‘Kadınlar şiddete dur diyebilmeli ve haklarını öğrenmeli’
10:40
JINHA
ANTALYA – 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü etkinlikleri kapsamında, Eğitim Sen Antalya Şubesi tarafından düzenlenen panelde konuşanlardan Prof. Dr. Gülser Öztunalı Kayır kadına yönelik şiddetin boyutlarını ve bilançosunu değerlendirirken, Avukat Hülya Gülbahar ise, kadınların gördükleri şiddet karşısında hukuki olarak tekrar şiddet gördüğünü ve kadınların haklarını tanıması gerektiğini kaydetti.
Eğitim Sen Antalya Şubesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü etkinlikleri kapsamında “Kadına Yönelik Şiddet ve Hukuksal Haklarımız” konulu panel düzenlendi. Mimarlar Odası’nda düzenlenen panele üniversiteli kadınlar, sivil toplum kuruluşları, HDK bileşenleri ve Antalya Barosu avukatları katıldı. Moderatörlüğünü Fatma Gül Arslan’ın yaptığı panel, Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülser Öztunalı Kayır ve kadına şiddetle mücadelenin öncü aktivistlerinden Avukat Hülya Gülbahar’ın sunumuyla gerçekleşti. İki başlık halinde ilerleyen panelin ilk oturumunda Gülser Öztunalı kadına yönelik şiddeti, erkeklerin ve kadınların şiddeti nasıl değerlendirdiğini ve son yıllarda kadın katliamlarının verilerini gözler önüne sererek, kadına yönelik şiddetin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirtti.
‘Kadına yönelik şiddet konusuna bütünsel bakmak zorundayız’
Kadına yönelik şiddet konusuna bütünsel bakılması gerektiğini dile getiren Gülser Öztunalı, şiddetin devlet, toplum yapısı, hukuk, siyaset, modernlik, eğitim, kapitalist sistem, ataerkil sistem, aile, toplumsal kurallar, emek ezenler, düşünme ve yaşam biçimleriyle bir bütün olduğunun, sistemli olarak sürdürüldüğünün ve çocukluktan itibaren başladığının görülmesi gerektiğini aktardı. Kadına yönelik şiddet türlerinin fiziksel, cinsel, ekonomik, psikolojik, sosyal, flört, mobbing, evlilik içi tecavüz, dayak, ensest, beşik kertmesi, kadın sünneti, çocuk yaşta zorla evlendirilme biçimlerinde karşımıza çıktığını belirten Gülser, “En yaygın ve sistematik şiddet türü şiddet türü psikolojik veya duygusal şiddettir ve çoğunlukla göz ardı edilmektedir” dedi.
‘Şiddete uğrayan kadınların %92’si hiçbir yere başvurmuyor’
Şiddete uğrayan kişilerin yüzde 92’sinin hiçbir yere başvurmadığına dikkat çeken Gülser, polis veya jandarmaya başvuranların yüzde 4, savcılık veya avukatlara gidenlerin yüzde 4, hastane ya da sağlık kuruluşlarına başvuranların yüzde 4, kadın kuruluşu belediye veya SHÇEK’lere başvuranların ise 1 oranında olduğuna dikkat çekti. Ayrıca Gülser, bu verilerin sadece evli kadınlar üzerinden elde edildiğine, ayrıca evli olmayan kadınların da gördüğü şiddetin varlığına işaret etti.
Kadınların şiddeti normalleştirme süreci
“Kadının ilk kez dayakla karşılaşması ve bunu izleyen süreçte farkına varılmadan sınırların nasıl silindiğini, şiddetin ilgi ve şefkatle dönüşümlü olarak kullanılmasından kaynaklanan belirsizliklerle, sonunda kadının kendi gerçekleşmesinden sıyrılıp erkeğin gerçekliğine teslim olarak şiddeti normalleştirdiğini gözlemliyoruz” diyen Gülser, bu süreçte kadının kendini şiddete ve erkeğin kadınlık normu üzerinde yaptığı değişikliklere alışma sürecine soktuğunu, sonraları kendi yaşamı üzerindeki hakimiyetini tamamen yitirmesiyle sonuçlandığını açıkladı. Gülser ayrıca, şiddetin normalleştirilmesi ve içselleştirilme sürecinden sonra kadınlarda sıklıkla rastlanan bulguların her şey hakkında kaygı duyma, karar vermede güçlük, paralize olmak, depresyon, kayıtsızlık ve intihar, erkeği savunmak olduğunu ifade etti.
‘Tokattan cinayete giden kadın tahakkümü’
Gülser Öztunalı’nın ardından konuşan Avukat Hülya Gülbahar şiddet gören bir kadının polise gitmesi üzerine bir komiserin kadına “Kocanız sizi severken gelmiyorsunuz, döverken geliyorsunuz” sözlerini hatırlatarak, devlet güçlerinin de, sokaktaki ve evdeki erkeklerin de eril zihniyetin ürünü olduğunu belirtti. “20 yıllık ilişkimin bitmesiyle aslında yaşadıklarımın farkına vardım. Dışarı çıkıp baktığımızda o çemberleri kırıp farkındalığımızı arttırdığımızda görüyoruz” sözleriyle kadınları yaşamlarını sorgulamaya davet eden Hülya, bir ilişkinin bir bakış veya bir tokattan cinayete gideceğini vurgulayarak, kadınların daha ilk aşamada şiddete ‘dur’ diyebilmesi gerektiğinin altını çizdi.
‘Kadınlar İstanbul Sözleşmesini tanımalı’
Kadına yönelik şiddetle mücadelede kadın sığınaklarının önemli olduğunu kaydeden Hülya, kadınların bu şekilde sadece fiziksel şiddetin önünü alabildiğini dile getirdi. Kadınların sığınaktan ayrılarken yazı yazdıkları defterlerden birine bir kadının, “Geleceğim Elimde” sözlerini yazdığını ve bu psikolojiyle çıkabiliyor olmasının önemli olduğuna değinen Hülya, “Eğer kadının can güvenliği tehlike altında değilse, evi bırakıp gidecek ve uzaklaştırılması gereken kişi erkektir” dedi. Hülya, “Koruma kanunun başına aile kavramı getirildiğinde devletin polisi, savcısı kanunun aile olduğunu gördüğünde kimi koruyacağım diye düşünüyor tabi ki aileyi koruyor” derken, Türkiye tarafından da kabul edilen ve imzalanan İstanbul Sözleşmesi’nin önemine dikkat çekti. “İstanbul Sözleşmesi’nden bahsederken sanki hayallerimizi anlatıyoruz gibi bakıyorlar bizlere, hala bunun yürürlükte olduğunun farkında değiller ve uygulanmayarak ihlaller de yapılıyor” diyen Hülya, “Mesela, kadın tecavüzcüsüyle mahkemede yan yana niye gelsin? Niye bir daha yüzünü görsün? Mahkemeye ayrı, polise ayrı ifade verip olay neden tekrar yaşatılsın? Artık yaşanmak zorunda değil İstanbul Sözleşmesi’nde var ve yürürlükte, Sözleşme diyor ki, ‘Kadına yönelik şiddet bir insan hakları ihlalidir.’ Sözleşmeye göre, tüm ülke çapında kadınların rahatça ulaşabileceği sığınaklar, kadın danışma merkezi ve ‘Alo Şiddet’ hattı açılması gerekiyor. 3 tane şiddetle ilgili çalışacak kurumsal mekanizma Türkiye çapında işlevsellik kazanmalı ve karakol ile hastanelerde şiddet mağduruna anadilinden destek verilmelidir” dedi.
Hülya sunumunda ayrıca, eş başkanlık sisteminin hayatın her alanında mükemmel bir örnek olduğunu, her yerde talep ederek bu sistemin Türkiye’ye yerleşmesi gerektiğinin önemli olduğunu belirtti.
Panelin ardından katılımcılara Eğitim Sen tarafından çiçek verilerek toplu fotoğraf çekildi.
(hy/gk)

