yalçındağ, "Kadın katliamları dosyasında ağırlaştırılmış müebbet olsun, hiçbir biçimde haksız tahrik durumuna gidilmesin, hiçbir biçimde indirimden yararlanamayacağına dair bir hüküm konulsun iddia ediyorum inanılmaz bir azalma seyri gösterir. Belki bir vade içinde bu cinayetler bitirilmeye yüz tutar" dedi.
Kadına yönelik şiddetin artarak devam ettiği ve her gün 5 kadının katledildiği Türkiye'de, hukuki mevzuat ve yasalar, kadınlara yönelik koruma tedbirlerini kağıt üstünde bırakırken, kadın katillerini ise koruyan, cezasında her türlü indirime giden bir mekanizmayla işliyor. Avukat Reyhan Yalçındağ, kadının şiddete uğradığında nelerle karşılaştığını, nasıl korunmadığını, kadın katliamları ve kadına yönelik şiddet davalarında izlenen süreci anlattı. Reyhan Yalçındağ, Türkiye'de kadınların yaşamın her alanında maruz kalmaya devam ettiğini belirterek, klasik anlamdaki ev içi şiddeti, aile içi şiddeti çoktan aşmış boyutlara ulaştığını vurguladı. Eski eş, eski sevgili katliamlarının çok fazla olduğunu, kadınların birlikte olmayı reddettiği erkekler tarafından katledildiğini hatırlatan Reyhan, "Dolayısıyla, sadece aile ilişkilerinin sürdüğü ortamdaki ev içi şiddet meselesini çoktan aşmış durumda. 2014 senesinde hala vahim bir tabloyla karşı karşıyayız. Ekim ayında katledilen kadınların sayısı 29. Bir savaşta bir ayda 29 insan kaybedilir. Koruma mekanizmaları etkin işletilmediği için ve hiçbir biçimde kadını özne olarak görüp, 'şiddete karşı mücadele araçlarını hayata geçirelim' diyen etkin bir mekanizma olmadığı için kadına yönelik şiddet devam ediyor" diye belirtti.
'Kadın karakolda ikinci travmayı yaşıyor'
Kadına yönelik şiddete ilişkin mevzuatın nasıl işletildiğine ilişkin aktarım yapan Reyhan, kadın ev içi şiddete maruz kaldığında, ısrarlı takip olduğunda, öldürülme riski ile karşı karşıya kaldığında, şiddet gördüğünde doğrudan savcılığa ya da karakola gidebileceğini ancak bu işlemleri kendi başlarına yaptıklarında, yıldırmalarla, tahriklerle, sözlü, bakışsal aşağılamalarla karşılaştığını bu yüzden ikinci bir kez travma yaşadığını dile getirdi. Kadının karakola gittiğinde, "Erkektir döver de sever de", "Eşindir neden bu kadar uzatıyorsun" gibi baskılarla karşılaştığını ifade eden Reyhan, bu süreçten sonra kadının inancının kalmadığını vurguladı.
'Koruma mekanizması kağıt parçası olmaktan çıkmadı'
Yine, mahkemelerce verilen koruma kararlarına rağmen katliamları hatırlatan Reyhan, "Ayşe Paşalı gibi adı adım ben geliyorum deyip sonunda öldürülen bir kadın profili var. Koruma mekanizmasının kağıt parçası olmaktan çıkaramıyoruz. Butonlar sisteminde Türkiye'de Avrupa'daki gibi bir algı olmadı" dedi.
'Tanık Koruma Yasası işletilmiyor'
Kadınları korumak için getirilen Tanık Koruma Yasası'na da değinen Reyhan, bu yasanın aslında öldürülme riski olan kadınlar için getirildiğini ancak Türkiye'de politik davalarda, bir nevi itirafçı olarak kullanılan, gizli tanık olarak ifade verenlerin korunması için kullanılan bir mekanizmaya dönüştürüldüğünü kaydetti. Bu yasada kadının kimliğinin değişmesinden, fiziğinin estetik ameliyatlarla değişmesinden, adresinin değişmesinden, başka bir şehirde yaşamını sürdürecek tüm koşulların oluşturulmasına kadar birçok maddenin bulunduğunu belirten Reyhan, "Adliyeden o kağıdı alıyorsun, şiddeti uygulayan erkekle alakalı tedbirler var ama o daha çantana konulduktan sonra birkaç saat sonra bir sokak başında öldürülüyorsun" diye konuştu.
'Şüpheli ölümler intihar denilerek kapatılıyor'
Kadın intiharlarına da ilişkin bilgiler veren Reyhan, şüpheli ölüm denilen vakaların çoğunun savcılıklar nezdinde intihar denilerek kapatıldığını, etkin soruşturma yürütülmediğini kaydetti. İntihar diye dosyalara konulan ama aslında bir cinayet olduğu ortaya çıkan birçok örnekle karşılaştıklarını belirten Reyhan, "Sonradan tanıkların bize anlattığı vakalar var. Güç bela açtığımız davalar var. Şüpheli ölümler meselesini intihar diye kapatmak gibi bir handikap var. Etkin soruşturma olsa, bir bütün olarak tanıklara ulaşılsa, tanıkların can güvenliği sağlansa bunlar yaşanmaz. Kızı öldürülen bir anne diğer kızı da öldürülmesin diye susabiliyor. En kolayı intihar deyip olayı kapatmak" diye konuştu.
'Ceza Yasası'yla indirimlere gidiliyor'
Kadına yönelik şiddetin sona ermemesinde Ceza Yasası'ndaki eksikliklerin de etkisini değerlendiren Reyhan, Meclis'te yasal değişikliklerle ilgili süreç yaşandığında kadın örgütleri olarak, kendi alternatiflerini somut bir şekilde sunduklarını ancak hiçbirinin erkek egemen parlamento tarafından hayata geçirilmediğini belirtti. Reyhan, yasal değişikliklerin hiçbirinde söylediklerinin dikkate alınmadığını vurguladı. İndirimlere gidilmeden, en ağır cezanın verilmesi halinde katliamların büyük oranda azalacağını ifade eden Reyhan, "Bir çocuk istismarı dosyasında, kadın katliamları dosyasında ağırlaştırılmış müebbet olsun, hiçbir biçimde haksız tahrik durumuna gidilmesin, hiçbir biçimde indirimden yararlanamayacağına dair bir hüküm konulsun iddia ediyorum inanılmaz bir azalma seyri gösterir. Belki bir vade içinde bu cinayetler bitirilmeye yüz tutar. Ancak bu dosyalar zaten güçlükle açılıyor. Deliller olmasına rağmen, 'Eşim beni aldatıyordu', 'Bir erkekle gördüm' gibi kalıpsal savunmalar ciddi indirim gerekçesi olabiliyor. 2014 yılında Avrupa Birliği'ne aday bir ülkenin yargısında kadın cinayeti dosyasında böyle bir bakış açısı var. Orada oturan yargıcın erkek ya da kadın olması da önemli değil. Zihniyetin eril olması cinsiyet olarak da bir kadına ait olmayacağı bir durum değil. Kadın üyelerin de, erkek üyelerin de olduğu Ağır Ceza Mahkemelerinde indirimlere gidiliyor" dedi.
'İnfaz Yasası infaz sürelerini düşürüyor'
İnfaz Yasası'nın da bu konuda yarattığı eksikliklere dikkat çeken Reyhan, infaz sürelerinde politik davalara göre adli suçlarda çok büyük oranda ceza indirimleri olduğunu dile getirdi. Reyhan, "Haksız tahrik, hem de başka indirimlerle birlikte, İnfaz Yasası ile de birkaç senede çıkabiliyor. Bir de denetimli serbestlik gelince üzerine… Denetim Yasası çıkarılan ilk zamanlarda bu failler yeni kadın cinayetleri işledi. Örneğin Pipa Bacca'yı öldüren erkek tecavüzden sabıkalı biriydi" diye belirtti.
'ŞÖNİM'ler kadınların kazanımlarına karşı çıkarıldı'
Hem uygulama, hem koruma mekanizmalarının isteksizliği, hem bu konuda kadını caydırıcı bir bakış açısı, tüm bunlar yan yana gelince geriye kadının kendi kendine yetebileceği ve şiddete maruz kaldığı zaman alternatif olan bir ortam hazırlamak kaldığını belirten Reyhan, bu kez de karşılarına Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri'nin (ŞÖNİM) çıktığını belirtti. Aslında ŞÖNİM'in Kürt kadın hareketinin kazanımlarına karşı bir düzenleme olduğunu belirten Reyhan, ŞÖNİM'leri, "Son 15 yıldır Kürdistan'da Kürt hareketini destekleyen partilerin yerelde iktidara gelmesinden sonra adım adım belirli merkezler oluşturuldu. Belediyeler bünyesinde kurulan kadın merkezleri, sığınma evleri meselesinin ne kadar önemli bir adım olduğunu yaşam içinde gördük. Buradaki başarımız AKP tarafından görüldü ve alternatif olmaktan çıkartılmak istendiğimiz için ŞÖNİM'ler geldi karşımıza. ŞÖNİM'ler alternatif olan kadın merkezlerinin sığınma evlerini atıl bırakıyor. Önce bana gelecek, ben yönlendirirsem gidecek diyor" şeklinde anlattı.
'Mücadelemizi örgütlü bir şekilde sürdürmemiz gerekiyor'
Son olarak, Şengal'de, Kobanê'de kadınlara yönelik katliamları hatırlatan Reyhan, "İstanbul Protokolü'nü kadına yönelik her türlü şiddeti önlemek için imzalıyorsun ama öte yandan bu halkı soykırıma tabi tutan, yakan yıkan, çocuklarının gözü önünde babalarını başını gövdesinden ayıran, anneleri köle pazarlarında satılan çocukların trajedisiyle bizi yüz yüze bırakan gerçekliği besledin. Kadına yönelik bu kadar acımasız tutumu olan bir zihniyet, onu soykırıma da tabi tutan, cins kırımına da tabi tutan, her türlü şiddete maruz kalmasına seyirci kalan bir zihniyet yasaları da değiştirmez, dönüştürmez" diye vurguladı. 2014 senesinin kadına yönelik şiddetle alakalı korkunç bir süreç olduğunu vurgulayan Reyhan, "Diğer yıllar gibi cins kırımının yaşandığı, kadın katliamlarının yaşandığı, kadının ucuz iş gücü olarak sömürüldüğü, mevsimlik tarla işçilerinde güvencesiz bir biçimde yaşadığı, ev işçilerinin yaşamını yitirdiği, her türlü iradesinin hiçe sayılarak, çocuk gelinler meselesinin de yaşandığı bir sene oldu. O nedenle de bizim bundan sonra mücadele hattımızı daha örgütlü bir biçimde sürdürmemizi gerektiren bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu gösterdi 2014 yılı" diye konuştu.
Yarın: YPJ savaşçılarından tüm dünya kadınlarına 25 Kasım çağrısı
(gc-sg/mg)

