Sağanak yağmur altında kardeşlerin akıbeti soruldu
14:05
JINHA
AMED - İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınlarının her hafta düzenlediği oturma eylemlerinin 302’ncisi gerçekleştirildi. Eylemde, 1995 yılında çalışmak için gittikleri Federal Kürdistan Bölgesi’nden döndükleri sırada, en son babaları ile Habur Sınır Kapısı’nda yaptıkları telefon görüşmesinin ardından kendilerinden bir daha haber alınamayan Mehmet Abdullillah ve Ali Osman Heyecan kardeşlerin akıbeti soruldu.
İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınlarının “Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın” sloganıyla her hafta düzenlediği oturma eylemlerinin 302’ncisi, Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde sağanak yağmur altında gerçekleştirildi. Eyleme İHD üye ve yöneticilerinin yanı sıra, MEYA-DER yöneticileri, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, kayıp yakınları ile insan hakları aktivistleri katıldı. Eylemde, 1995 yılında çalışmak için gittikleri Federal Kürdistan Bölgesi’nden döndükleri sırada, en son babaları ile Habur Sınır Kapısı’nda yaptıkları telefon görüşmesinin ardından kendilerinden bir daha haber alınamayan Mehmet Abdullillah ve Ali Osman Heyecan kardeşlerin akıbeti soruldu.
Dünya kamuoyuna ‘sessizlik’ eleştirisi
Eylem öncesi kısa bir konuşma yapan İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp ve Faili Meçhul Cinayetler Komisyonu Üyesi Nigar Kocaman, oturma eylemlerinin 302. haftasında bulunduklarını hatırlatarak, eylemlerine sonuç alıncaya dek devam edeceklerini belirtti. 25 Kasım’ın kadına yönelik şiddete karşı mücadele etme günü olarak anıldığına dikkat çeken Nigar, Türkiye’de kadınların hala şiddete maruz kaldığını ve devletin bu konuda yeterli politikalara sahip olmasının sonucu olarak şiddetin önlenemediğini kaydetti. Şengal ve Kobanê’de ise kadınların, IŞİD çeteleri tarafından pazarlarda köle olarak satıldığını ve katledildiğini ifade eden Nigar, dünya kamuoyunun bu konuda ki sessizliğini eleştirdi. IŞİD çetelerinin kadınlara yönelik barbarlığına karşı, uluslar arası insan hakları örgütlerini duyarlı davranmaya davet eden Nigar, yaşanan insan hakları ihlallerine seyirci kalmamalarını talep etti.
Konuşmasını sürdüren Nigar, 1995 yılında çalışmak için gittikleri Federal Kürdistan Bölgesi’nden döndükleri sırada, en son babaları ile Habur Sınır Kapısı’nda yaptıkları telefon görüşmesinin ardından kendilerinden bir daha haber alınamayan Mehmet Abdullillah ve Ali Osman Heyecan kardeşlerin hikayesini paylaştı.
‘Bu davadan asla vazgeçmeyeceğiz’
Nigar’ın konuşması ardından bir konuşmada bulunan kayıp Ali Tekdağ’ın eşi Hatice Tekdağ, eşinin gözleri önünde götürüldüğünü ve kendisinden bu güne dek bir haber alınmadığını belirtti. Hatice, “Bir insanı 19 defa gözaltına alıyor, 6 ay, 2 yıl gibi sürelerle yıllarca cezaevine tutuyorlar. Defalarca evimiz basıldı. Onu kaybettiler. Subaylar itiraf ettiler. Ona işkence etmişler, bedenine naylon damlatmışlar. Hala bunu kabul etmiyorlar. Çocuklarıma baskı yapıyorlardı. Kaç defa beni kaçırıp, tehdit ettiler. Bana ‘Sende Ali’nin yanına git’ diyorlardı” diye konuştu. Cumhurbaşkanı’nın kendini Müslüman olarak tanıttığına dikkat çekerek ve Cumhurbaşkanı’na seslenerek konuşmasını sürdüren Hatice, kayıp resimlerini göstererek, “Bu gençleri görmüyor musun? Hala da kan içiyorsun, hala. Bu gençlere yazık değil mi? Biz çocuklarımızı, eşlerimizi, kardeşlerimizi yerde mi bulduk? Biz can kaybettik, can. Biz sağ olduğumuz sürece… Çocuklarımız var, onlar yoksa torunlarımız var. Bu davadan asla vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Yapılan konuşmaların ardından sağanak yağışa aldırış etmeden eylemlerini sürdüren kayıp yakınları, Heyecan kardeşler, Ali Tekdağ ve tüm kayıplar anısına 5 dakika oturma eylemi gerçekleştirdi.
(mg)

