Eğitim Sen'li öğretmenlerden 4+4+4 değerlendirmesi
09:04
Bacı Anuk / JINHA
WAN - Eğitim Sen'li kadın öğretmenler, 2012 yılında bir anda gündeme gelen ve eğitim sisteminin birebir muhatapları olan eğitim emekçilerine, öğrencilere, velilere, uzmanlara danışılmadan jet hızıyla meclisten geçirilerek kanunlaştırılan 4+4+4 sistemini değerlendirdi. Öğretmenler, bu sistem ile çocuk işçiliği ve çocuk yaşta evliliklerin önünün açıldığına işaret ederken, aynı zamanda çok küçük yaşta çocukların bu sisteme dahil olması ile asimilasyonunun da hızlandığını kaydetti.
Topluma şekil verilen en önemli alan olan kurum eğitimi, aynı zamanda toplumsal bilinci de ören bir yapıdır. Eğitim sistemi, adaletin, eşitliğin, demokrasinin özümsetildiği bir kurum halinde işlev görebilirken, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin, geleneksel kadın-erkek rollerinin toplumsallaştığı ve çekirdekten güçlendirildiği alanlar olarak da karşımıza çıkabiliyor. Türkiye genelinde yıllardır yaşanılan eğitim sıkıntıları hız kesmeden devam ediyor. Eğitim sistemi, her ne kadar öğrencileri mağdur etse de, bir de eğitim sisteminin özneleri olan ve eğitim sisteminin mağduriyetini birebir yaşayan öğretmenler de var. Van'da eğitim emekçisi kadınlar, eğitim sistemin içerisindeki sorunlar nedeniyle kendilerinin ve öğrencilerin yaşadıkları sıkıntı ve şiddete ilişkin konuştu.
'Aileden gelen şiddet okula da yansıyor'
Şiddetin aileden gelen bir durum olduğunu dile getiren Eğitim Sen Van Şube Kadın Sekreteri Özgül Çelikkaleli Kutluk, çocukların aile içinde öğrendikleri şiddetin okulda sözlü ya da fiziksel olarak uygulandığını kaydetti. Sözlerinde 4+4+4 eğitim sisteminden de söz eden Özgül, "4+4+4 ile başlayan çok küçük yaşta okula gelmeler, özellikle anadilde eğitim göremeyen çocukların çok çabuk asimile olmaları ve o yaşta asimilenin çok hızlı başladığı bir dönem. AKP, 11 yıllık iktidar sürecinde eğitimi de kendine göre sürekli şekillendirdi. Amacı, eğitimden çok, kâra yönelikti. Bizim araştırmalarımız ve çıkan verilerin dikkate alınarak buna yönelik bir düzenlemeye geçebileceklerini pek zannetmiyoruz. Biz öğretmenler de bu yüzden varız" şeklinde konuştu.
'Öğretmenlik mesleğine karşı bir değersizlik görüyoruz'
Öğretmenler Günü olarak kutlanan 24 Kasım'a ilişkin de konuşan Özgül, bugünün ise 12 Eylül darbesinin bir dayatması olduğunu kaydetti. Böyle bir günde kutlamak yerine, öğretmenlerin ciddi sorunlarına yoğunlaşmak gerektiğini kaydeden Özgül, mesleklerinin artık bir değersizleştirilmeye doğru gittiğini ifade etti. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü'ne (OECD) üye ülkeler arasında öğretmenlerin bin 800 saatlik çalışma saatiyle en üst sıralarda yer aldığını hatırlatan Özgül, "Öğretmenler için 'az çalışıyorlar, çok maaş alıyorlar' algısı var. Bunlar basına çok fazla yansımayan kısımlar, çünkü toplumda da aynı algı yaratılmak istenmekte" dedi. 24 Kasım'dan ziyade 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü'nü tüm dünya öğretmenleri ile tüm emekçilerle birleşerek kutlamayı daha yerinde bulduklarını ifade etti.
'Çocuklar toplumsal cinsiyet rolleri ile büyüyor'
Özgül, eğitim sisteminde de erkek zihniyetiyle karşılaştıklarını aktarırken, rehber öğretmenlik yaptığı okulda, aynı branşta çalışan erkek öğretmenin veliler tarafından da, idareciler tarafından da daha saygıyla karşılandığına dikkat çekti. Erkekler sadece kariyere odaklanırken, kadınların ise yaşam içerisinde çok fazla sorumluluk aldığına değinen Özgül, "İdarecilerin hepsi erkek, kadın idarecisi yok ve ne oluyor; erkek idareci erkekle çalışmak istiyor. Bu aslında psikolojik baskıdır. Sınıflarda da bu algı oluşuyor, çocukları biz yetiştiriyoruz. Ama onlar da bu toplumsal cinsiyet rolleri ile büyüyorlar. Onlarda da net görebiliyoruz, eğer erkek öğretmense daha fazla saygı gösteriyorlar ve biraz daha çekinirler" ifadelerinde bulundu.
'Mahkemelik olan öğretmenlerimiz var'
Eğitimcilerin eğitim sistemi içerisinde şiddete maruz kaldığına değinen Eğitim Sen Van Şube Üyesi Hatice Şahin de, "Eğitim içinde gördüğüm birçok şiddet türü var. Psikolojik, fiziksel, sözlü, yazılı birçok şekilde şiddete maruz kalıyoruz. Öğrenciler ailelerinden gördüğü şiddeti okula da yansıtıyor. Özellikle kadın öğretmenler tacize çok mağdur kalıyor" şeklinde konuştu. Öğrencilerin kendi içlerinde anlaşamamasının nedeninin de şiddet olduğunu kaydeden Hatice, "Okulda yaşanan bazı olaylardan dolayı, veli de bilinçli olmadığı için okulu basıp öğretmenlerimize şiddet uyguluyorlar ve mahkemelik olan öğretmenlerimiz var. Bunun nedeni de demokratik yollardan değil, şiddet yolunun kullanımıdır" dedi.
'12 Eylül darbesinin bir kanıtıdır'
5 Ekim'in Dünya Öğretmenler Günü olmasına rağmen, Türkiye'de bugünün 24 Kasım olarak kutlandığını hatırlatan Hatice, "12 Eylül'de öğretmenler cezaevlerine atıldı, sürgün edildi. 12 Eylül rejimi, 1981'de 24 Kasım'ı öğretmenler günü ilan etmiştir. Maalesef eğitim sorunları o günden bugüne kadar gelmiştir" ifadesinde bulundu. Eğitim emekçilerinin sorun ve sıkıntılarını anlatan Hatice, "Öğretmenler ekonomik kaygılarıyla, yaşam sıkıntılarıyla, sosyal sorunlarıyla mesleki ve özgürlük haklarıyla boğuşmaktadır. Bunun için ne kadar mücadele etseler de bazı yerlerde yetersiz kalmaktadır. Bundan 35 yıl önce 12 Eylül rejimi ile mücadele ediyorlardı, şimdi de hükümetin zorunlu din dersiyle, öğretmenlere kınama ve uyarı cezaları vererek idarecilikten alı koyma yollarıyla mücadele etmektedir. Özellikle örgütlü öğretmenler olarak bunu kırmak, daha güzel bir sistem yaratmak için mücadele ediyoruz ve mücadelemiz sürecektir" açıklamalarında bulundu.
'Sistem kendi zihniyetini dayatmak için eğitimi çok iyi kullandı'
" 4+4+4 önce bize çok olumlu gibi gösterildi. Çocukların biyolojik gelişimlerine, fiziksel koşullarına göre farklı okullarda farklı şartlarda eğitim görecekleri anlatıldı. Ancak zaman içinde gördü ki sistem kendi zihniyetini dayatmak için eğitimi çok iyi kullandı" sözlerine dikkat çeken Hatice, çocuk işçiliğinin, çocuk yaşta evliliklerin 4+4+4 ile pekiştirilen sonuçlar olduğunu kaydetti. Eğitim sistemindeki değişimin etkilerine ilişkin konuşan Hatice, "Mesela puanlama sistemine göre bakılınca çocuğun puanı yetmiyor, sonra açık öğretime gidiyor. Açık öğretim de velilerde ve ailelerde çok olumlu etki yaratmıyor. 'Gitmesen de olur zihniyetiyle eve kapatılan kız çocuğu zorla evlendiriliyor. 4+4+4 ile haftada beş saati bulan din dersleri geldi. Matematik, pozitif bilimlerin yerine ve artık kız çocukları başörtü ile derslere gelmeye başladılar. Öğrenciler arasında şöyle bir durum oluştu: Başörtüsü takmayan kız çocuklarına günahkâr gözü ile bakmaya başladılar. Bir de sınıfta oturma düzeni kurmaya başladık ve kız çocukları kesinlikle erkek çocukların yanına gelmemek için ısrar ediyor. Oyun alanlarında da gittikçe sanki bir muhafazakâr eğitim sistemi oluştu" vurgusunu yaptı.
'Öğretmenler örgütlü mücadele ile bu sistemi kıracaklardır'
Erkek egemen zihniyetin algılarını yıkmanın sancılı bir süreç olduğunu ifade eden Hatice, bu durumu yaşadığı bir olayı anlatarak, "İdareye beş üye gerekiyordu, dördü erkekti. Ben de katılmak istedim, ama alımlar yok gibi bahanelerle hep geçiştirildi. Kadınlar olarak doğum izinlerine ayrıldığımız zaman performansınızdan süt iznine, esnek çalışma ile ilgili birçok alanda problem ve sıkıntılar yaşıyoruz" dedi. Hatice, geçtiğimiz yıl çıkarılan torba yasası ile birlikte kadınların "esnek çalışma" adı altında iş yaşamından koparılmaya çalışıldığına dikkat çekerken, "Umudun olmadığı yerde, çocuklarınıza ve topluma umut olmazsınız. Ancak, Eğitim Sen ve emekçi öğretmenlerin daha alternatif bir sistem için örgütlü mücadele vererek, bu sistemi kıracaklarını düşünüyorum" sözlerine yer verdi.
(ba/gk/mg)

