Sınırdaki çerçide yok yok!

09:44

 


JINHA


RIHA - Urfa’nın Suruç ilçesinde babasının eşek sırtında yaptığı çerçiliği devir alan ve at arabasıyla 15 yıldır bu işi yapan Mehmet Acar, zorluklara rağmen tek geçim kaynağı olan mesleğini sürdürüyor. Günde 10 köy dolaşan Mehmet Acar’ın arabasında yok yok. Mutfak eşyalarından tutalım elbiseye, tuhafiyeden zücaciyeye ve gıdadan ayakkabıya kadar her şeyi bulmak mümkün.


Her geçen gün kapitalizmin adeta işgal ettiği yaşamımızda kent merkezlerine diktiği devasa yapılar ve oluşturduğu cazibe merkezleri karşısında günümüzde yok olmakla yüz yüze kalan çerçilik (Etar) geleneği Urfa’nın Suruç ilçesinde halen revaçta. Özellikle ilçe merkezi dışında kalan köylerde rastlanılan çerçiler, köy köy gezerek aile geçimi için satış yapıyor. Yüzlerce yıl öncesine dayanan bir ticaret yöntemi olan çerçilik Suruçlu Mehmet Acar’a da babasından kalan tek meslek. 30 yaşında olan Mehmet, 15 yıldır at arabasıyla köy köy gezerek arabasında bulunan çeşitli eşyaları satıyor. Rojava'nın Kobanê Kantonu'na dönük DAIŞ çetelerince yapılan saldırılar nedeniyle saldırıların başladığı ilk günden beri Kobanê ile dayanışmak amacıyla kitlesel nöbet eylemlerinin tutulduğu Miseynter köyünde rastladığımız Mehmet’in etrafını biranda köylüler sarıyor. Suruç’un sınır Kobanê sınırında bulunan köylerde bakkalların olmayışı Mehmet’e satış yapabilmesindeki en büyük avantaj. Küçük bir marketi andıran Mehmet’in at arabasında mutfak eşyalarından tutalım da elbiseye, tuhafiyeden zücaciyeye ve gıdadan ayakkabıya kadar her şeyi bulmak mümkün. Mehmet, arabasının üstünü de eski eşyalar için kullanıyor.


Kadınlara kap-kacak, çocuklara abur-cubur


Kadınların mutfak eşyası ihtiyacını karşılayan Mehmet’in seyyar dükkânı, çocuklar için de gofret, çekirdek, çikolata ve abur-cubur eşyalarıyla dolu. Sabır isteyen ve zor bir meslek olan çerçilik, Mehmet, ailesinin tek geçim kaynağı. Mehmet için babadan kalma meslek olan çerçilik, günde yaklaşık 20 ile 50 TL arası kazanç bırakıyor. Mehmet’in geçtiği her köyde etrafını saran her daim kadın ve çocuklar oluyor. Kadınlar tabak-çanak ve temizlik eşyalarını aldığı Mehmet ile sıkı pazarlıklara girişirken, çocuklar ise annelerini bir abur-cubur aldırabilmek için tüm muzipliklerini sergiliyor. Zaman zaman yapılan pazarlıkların sonuç vermediği ve tarafların eli boş ayrıldığı da oluyor. Ama genellikle üç aşağı beş yukarı pazarlıklar sonuç veriyor ve alış veriş gerçekleşiyor. Ağır ağır ilerleyen Mehmet’in arabasına en büyük ilgiyi çocuklar gösteriyor. Öyle ki arabanın arkasından ve etrafından biran olsun eksik olmuyorlar.


Günde 10 köy geziyor


Babasının eşeksırtında yaptığı çerçiliği devir alan Mehmet, şimdi işini at arabası ile yürütüyor. Sabahtan akşama kadar günde 10 köy gezdiğini söyleyen Mehmet, “Hamdolsun. Bu yolla kimseye muhtaç olmadan ekmek paramı kazanıyorum. Sermayesi de çok ağır olan bir iş değil. Tüm günümü böyle geçiriyorum. Vergim yok. Kiram yok. Tüm giderim atıma aldığım arpa ve saman. O da beni zorlamıyor. Tüm işimi gören atım tek geçim kaynağım. Onun kıymetini bilirim. Zor iş ve sabır ister. Herkes yapamaz. Sabah işe çıkmadan önce satışını yaptığım eşyaları yüklüyorum. Bu şekilde müşterinin ayağına kadar gidiyorum. Buda benim müşteri sayımının her geçen gün artmasına neden oluyor. Veresiye dahi veriyor. Ama genelde alış-verişler peşin oluyor. Akşama kadar 10 köy gezmiş oluyorum. Akşam da eve dönüyorum” diyor.


Sipariş dahi veriliyor


Mehmet’in müşterileri de bu şekilde çarşıya gitme derdinden kurtulduklarını belirterek, aradıkları her şeyi bu şekilde bulduklarını söylüyor. Mehmet’in birçok müşterisi de bazen bulamadıkları eşyalar için kendisine bir dahaki gelişinde yanında getirmesi için siparişte dahi bulunuyor. Mehmet, DAIŞ çetelerinin Kobanê’ye saldırıları nedeniyle yaşam alanlarından göç eden ve Suruç’a gelen Kobanêliler ile birlikte müşteri sayısının önceye göre on kat arttığını da söylerine ekliyor.


(ekip/rp/mg)