Kentin Kadın Yüzü (DOSYA 8)

08:43

 


Vanlı kadınlar mücadelenin ve eğitimin önemine dikkat çekti


Berivan Sümer / JINHA


WAN - Tarihin ve güneşin başkenti olan Van, kültürel güzellikleriyle, kadınların eve kapatılması ve katledilmesinin önüne geçemediği gibi, bin yıllardır süren ataerkil sisteminin izlerini taşımaya da devam ediyor. Kadınların fiziksel şiddeti de psikolojik şiddeti de en yoğun haliyle yaşadığı bir kent olan Van'da, kadınlar sorunların aşılması konusunda mücadelenin ve eğitimin önemine dikkat çekti.


Türkiye'de ve bölgede ortalama 5 kadının katledildiği, kadına yönelik katliam, şiddet, tecavüz, taciz, intihara sürüklendiği bir tablo karşısında, şiddetsiz bir ortamın varlığından bahsetmek, uzak görünüyor. Kadınlar hala "töre", "namus" adı altında katlediliyor ve binyıllardır süren erkek egemen zihniyetin kadınların sömürülmesi, kadınların geri plana atılması hala varlığını koruyor. Kadına yönelik şiddet ve kadının özgürlük sorununun, derin olarak yaşandığı Van'da da, kadınların eğitimsiz kalması ve ekonomik konuda sıkıntılar yaşaması büyüyerek devam eden bir sorun. Vanlı kadınlar "Sokakta, ekonomide, sağlıkta, hukukta ve toplumsal alanda" gördükleri veya şahit oldukları şiddeti ve şiddetin kaynağını anlattı. 


'Kadınlara sahip çıkılması gerekiyor'


Kadına yönelik şiddetin dünya sorunu olduğunu belirten Serpil Sezer, "Günümüzde her gün mutlak bir kadın cinayeti ve kadına yönelik cinayetler dışında birçok baskı ve işkence var. Bu anlamda yapılması gereken bütün kadınların öncelikle eğitilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Kadına yönelik şiddeti kınadığını ve kadınlara sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Pınar Sönmez ise, "Manevi veya maddi her konuda kadınlara sahip çıkılması gerekiyor. Özellikle Vanlı kadınlarımızın bilinçlendirilmesi lazım" ifadelerini kullandı. Pınar, kadınlar olarak yaşam alanında ellerinden gelenin fazlasının yapılması gerektiğini ve bu bilinçte kadınların eğitilmesi gerektiğini vurgularken, kadına yönelik şiddetle mücadelede en iyi yöntemin eğitim olduğunu kaydetti.


'Kadınlar mücadelelerinde başarılı olmalı'


"Vanlı kadınların sosyal yaşamı ve ekonomik özgürlüğü yok" diyen Eğitim Sen Van Şube Üyesi Yasemin Özdemir ise, "Kadınlar toplumda ekonomik özgürlüğü olan bir erkekle eş değer bir statüye veya eşit haklara sahip olamıyor. Çok başarılı olan kadına toplumda 'erkek gibi', başarısız olana 'ağlıyor' benzetmesinin yapılması bu gelenekten gelen veya feodaliteden gelen bir zihniyet ve kırılması gereken ciddi bir noktadır. Bunun da eğitimle aşılabileceğini düşünüyorum" dedi. Yasemin, kadın ölümleri ve şiddetine karşı örgütlülüğün yaratılması gerektiğini de vurgulayarak bunun, günlük yaşamdaki feodalliğin kırılması için gerekli olduğunu belirtti. Yasemin, "Tepki Sizsiniz" diyerek, kadınların mücadelelerinde başarılı olması gerektiğini aktardı.


'Türkiye kadına yönelik şiddete karşı geri kalmış bir ülke'


Kadına yönelik şiddetin insan hakları ihlali olduğunu vurgulayan SES Van Şube Eş Başkanı Keziban Karakuş da, bu şiddetin, maddi ve manevi bütünlük hakkı, kişi ve ifade özgürlüğü gibi birçok hak ihlalini de içinde barındırdığını ifade etti. Sağlık alanında şiddete maruz kalan kadınlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Keziban, "Ruhsal ve fiziksel sağlık sorunları yoğunluktadır. Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve kadınların geri bırakılması dünyada geri kalmış bir ülkedir. AKP Hükümeti ile birlikte geçen yıllara nazaran şiddet ve ayrımcılık konusunda en üst düzeye kadar yol almıştır" dedi.


'Fiziksel yıpranma sözsel davranışlar yabancılaştırır ve yalnızlaştırır'


Keziban, sağlık alanında kadına yönelik şiddetin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasının tek öncülü olan devletin ve siyasal iktidarların, tüm kurumlarıyla sorumluluk üstlenmesi ve yaşamsal öneme sahip bu sorunu ortadan kaldırması gerektiğini belirtti. Sağlık çalışanlarının iş yerlerinde maruz kaldığı şiddetlere değinen Keziban, "Fiziksel yıpranma, sözsel davranışlar, taciz, manevi yıpranma, uzun çalışma saatleri ve güvencesiz çalışma koşulları onları yabancılaştırır ve yalnızlaştırır. Kadın çalışanlarına yönelik şiddet neoliberal sağlık politikalarının hız kazanmasıyla son yıllarda giderek artmaktadır. Bir yandan sağlık çalışanlarının itibarsızlaşması, diğer yandan sağlık hizmetlerindeki tahribat şiddet ortamını körüklemektedir. Ve bu da fiziksel ya da sözlü şiddet, diğer alanlarda olduğu gibi sağlık hizmetlerinde de en çok kadınlara yönelim oluyor" şeklinde konuştu.


'Kadınların el ele vermeleri ve kenetlenmeleri lazım'


Çalışan veya çalışmayan bütün kadınlarda görülen ekonomik sıkıntıları belirten Bostaniçi Kadın Destek, Çevre ve Kültür Kooperatifi (BİKAD-KOOP) Başkanı Selma Kıpçak, "Kadınlar evde, işyerlerinde, okulda, sokaklarda sözlü ve cinsel tacize maruz kalıyorlar. Tek nedeni erkek egemen zihniyetinin en üst seviyede olması, 'Kadınlar bir şey bilmiyor' mantığının olmasıdır. Kadınların erkek egemen zihniyetini yenmeleri için birlikte olmaları el ele vermeleri ve kenetlenmeleri lazım" ifadelerine yer verdi. Selma, kadınların iş yerlerinde haddinden fazla çalıştığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:


"Kadınlar, günün 9 saati çalıştırılması gerekirken 12 saat çalıştırılmaktadırlar. Emeğinin karşılığını da alamamaktadırlar. Maaş günleri geldiğinde eşleri tarafından maaşları alınıyor. Maaş alındığı zaman bütün ev ekonomisi kadının üzerine yüklenmektedir. Kadınlarımız çok fazla çalıştırıldığı için emek hırsızlığı da en üst seviyededir. Bu yine erkek egemen zihniyetinden kaynaklanıyor."


'Biz de varız, biz de buradayız'


"Van genelinde kadınların yüzde 70'i evde kalıyor" diyen Selma, kadınların yüzde 30'unun çalıştığını, bu yüzde 30'un, yüzde 50'sinin ise kamu kuruluşlarında, geri kalanların ise taşeron işçi olarak çalıştırıldığının altını çizdi. Kadınların ekonomide sömürüldüğüne dikkat çeken Selma, "İş kurumlarına gelindiğinde yine devlet kurumu olsa dahi, sözlü şiddete maruz kalıyor, 'Sen bir şey yapamazsın', 'Sen bir şey beceremezsin', 'Biz olmadan sen buraya gelemezsin', mantığı var" dedi.  Vanlı kadınların ekonomi konusunda beraber olmaları gerektiğini aktaran Selma, "Kadınlar el ele vererek, kadın gücü çerçevesinde yapabilecekleri şeyleri yaparak, erkeklere karşı dimdik ayakta durarak, 'Biz de varız, biz de buradayız' derse, bu zihniyeti aşabiliriz" şeklinde konuştu.


'İktidarın amacı kadınları toplumda soyutlamak'


Şiddetin, iktidarın sindirme politikalarından biri olduğunu ifade eden Av. Müjde Tozbey Erden ise, "Kadınların 'Sokakta gülmesin, gezmesin, dans etmesin, istediği kadar çocuk doğurmasın ya da doğursun'una karar veren iktidar, kadınları sindiriyor ve kadınları eve hapsediyor" sözlerine dikkat çekti. İktidarın tek bir amacı olduğunu belirten Müjde, bunun da kadınları toplumdan soyutlamak ve kadınları mücadelelerinden geri çevirmek olduğunu aktardı.


'İktidarın zihniyeti hukuk organlarına yansımış'


Müjde, Türkiye genelinde olduğu gibi Van'da da kadınların şiddete, tacize, tecavüze maruz kaldığını belirterek, kadınların yaşamları üzerinden örnekler verdi: "İktidarın zihniyeti hukuk araçlarına ya da hukukun diğer organlarına da yansımış durumda. Kadınlar sokakta şiddete uğradığında mahkemelerde de bu zihniyetle karşılaşıyor. Van'ın Başkale ilçesinde Tülin Sönmez adlı bir müvekkilim yıllarca eşinden şiddet görüyor. Yıllarca Mahkemelere ve doktorlara başvuruyor ve her defasında kocasının kendisini öldüreceğinden bahsediyor. 'Lütfen beni koruyun' diyor. En son okula kızını almaya giderken eşi tarafından pompalı tüfekle vuruluyor. Kendisi şu an yaşıyor ama ağır yaralı. En son bir öğretmen kadın tacize uğramıştı ve bize başvurmuştu. Fakat öğretmenin savcının önünde çok güçlü olması ve hakkının savunması nedeniyle, Savcı kadına 'Demek ki bu öğretmende tacizi istiyormuş' şeklinde yorumlamıştı."


"Bütün kadınlar öncelikle yasal haklarını bilmelidir" diyen Müjde, "Ülkemizde yasal olarak kadınların birçok hakkı bulunmaktadır. Fakat kadınlar bunu bilmediği gibi kolluk da, hâkim de, savcı da bu yasaları uygulamama konusunda direnmekteler. Bu nedenle kadınların bu yasalar konusunda ısrarcı ve dirençli olmaları gerekiyor" ifadelerini kullandı.


'AKP'ye karşı mücadele edersek hukuku hayata geçirebiliriz'


Türkiye de kadına yönelik şiddetin AKP Hükümetinin zihniyeti ile sürdürüldüğünün altını çizen Müjde, bu zihniyetin devletin tüm organlarında yer aldığını kaydetti. "AKP karşıtı olmayan hiçbir söylem ve mücadele işe yaramayacaktır" diyen Müjde, "Biz kadınlar ancak AKP'ye karşı mücadele edersek, hukuku hayata geçirebiliriz. Mücadele etmeye devam edersek, haklarımızı tekrar elde edebiliriz. Sokakta taciz edilmekten kurtulabiliriz. İstediğimiz yerde de dans ederiz ve güleriz. Ayrıca eşit bir mücadele yürütebiliriz" sözlerine işaret etti.


'Bin yıllardır süren ataerkil durumdur'


Van'da kadına yönelik şiddetin dünyada da olduğu gibi arttığını aktaran Rojin Yaşam Merkezi Sosyologu Alev Şahin de, kadınların sorunları noktasında şiddetin her türünden kendilerine başvuru yapan kadınların olduğuna dikkat çekti. Toplumun bin yıllardır süren ataerkil yapıyı gelenekleriyle beslediğini aktaran Alev, kadının bir nesne olarak kullanıldığına ve erkeğin ihtiyacını giderebilen bir varlık olarak görüldüğüne işaret etti.  Alev ayrıca, kültürel yapıdan kaynaklı Van'ın geneli olarak bilinen sıkıntılardan birinin de başlık parası, berdel usulü gibi birçok gelenekle kadına yönelik şiddetin beslendiğini vurguladı.


'Erkek egemen zihniyet sistem ile başlar aile içine sızar'


"Kadınların mücadelesi 'kendisi olma' mücadelesidir" diyen Alev, "Buna engel olan erkek egemen zihniyettir. Sistem ile başlar aile içine sızar. Ensest olaylarında bile kadın bilincinin eksikliği vardır. Geçmişten kaynaklı, yerleştirilen sistem kadının söz hakkının olmaması, bedenine, kimliğine dönük her türlü tecavüz kültürü var ve devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Tecavüz kültürünün boyutlarını açıklayan Alev,  'kadının bedenine', 'kimliğine', 'özsaygısına' tecavüz edildiğini belirtti. Alev, kadının her boyutta ve her alana tecavüze uğradığını ve şiddete maruz kaldığını yineledi.


'Kadın kimliği özgürleşene kadar mücadele edeceğiz'


Kadınların toplumsal cinsiyetten kaynaklı eksiklikler yaşadığının altını çizen Alev, "Öyle rollere bürünmüşler ki, o rollerden çıkmak istemiyorlar.  Van'da erkeğin kadın üzerinde hâkim olma duru devam ediyor. Bu sistemin, geleneksel, feodal ve ataerkil yapının bir an önce düzeltilmesi gerekliliği ve bunun bir zihniyet sorunu olduğu açık bir şekilde ortadadır. Kadınlara duygusal veya şefkat ile yaklaşmalarını istemiyoruz, cins eşitliği istiyoruz. Kadın kimliği özgürleşene kadar mücadele edeceğiz" açıklamalarında bulundu.


Bitti.


(bs/gk/mg)