2014 Kadın Panaroması (DOSYA 5)

08:38

 


'Şiddete karşı ortak mücadeleyi yükseltelim'


Güler Can-Nurcan Yalçın/JINHA


AMED - Kadına yönelik şiddetin önlenmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaşamın her alanında sağlanması için 11 yıldır çalışmalarını sürdüren ve taleplerini haykırmak için binlerce kadınla alanlara çıkan Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) 2014'de de çalışmalarına hız kesmeden devam etti. IŞİD çetelerinin saldırılarına karşı mücadelesini en ön saflarda sürdüren DÖKH, 25 Kasım finalini, Suruç Kobanê sınır hattında yapacak. Bu yılki 25 Kasım'ın ayrı bir önemi olduğunu belirten DÖKH aktivisti Yüksel Baran, şiddete karşı ortak mücadeleyi yükseltme çağrısında bulundu.


Kadının tarih boyunca eşitsizliklere karşı direniş tarihini miras alarak 2003'de ilan edilen Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) örgütlülüğünü genişleterek büyüyor. Çok sayıda kadın örgütünü kapsayan ve ortak kadın emeğinin, ortak kadın kararlaşmasının modeli olan DÖKH, kurulduğu tarihten itibaren toplumsal cinsiyet ekseninde, demokratik, ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü toplumun inşasına öncülük ediyor. 2014 senesi de DÖKH'ün özellikle şiddete karşı her alanda mücadele ettikleri bir yıl oldu. DÖKH aktivisti Yüksel Baran, bir yıllık çalışmalarını ve Kürt kadınlarının IŞİD çetelerine karşı verdiği kahramanca mücadeleyi anlattı.


'Şiddeti önlemeye yönelik çalışmalar devam etti'


Son bir yılın kadın çalışmaları ve özellikle kadın mücadelesi açısından önemli başarıların kazanıldığı, önemli bir aşamaya ulaşıldığı süreç olduğunu belirten Yüksel, "Kadın hareketi olarak kadınlara yönelik yürüttüğümüz çalışmalarda toplumsal her alana dair çalışmalar yürütüyoruz. Bu yıl ekonomik, kültürel, eğitsel çalışmalar, şiddete dönük çalışmalarla kadınların toplumsal yaşam içinde kendi gerçek rollerini alması konusunda yoğunluklu bir çalışma süreciydi" dedi. Yerel yönetimlerin kadın merkezleri, özgür yaşam evleri, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında yapılan çalışmalar, kadınlarla ilgili danışmanlık, toplumsal cinsiyet eşitliğine dönük eğitsel çalışmaların devam ettiğini ifade eden Yüksel, amaçlarını hem kadınların eğitimi ve hem de toplumsal cinsiyet eşitliğine dönük toplumun eğitimini sağlama ve bu temelde toplum içerisinde bir dönüşümü gerçekleştirebilme olarak açıkladı. 


'Her alanda kadın katılımını amaçlıyoruz'


Sadece kadınları eğitmenin yetmediğini, bir bütün olarak toplumu değiştirmek ve dönüştürmek gerektiğini vurgulayan Yüksel, "Sadece eğitme düzeyinde değil, kadınların her alanda katılımına dönük çalışmalar yürütülüyor. Bunların içinde yerel hizmetlere katılım, kadınların siyasete katılım çalışmaları yürütülüyor. Kadın hareketi olarak bu konudaki perspektifimiz eşit temsiliyet ve eşbaşkanlıkların her alanda sağlanması. Temel çalışmalarımızdan biri, her il ve ilçe kongresinde mutlaka yönetimlerde eşit temsiliyeti sağlama, eşbaşkanlığın devamını sağlama. Yönetim çalışmaları içinde bulunan her alanda, yapılacak her işte, kadın katılımını güçlü temelde sağlayabilmeyi amaçlıyoruz" diye konuştu.


'Eş başkanlıkla ilgili yasaklamaları kabul etmiyoruz'


Yerel yönetimlerde eşbaşkanlık sistemiyle ilgili önemli bir başarı sağlandığını vurgulayan Yüksel, "Tüm belediyelerimizde eşbaşkanlık sistemi mevcut. Her ne kadar devletin yönelimleri, hukuksal engellemeleri olsa da bu sistemden kesinlikle vazgeçilmeyecek. Biz tekçi sisteme, eril zihniyete, eril anlayışla yönetim olgusuna karşıyız. Eşbaşkanlık eril zihniyetin kırılmasına yönelik bir tutumdur ve çalışmalar bu temelde devam ediyor. Eşbaşkanlık yönetmeliği reddedildi, bu konudaki yasaklamaları kabul etmiyoruz" dedi.


'Kadınlarla ortak çalışmalar yürüttük'


Kadının toplum içindeki katılımını engelleyen her şeye karşı mücadeleyi, kadını güçlendiren her yönlü çalışmayı temel aldıklarını ifade eden Yüksel, özellikle şiddete karşı çalışmaları yoğun şekilde sürdürdüklerini vurguladı. Bu amaçla kurulan kadın danışma merkezleri, kadın kurumları olduğunu belirten Yüksel, bu kurumların şiddete dönük başvuruları alma, psikolojik danışmanlık hizmeti sağlama, ölüm tehlikesiyle yüz yüze olan kadınları korunaklı yerlerde tutma, eğitme, yaşama daha güçlü şekilde katmayı sağlama çalışmalarının devam ettiğinin altını çizdi. DÖKH'ün son bir yıllık süreçte hem toplumsal ve siyasal yaşamda, hem de ulusal ve uluslararası düzeyde ortak çalışmalar yürüttüğünü, farklı çevrelerle ilişki içinde kadın dayanışmasını güçlendirmeye yönelik çalışmalar yaptığını belirten Yüksel,  "Sığınaklar kurultayında diğer çevrelerle ortaklaştık. Bizim kadın özgür yaşam merkezi olarak tanımladığımız, içeriğini de geliştirmemiz gereken sığınaklar olarak tanımlanan olgunun nasıl işletilmesi, bununla ilgili yönetmeliklerin kadının lehine nasıl dönüştürülmesi gerektiğini ele aldık. Bu temelde önümüzdeki dönem için yol haritası çıkarılacak. Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimine önem veriyoruz. Kadın Akademi'miz var. Kurumlar içinde belli temsiliyet düzeyleri olanlar ile halka yönelik eğitimleri önümüzdeki dönemde yaşama geçirmeyi planlıyoruz" diye konuştu.


'Kadının siyasetteki mücadelesi devam edecek'


Kadın siyasetçilere yönelik iktidar tarafından yapılan saldırıları ve Suruç-Kobanê sınırında DBP PM Üyesi Semra Demir'in askerler tarafından yaralanması, Kader Ortakaya'nın askerler tarafından katledilmesini değerlendiren Yüksel, tüm bunların eril iktidarın saldırıları olduğunu vurguladı. İktidarın kadının toplum içinde, siyasi alanda, mücadele alanlarında ön plana çıkmasını istemeyen, ev içine kapatan bir yaklaşımı olduğunu ifade eden Yüksel, saldırıların, kadının öncülük rolünü kendi eril iktidarı için tehlikeli sayan anlayış sonucu geliştiğinin altını çizdi. Daha önce de kadın milletvekillerine yönelik saldırıların olduğunu vurgulayan Yüksel, "Kadını siyasette en çok görünür kılan, siyasette eşit temsiliyeti sağlamaya çalışan bir yaklaşımımız var. Bunlar sadece siyasette kadın katılımı olsun diye gerçekleşmiyor. Kadının gerçek anlamda halk yararına siyaset yapması da karşıdaki iktidar tarafından hazmedilmeyen durum. Kadının siyasetteki mücadelesi devam edecek. Bu mücadeleyi sadece mevcut sisteme karşı yapmıyor. Aynı zamanda, eril zihniyete karşı yaptıkları için toplumun her kesiminde zaman zaman zorlanılan noktalar oluyor. Bunun bilinciyle kadın dayanışmasını daha fazla güçlendirmek, vekillerimize daha güçlü destek sunmak gerekiyor" diye kaydetti.


'Kader Ortakaya'nın yolundan yürüyeceğiz'


Kobanê'de güçlü bir kadın kahramanlığı yaşandığına işaret eden Yüksel, kadınların IŞİD'le mücadelede en ön saflarda, kararlı, fedai düzeyinde bir mücadelesi olduğunun altını çizerek, "Arîn Mîrxan arkadaşımız şahsında gerçekleşen bir çizgi. Kader Ortakaya'yı da bu toplumun, halklarımızın Arîn Mîrxan'ı olarak değerlendirmek mümkün. Çünkü fedai ruhla Kobanê'de IŞİD vahşetine karşı mücadele etmeye gitti. Giderken şehit düştü. Biz de onun yolundan yürüyeceğiz. Bunların tümü kadın mücadelesinin, kadın devrimciliğinin ne kadar zor olduğunu göstermesi açısından yine birçok engelle karşı karşıya bu mücadelenin yürütüldüğünü, her alanda yoğun saldırı ve baskı altında olmalarına rağmen çok büyük bir kadın kahramanlığı, kadın direnişçiliğini açığa çıkardıklarını göstermeleri açısından önemli" diye konuştu. 


'Kadınlar sınır hattında mücadeleye devam ediyor'


Kobanê eylemleri başladığından bu yana DÖKH olarak sınır hattı boyunca mücadele ettiklerini, Kobanê'den gelenlerle ilgilenme, yaşamlarını örgütleme, dönemsel ihtiyaçlarını giderme konusunda çalışma yürüttüklerini aktaran Yüksel, "Sınır hattı boyunca kadınların büyük bir direnişi var. Özellikle annelerimizin. İlk günden bu yana oradaki tüm baskılara rağmen kadınlar direnişlerini sürdürdü. 25 Kasım'ı Suruç'ta Kobanêli kadınlarla ve Kobanê direnişinde bulunan kadınlarla birlikte geçirmek için tüm kadınları oraya davet etme çalışması var. Mücadelenin her alanda kadınlar var ve örgütlü şekilde kendi mücadelelerini yürütüyorlar. 25 Kasım vesilesiyle kadınlar olarak daha örgütlü, daha çok dayanışma içinde hareket etmeye, şiddete karşı her zamankinden daha fazla ortak mücadeleye ihtiyacımız var. Mücadelemizi daha da güçlendirmemiz gerekiyor" dedi.


'Kadınları şiddete karşı bilinci yükseltmeye çağırıyorum'


Bu 25 Kasım'ın farklı bir anlamı olduğunu söyleyen Yüksel, Semra Demir'in sınırda yaralanması, Kader Ortakaya'nın katledilmesi, oradaki kadınların yoğun şiddet altında bulunmaları nedeniyle 25 Kasım finalinin Suruç'ta yapılacağını ifade etti. Kobanê'de şiddete karşı büyük mücadele yürüten kadınlarla böylesi bir günde ortak etkinlik yapmak amacıyla bu çalışmaların yürütüldüğünü belirten Yüksel, "Bu vesileyle tüm kadınları şiddete karşı mücadele bilincini yükseltmeye çağırıyorum. Bu bilincimiz olduğu sürece, bu kapsamda yapılacak çalışmalara da katılırız. Bu temelde daha bilinçli ve örgütlü davranmamız gerekiyor. Şiddetin dışımızdaki kadınlarla ilgili olmadığı, yaşamımızın her alanında olduğu bilinciyle hareket etmemiz, şiddete karşı ciddi bir mücadele etmemiz gerekiyor. Kadına dönük şiddete karşı ortak mücadele etmeyi yükseltelim. Birlikte dayanışarak güçleneceğimizi, güçlenmemizin temelinin ortaklaşmadan geçtiğini belirtmek istiyorum" diye konuştu.


Yarın: Eğitim Sen Diyarbakır Şubesi Eş Başkanı Dilek Atsan: 2014 yılında eğitim sistemi ve kadın


(gc-ny/mg)