2014 Kadın Panaroması (DOSYA 6)

08:41

 


'İktidarın eğitim anlayışı kız çocuklarını eve kapatıyor'


Güler Can/Şêrîn Hiso/JINHA


AMED - Her alanda kadını emek mücadelesinin dışında tutmaya çalışan erkek egemen devlet zihniyetinin eğitim alanında kendisini nasıl hissettirdiğini anlatan Eğitim Sen Diyarbakır Şubesi Eş Başkanı Dilek Adsan, yönetimlerde kadınların olmadığını, kadın eğitimcilerin mobbing ve cinsel tacize maruz kaldığını, kız ve erkek çocuklarının yan yana oturmasına dahi tahammül edilmediğini belirtti. İktidarın, "Muhafazakar nesil yetiştirin" anlayışıyla bu alanı dizayn etmeye çalıştığına dikkat çeken Dilek, iktidarın kadın öğretmenlere kendi çizdiği profilde bir rol biçtiğini, yine bu eğitim sisteminin en fazla kız çocuklarını mağdur ettiğini dile getirdi.


Kadın katliamlarının devam ettiği, kadına yönelik şiddetin en yüksek boyutlara ulaştığı 2014 yılı eğitim alanında da iktidarın muhafazakar anlayışının kendisini en derinden hissettirmeye çalıştığı alan oldu. Kız ve erkek çocuklarının yan yana dahi oturmasına, el ele oyun oynamasına bile izin verilmeyen anlayışın dayatıldığı eğitim alanında, kadın öğretmenlerin, kız çocuklarının nasıl evlerine gönderilmeye çalışıldığını, muhafazakar nesil yetiştirme hedefinin bu alanda kendisini nasıl hissettirdiğini Eğitim Sen Diyarbakır Şubesi Eş Başkanı Dilek Adsan anlattı. 2014'ün emekçiler açısından birçok mücadeleyi içinde barındırarak geçtiğini belirten Dilek, bir yanda emek mücadelesi verirken, diğer yandan kimlik mücadelesi, cins mücadelesi verdiklerini, politik, siyasal, toplumsal birçok alanda çalışmalar yürüttüklerini ifade etti. Hak gasplarının olabildiğince yüksek olduğu bir dönemden geçtiklerini, emekçiler ve kadınların, ekonomik, hukuksal, siyasal, toplumsal bir cenderenin içine sokulmaya çalışıldığını söyledi. Kazanılan hakların birer birer ellerinden alınmaya çalışıldığını belirten Dilek, diğer taraftan Türk-İslam sentezi içerisinde düşünen bir iktidarın zihniyetini, tüm kurumlara yedirmeye çalışan bir yaklaşımla karşı karşıya olduklarını vurguladı. Bu yaklaşımın kendisini en çok hissettirdiği alanlardan birinin de eğitim alanı olduğun vurgulayan Dilek, 4+4+4 sistemiyle bunun açık şekilde görüldüğünü ifade etti.


'Yöneticiler güçlerini iktidardan alıyor'


4+4+4 ile okullarda karmaşık bir sistem yaratıldığını ifade eden Dilek, "Amaç imam hatip ortaokulların artırmak, normal ortaokullarda imam hatip sınıfları açmak, kendi zihniyetini eğitim alanına tamamen yedirmek. Neredeyse kız ve erkek öğrencileri birbirinden ayrıştıracak politikalara giden yöneticilerle karşı karşıyayız. Bu yöneticiler güçlerini iktidardan alıyor. Yasal olarak bunların dayanakları olmasa da fiili olarak, bu tür pratiklerle, yaklaşımlarla üyelerimiz karşı karşıya. Resmen bir karmaşayla karşı karşıyayız. İnsanlar giyim olarak kendilerini nasıl ifade etmek istiyorlarsa etsinler. Ama 'sadece benim için demokrasi, benim için özgürlük, sadece benim tanımladığım şekilde bir kılık kıyafet özgürlüğü' diyorsa bizim de karşı durma noktamız gelişiyor. Başörtüsüyle çocukların okula gelmesinin önünü açacaksınız. Bir yandan da bu alanda eylem etkinlik yapan Eğitim Sen üyeleri ile ilgili de soruşturma açacaksınız. O zaman 'sadece senin için mi özgürlük' diye sormak gerekiyor" dedi.


'Yönetimlerde kadınlar yok'


Çifte standart uygulanan, sadece kendi zihniyetinde olanlara yaşama şansı tanıyan, onu palazlandıran, siyasal anlamda ranta bulaştıran bir sistemle yüz yüze olduklarını ifade eden Dilek, "Biz eğitim öğretimde o kadar çok sıkıntı yaşıyoruz ki, şube müdürlerinden tutalım okul müdürlerine, müdür yardımcılarına kadar hepsinin hangi arka planlar içinde, o alana bulaştırılmış siyasal rant içinde olduklarını rahat görüyoruz. Bu yönetim alanlarının içinde kadınların olmadığını da görüyoruz. İktidarın kadına da öğretmene de biçtiği rol bu. 'Siz gelin bir dönem mesleki yaşantınızı devam ettirin, gidin anneliğinize de devam edin, ev hanımlığınıza da devam edin, aile bütçesine de aynı zamanda böyle bir katkıda bulunun' dercesine bize biçtiği bir rol var" diye konuştu. 


'Üyelerimiz cinsel tacize, mobbinge maruz kalıyor'


Bunların yanında okullarda özellikle kadın ve genç üyelerinin idarecilerle sorun yaşadığını vurgulayan Dilek, yöneticilerin, genç kadın öğretmenlerin iradesini kırmak, onların üzerinde tahakküm kurmak istediklerini, iş yeri barışıklığını yok etmek amacı taşıdıklarını söyledi. Bu sorunlarla gelen birçok kadın üyeleri olduğunu belirten Dilek, bu tür sorunlarla karşılaşan üyelerine hukuksal olarak destek verdiklerini aynı zamanda sorun yaşanılan okula giderek çözmeye çalıştıklarını ifade etti. Üyelerinin mobbinge uğradığını, yöneticisi tarafından cinsel tacize uğrayan üyelerinin olduğunu vurgulayan Dilek, bu konularda devam eden davaların olduğunu söyledi. Kendi egosunu tatmin etmek isteyen ve bunu uygulayacağı alan olarak da 'zayıf' gördüğü genç kadın öğretmenleri gören yöneticilerin olduğunu kaydeden Dilek, öte yandan eşi tarafından ekonomik mağduriyete, şiddete uğrayan üyeleri için de gerekli girişimlerde bulunduklarını ifade etti.


'Okul müdürleri kız ve erkek çocuklarını ayrı oturtuyor'


Bunların yanında sürgüne uğrayan eğitimcilerin olduğunun altını çizen Dilek, "Okulda iki kadın arasında çıkan tartışmada idareci kendine yakın olanın yanında durup, bizim üyemize karşı hakaret, mağdur etme sürgüne kadar yaklaşımlara gidebiliyor. Üyelerimiz haksızlık olduğunda refleks sergileyen, buna dur diyen karakterde oldukları için bu tür uygulamalarla ilk karşılaşanlar onlar oluyor. Kadın olunca da, kadın bakış açınız da gelişmişse bununla ilgili yaptırımlara karşı bir duruş oluyor.  Okul müdürünün sınıfa girip kız ve erkek öğrencileri ayrı oturtmaya kadar giden pervasız davranışlarla karşılaşıyoruz. Bunları yaptıran da iktidarın söylemleridir. 'Kadın erkek eşit değildir' diyen bir zihniyetin tezahürü eğitimde kendisini böyle gösteriyor. Bunlara karşı çıkıyoruz ve örgütsel tepkimizi ifade ediyoruz" dedi.


'Kürt olduğunuzda hedef haline gelebiliyorsunuz'


Bunlara karşı her boyutta mücadele edeceklerinin altını çizen Dilek, bu dönemin her dönemden daha zor olduğunu da vurguladı. Bu dönemde birçok açıdan saldırıya maruz kaldıklarını belirten Dilek, "Yasal anlamda kıskaç altına alan, kendine göre bir sistem kurup onu karmaşasını yaşayan, her şeyi siyasallaştıran, o alan içinde kendini kadrolaştırmaya çalışan bir anlayış var. Siz kadın olduğunuzda, emekçi olduğunuzda, Kürt olduğunuzda, burada yaşayan bir birey olduğunuzda, yaşanan toplumsal siyasal olaylara karşı bir refleks geliştirdiğinizde hedef haline gelebiliyorsunuz. Birçok soruşturmayla karşılaşabiliyorsunuz. Her açıdan sizi daraltacak, kıskaca alacak, bir anlayışın her geçen gün kendini biraz daha palazlandırarak geliştiğini söyleyebilirim.


'Sistem öncelikle kız çocuklarını vuruyor'


Kız çocuklarının okuldan, toplumdan uzaklaşmasına yol açan bir sistemle karşı karşıya olduklarını ifade eden Dilek, şöyle devam etti: "4+4+4 iktidarın 'ben muhafazakar bir nesil istiyorum' yaklaşımının eğitime yansıması. Her şey eğitimle başlıyor. Dini eğitim verilmesi için daha çocuk 9 yaşındayken bu alan içine alınmasını düşünüyor. Daha önceki eğitim sistemi 5+3+3 şeklindeydi. Şimdiki sistemin amacı imam hatip ortaokullarının önünü açmak. TEOG adı verilen sistemle imam hatibe kayıt yaptırmayan öğrencileri bile oraya göndermeye çalışan bir sistem. Kız çocuğu düşünün ailesi Diyarbakır merkezde, bir ilçedeki okula yerleştiriliyor. Aile gönderemiyor. Dolayısıyla bu, kız çocuğunun eve dönmesi anlamına geliyor. Bu sistem öncelikle kız çocuklarını vuruyor. Açık öğretim okulları çalışması yürütüyor. Bunun anlamı da kız çocuklarının okula gönderilmeden mezun olmalarına sağlamaktır. Çocuklar okul içindeki sosyalleşmenin dışında bırakıyorlar."


Bu sistemin kız çocuklarını eve gönderen, toplumdan uzaklaştıran, iktidarın kendi algısındaki kadın rolünü pekiştiren bir sistem olduğunu belirten Dilek, "İki cinsi birbirinden ayırıyorlar. Çocukların sosyalleşmesini engelliyorlar. Çocukların ne yapmasını bekliyorsunuz. Bu kadar kirli düşünülebilir mi?" diye sordu. Bir müdüre hesap sorulduğunda, "Ben böyle yaşıyorum, böyle yapıyorum" diye cevap verebildiğini vurgulayan Dilek, yöneticilerin bu rahatlığının da iktidardan kaynaklandığını söyledi.


'Kadın öğretmenlere rol biçilmeye çalışılıyor'


Özellikle kadın öğretmenlerin okullarda sorunlarla karşılaştığını, iktidarın kadın öğretmelere kendi çizdiği profilde bir rol biçtiğini ifade eden Dilek, "'Muhafazakar bir nesil yetiştirin' diyor. Kız çocuklarına da 'siz bir arada bulunmayın, ayrı ayrı eğitim görün, böyle gitmiyorsa evde oturun sınavlara girip mezun olun. Sizin yeriniz toplumun içi, hayatın içi değil, evin içidir. Çocuk doğurun, çocuk bakın, muhafazakar olun, kadın olarak haddinizi bilin, kadın erkek eşit değildir' diyor. Eğitimin bu anlayışla dizayn edildiğini, yeni nesili buna göre yetiştirmeye çalışan bir anlayış olduğunu görüyoruz. Erkek egemen zihniyet anlayışının hakim olduğu bir eğitim sistemi yaratılmaya çalışılıyor" diye konuştu. Dilek, tüm bunlara karşı gerekli örgütlülüğü, kadın bakış açısını sergileyen çalışmalarına devam edeceklerini dile getirdi.


Yarın: Suruç sınırında direniş nöbeti tutan kadınlardan 25 Kasım değerlendirmesi ve çağrısı


(gc/mg)