‘Kadınlar en çok yakınları tarafından şiddet görüyor’

13:35

 


JINHA


İSTANBUL - ‘Yerel Destek Mekanizmasıyla Toplumsal Cinsiyet Temelli Eşitsizlikle ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Projesi' kapsamında elde edilen verilere göre kadınlar en fazla aile içinde şiddet görüyor. Kadınların talepleri arasında ise öncelikle psikolojik destek ve hukuki yardım yer alıyor.


Başak Kültür ve Sanat Vakfı tarafından Mersin Günebakan Kadın Derneği ve Urfa Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği ortaklığıyla gerçekleştirilen “Yerel Destek Mekanizmasıyla Toplumsal Cinsiyet Temelli Eşitsizlikle ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Projesi” sonuçlandırıldı. Projenin sonuçlarına ilişkin Kadıköy’deki Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen basın toplantısında projenin amaçlarına ve sonuçlarına ilişkin bilgi verildi. Basın toplantısında konuşan proje yürütücülerinden Hümeyra Tusun Yeğin, iki yıldır sürdürülen projenin temel amaçlarının kadına yönelik şiddet hakkında farkındalık yaratmak, kadın şiddetini önleyen yerel destek mekanizmalarına katkı sunmak için gönüllü ağı oluşturmak ve kadına yönelik şiddeti analiz edebilmek için veri tabanı oluşturmak ve süreci izlemek olduğunu söyledi.


‘2 bin 500 kadına ulaşıldı’


Hümeyra, İstanbul, Mersin ve Urfa’da toplamda 320 kadına psikolojik, hukuki ve sosyal yardım konularında danışmanlık desteği sağlandığını ve bölgelerde bulunan sivil toplum örgütlerini ziyaret ederek proje tanıtımında bulunduklarını belirtti. ”Kadınlar için çeşitli atölyeler ve farkındalık seminerleri düzenlendi. Eğitimlerde, toplantılarda ve atölyelerde 2500 kadına doğrudan ulaşılmıştır” diyen Hümeyra, proje faaliyetlerini tanıtmak amacıyla sekiz bin adet olarak basılan broşürleri pazarlarda ev toplantılarında festivallerde kadınlara ulaştırdıklarının bilgisini verdi.


‘Kadınlar en çok evlerde ve en yakınındaki erkeklerden şiddet görüyor’


Yapılan başvurular sonucu elde edilen verilerden kısaca söz eden Hümeyra, “3 ilde en çok ev içi şiddetin olduğu, kadınların en yakın erkekler tarafından şiddete uğradığı, kadınların çoğunun çocuk yaşta evlendirildiğini, çoğunun evliliğinin ilk yıllarından itibaren şiddet görmeye başladığını gördük. Erken yaşta evlendirilen kadınların çoğu eşlerini tanımadan evlenmişler” dedi. Şiddetin bir kültür birikimi olarak kuşaklar arasında aktarımına değinen Hümeyra, “Bundan mağdur olan her zaman ne yazık ki kadınlar ve çocuklar olmaktadır” diye konuştu.


‘En büyük beklenti psikolojik destek ve hukuki yardım’


Kadınların ulaştıkları kurumlardan en büyük beklentilerinin psikolojik destek ve hukuki yardım olduğunu ifade eden Hümeyra, “Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda herkesimden kadının ulaşacağı merkezler bilinmemektedir. Kurumların bu anlamda kendilerine görünür kılma çabalarının olmadığı gözlemlenmiştir. ŞÖNİM tasarlandığı gibi faaliyet gösterememiştir” aktarımlarında bulundu.


‘Kadına yönelik şiddet toplumsal ve politik bir sorundur’


Hümeyra, ekonomik ve toplumsal açıdan dezavantajlı olan kadınların yasal açıdan da sorunlarla baş edemeyince çözüm yollarının tıkandığını ve çaresizliğinin arttığının altını çizerek, “Kadına yönelik şiddet bir kadın ya da özel alan sorunu değil, aksine toplumsal ve politik bir sorundur. Dolayısıyla sorunun görünür kılınması mevcut durumunun analiz edilmesi, Türkiye gerçekliği, çözüm yolları ve kanallarının oluşturulması bir devlet politikası ve hükümet programını içermektedir. Bu kadına yönelik ayrımcılığın ortadan kalkmasını sağlayacak önemli bir adım olacaktır” şeklinde konuştu.


Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yapacağını biz yaptık’


Proje yürütücülerinden Avukat Cevriye Aydın ise vakfın yaptığı araştırmanın aslında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından yapılması gerektiğini söyleyerek, bu konuda eleştirilerde bulundu. Araştırma sırasında STK’lardan yardım aldıklarını ve bu araştırmanın kendileri için çok önemli olduğunu belirtti.


(ödk-dk/mg)