Cumartesi Anneleri Hayrettin Eren’in akıbetini sordu

13:44

 


JINHA


İSTANBUL – Galatasaray Meydanı'nda 504'üncü haftada bir araya gelen Cumartesi Anneleri, 21 Kasım 1980’de Saraçhane’den arkadaşı ile birlikte gözaltına alınarak kaybedilen Hayrettin Eren’in akıbetini sordu. Hayrettin Eren’in ablası İkbal Eren, kayıp yakınlarının acılarının hiç küllenmediğini belirterek, “Bu ülkenin tarihi kapanmayan yaralarla sarılı” dedi.


Kayıplarının akıbetlerinin araştırılması ve faillerinin bulunması için her hafta gerçekleştirdikleri adalet arayışlarının 499'uncu haftasında Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, "Failler belli, kayıplar nerede" yazılı pankart açarak ellerinde kaybedilen yakınlarının fotoğrafları ile kırmızı karanfiller taşıdı. Cumartesi Anneleri'nin bu haftaki eyleminde, 21 Kasım 1980’de Saraçhane’den arkadaşı ile gözaltına alınarak kaybedilen Hayrettin Eren’in akıbeti soruldu.


‘İşkenceciler neden yargılanmıyor’


Eylemde ilk olarak Hayrettin Eren’in ablası İkbal Eren konuşma yaptı. İkbal, her ülke sınırları içinde yaşayan insanların yaşam haklarının Anayasa ile güvenceye alındığını vurgulayarak, “Şimdi değişen 21 Hükümette erke soruyorum, özellikle de günümüzde sürekli torba yasalarla kendinize uygun kişiye özel yasal düzenlemeler yapıyorsunuz. Sizin çıkardığınız Anayasanın hangi maddesinin kaçıncı bendinde ‘Devletin kolluk güçleri tarafından gözaltına alınan vatandaşlara işkence yapılır, gerekirse öldürülür’ der? Eğer böyle bir madde yoksa, ki yok, neden işkencecileri yargılamıyorsunuz” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Hayrettin’in diğer ablası Cemile Eren ise, meydanda bulunan fotoğrafların hepsinin Hayrettin Eren olduğunu söyleyerek, “Hayrettin’in fikirlerini değil, sadece bedenini yok ettiler. Hayrettin devrimciydi ve ezilenlerin yanında yer alıyordu. 34 sene önce hangi acıyı yaşıyorsam, bugün yine aynı acıyı yaşıyorum” diye konuştu.


’34 senedir kayıp’


İkbal’in ardından basın açıklamasını okuyan Hatun İldemir, dün (21 Kasım) 12 Eylül kayıplarından Hayrettin Eren’in gözaltına alınışının 34’üncü senesi olduğunu hatırlatarak aradan 34 sene geçmesine rağmen 12 Eylül’ün gözaltında kaybettiği Hayrettin ve diğer kayıpların akıbetinin hala karanlıkta ve faillerinin hala dışarıda dolaştıklarını vurguladı. Hatun, Hayrettin Eren’in 12 Eylül darbesinden hemen sonra 21 Kasım 1980 tarihinde arkadaşı ile buluşmak üzere babasına ait 34 F 6798 plakalı otomobille Saraçhane’ye gittiğini ifade ederek, “Haşim İşcan Geçidi’nde arkadaşı ile birlikte gözaltına alındı. Önce Karagümrük Karakolu’na, oradan da aynı operasyonda gözaltına alınan 8 kişi ile birlikte Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şube’ye götürüldü” dedi.


‘Hayrettin gözaltına alınmadı aranıyor’


Hayrettin’in kullandığı otomobilin Gayrettepe’de emniyetin bahçesinde olduğunu söyleyen Hatun, “Hayrettin’in gözaltına alındığı reddediliyordu. Annesi emniyetin kapısında beklerken, Hayrettin alt kattaki hücredeydi. Başında Fikret Işınkaralar’ın olduğu sorgu timine ifade vermeyi reddediyor, sorulan soruları cevaplamıyordu. Eren ailesi Milli Güvenlik Konseyi başta olmak üzere birçok yere başvurdu. Konsey, baba Kemalettin Eren’e yolladığı yazılı cevapta ‘Hayrettin Eren gözaltına alınmadı, aranıyor’ dedi. Hayrettin Eren’den bir daha haber alınamadı” şeklinde konuştu.


‘Davayı açarsam meslek hayatım biter’


Hatun, kendisiyle aynı operasyonda gözaltına alınan 8 kişinin mahkemeye çıkarıldıklarında, “Hayrettin Eren de bizimle birlikte gözaltındaydı. Hayrettin Eren’in gözaltına alındığının tanığıyım. Onu hem karakolda hem de siyasi şubede gördüm” diye savcıya ifade verdiklerini kaydetti. Olaylar zincirini anlatan Hatun sözlerine, “Savcı aileye, ‘Size inanıyorum ama bu davayı açarsam meslek hayatım biter’ dedi. ‘Hayrettin Eren emniyette kaybedildi’ diyerek suç duyurusunda bulunan tanıkları dikkate almayan mahkemeler daha sonra Hayrettin’in gaiplik davasında karar vermek için aynı tanıkların ifadesini esas aldı” şeklinde devam etti.


’Faili 12 Eylül cuntası’


Hayrettin Eren’in kaybedilmesinden 12 Eylül cuntasının sorumlu olduğunu dile getiren Hatun, “İstanbul Emniyet Müdürü Şükrü Balcı, Siyasi Şube Müdürü Tayyar Sever, Siyasi Şube Müdür Yardımcısı Mehmet Ağar, İşkence timinin şefi Fikret Işınkaralar, Hayrettin Eren’in kaybedilmesi suçunun failidir” dedi.


(dk-mt/gk)