Dört duvara kalemiyle direnen kadın: Rojbîn Perişan

08:47

 


Berîtan Elyakut /JINHA


AMED - PKK saflarına 1991 yılında katılan, 1992 yılında ise tutuklanarak müebbet hapis cezasına çarptırılan Rojbîn Perişan, kendisine dayatılan tutsaklığa razı olmayıp baş kaldıran kadınlardan biri. Mücadelesini roman ve öyküleriyle sürdüren Rojbîn, tutuklu bulunduğu süre zarfı içinde iki roman ve bir öykü kitabı yazdı. Bunların dışında resim çalışmaları da bulunan Rojbîn, yaptığı her çalışmayı demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlere armağan etti.


PKK tarihinin, sadece silahlı mücadele tarihi değil, kadın, sanat, edebiyat, direniş ve başarı tarihi olduğunun kanıtlarından birisidir Rojbîn Perişan. 1973 yılında Diyarbakır'ın Lice ilçesinde doğan Rojbîn Perişan, ilk ve orta öğretimini Diyarbakır'da tamamladı. Rojbîn, 1991 yılında Dicle Üniversitesi Siirt Fakültesini kazanmasının ardından bir dönem okuduktan sonra 1991 yılının Newrozu'nda demokrasi için mücadele etme kararını alarak PKK saflarına katıldı. 1992 yılının Ekim ayında yakalanarak müebbet hapis cezasına çarptırılan Rojbîn, cezaevinde roman ve öykü çalışmalarına ağırlık verdi. Öyküleri Hüseyin Çelebi ve İsmet Baycan şiir ve öykü yarışmalarında birincilik de aldı Rojbîn'in. "Saçlar ve Gölgeler" adlı öykü kitabı ayrıca "Gözyaşımın ağıdıydı seni beklemek" adlı romanı ile yayın hayatına girdi.


'Bakır sesli kadınlar' adlı romanı okuyucularıyla buluştu


Müebbet hükümlü Rojbîn, birçok cezaevinde kaldı ve yazılarına aralıksız devam etti. Son kitabı olan "Bakır sesli kadınlar" adlı romanı ise henüz okuyucularıyla buluştu. Rojbîn tutuklu olduğu dönemde resim çalışmalarına da ağırlık verdi. Birçok tablo ve portre çizen Rojbîn'in çalışmaları arasında Dersim'de 30 Haziran 1996 tarihinde fedai eylem gerçekleştiren Zeynep Kınacı'nın (Zilan) portresi de yer aldı. Rojbîn, Zeynep'in portesini cezaevi dışına göndermek istedi, ancak cezaevi yönetimi sakıncalı olduğu gerekçesi ile portenin dışarıya çıkarılmasına izin vermedi.


'Devrim yoldaşlığı her şeyden çekiciydi'


Rojbîn'in kendini tanımladığı kitaplarındaki kesitler şöyle: "90'ların başında özgürlük yolculuğuna adım attığımda, mücadelenin en acımasız zamanlarına denk geliyordu. Vietnam, Küba, Angola deneyimleri devrimin dersleriydi bizim için, ilham vermeye devam ediyorlardı. Devrim yoldaşlığı her şeyden daha güçlü ve çekiciydi." Kendilerine '90'ların kuşağı' denildiğini belirten Rojbîn, "Ateş başlarında devrim sonrası hayallerini anlatıp şakalaşan, şen kahkahalarla çocukluk saflığını koruyan, bir yudum suyu, bir parça ekmeği paylaşan ve ülke sevdasıyla ölüme korkusuzca yürüyen bir kuşaktık" diye belirtti.


'Ölümün üstesinden gelenlerin kahramanlıkları unutulmayacak'


Rojbîn, PKK saflarına katılan her bir insanın ayrı bir hikayesi olduğuna değinerek, "Her biri bambaşka şehirlerin kasabalarından, köylerinden gelmişti. Her biri onur için canlarından öte verebilecek bir şeyi olmayan bir dağ halkının soyundandı. Özgür yaşamı ve güzelliğini bilen, öğrenen bir nesil yaratılmıştı. Birçoğu geride büyük bir boşluk bırakıp gittiler. Bu toprakların, bu çağın neleri yitirdiği daha sonra anlaşılacaktı" diye belirtiyor. 90'ların zor zamanlarında boyun eğmeden elinden geleni yapanların ve yeri geldiğinde ölümün üstesinden gelenlerin kahramanlıklarının unutulmayacağını vurguluyor Rojbîn.


'Zindanda geçen yıllarda onurlu direnişlere tanık oldum'


Rojbîn, "Yine tutsak düştüğüm zindanda geçen yıllar boyunca katledilen arkadaşların, değerli yurtseverlerin onurlu direnişlerine tanık oldum" diyerek, yaşamın her anının direnç gerektirdiği dört duvar arasında hastalıkla mücadele eden ve özgürlüğe olan inancın gücüyle bedenine, ruhuna yüklenenlerin, yurtsever babaların şahadetlerini acıyla öğrendiğini ifade ediyor. Rojbîn, her çalışmasının cezaevinde ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlere hitaben yazıldığına dikkat çekerek, "Özgürleşecek duvarları aşan zindan şehitlerinedir çalışmalarım ve acıyı, bekleyişi, umudu, özlemeyi bir direniş iklimine dönüştürmeyi bilen Kürt analarınadır" diyor.


Yaşamdan koparılmak istendikçe her seferinde daha çok bağlanan ve yaşamın anlamını yitirilenler özelinde kaleme alan Rojbîn Perişan, cezaevindeki direnişini Gebze M Tipi Kadın Kapalı Cezaevi'nde sürdürüyor.


(be-sg/gk)