KESK işçi ölümlerine ve taşeronlaşmaya hayır dedi
14:40
JINHA
AMED – KESK’in işçi ölümlerine karşı ‘İşçi ölümlerine ve taşeronlaşmaya hayır’ şiarıyla gerçekleştirdiği mitingde konuşan DTK EŞ Başkanı Selma Irmak, “Biz emeğimizi asla kan emicilere feda etmeyeceğiz. Bu toprağın emekçileri kendi emeklerinin üzerinde yaşıyor ve bu emek hiç kimseye bırakılmayacak, boğazlarında kalacak” dedi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) öncülüğünde Diyarbakır İstasyon Meydanında "İşçi ölümlerine ve taşeronlaşmaya hayır" şiarıyla gerçekleşen mitinge katılımcılar, üç koldan gerçekleştirdikleri yürüyüşle giriş yaptı. DİSK Eş Genel Başkanı Kani Besko, DTK Eş Başkanı Selma Irmak ve KESK Eş Genel Başkanı Şaziye Köse'nin de katıldığı mitinge binlerce emekçi katıldı. Mitinge Miting alanında “Roboskî, Soma, Kobanê zafer direnen emekçilerin olacak”, “Taşeronlaşma açlıktır, köleliktir bir yerden alınıp satılan bir şey değildir”, “Emekçi kadınlar mücadeleyle özgürleşecek”, “Kadın fıtratında eşitlik, direniş ve mücadele vardır”, “Aksaraya trilyon işçiye lastik ayakkabı”, “Rojava halkı yalnız değildir”, “Hayatımızı kazanırken kaybetmek istemiyoruz”, “Mevsimlik işçi ölümlerine son”, “Kobanê direniş ruhunun emekçilerde yarattığı umutla demokratik sosyalizme yürüyoruz” yazılı pankartları asılırken, “Bijî berxwedana Kobanê”, “AKP halka hesap verecek”, “Bijî yekitiya karkeran”, “İşçi ölümlerine hayır”, “Bijî berxwedana YPJ”, “Yaşasın sınıf dayanışması” sloganları atıldı. Miting Demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler ve işçiler için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.
‘AKP Hükümeti kamusal alanı talan etmiştir’
Mitingde ilk olarak tertip komitesi adına konuşan Ramazan Kızıltepe, 1960 Anayasası ile başlayan çalışma rejiminin 1980 askeri darbe ile önemli ölçüde etkisizleştirildiğini ve 2000’li yıllarlarda tasfiye edildiğini dile getirdi. Ramazan, “AKP Hükümeti de önceki hükümetler gibi kapitalist politikaları devam ettirmekle birlikte, uygulama alanında önceki hükümetlere göre daha çok hızlandırarak adeta kamusal alanı talan etmiştir” ifadelerini kullandı.
‘Ucuz emek üzerinden rekabet gücünü arttırmıştır’
Ramazan, AKP Hükümetinin Türkiye’de istihdam biçimini esnek ve güvencesiz bir noktada tanımlama çabasını tüm halka yönelttiğini söyleyerek, “Kamuda çalışanların performans sistemi ve kalite kontrol yönetimi benzeri uygulamalara maruz bırakılması, kamu ile özel arasındaki sınırların da giderek ortadan kalmasına neden olmaktadır” diye konuştu. Ramazan, Türkiye’de güvencesizleştirmenin öyküsünün özgünlükler gösterdiğini ifade ederek, “Hükümetler hem ülke içinde hem de uluslararası zeminde kar maksimizasyonu arayışına girmiş, ucuz emek üzerinden rekabet gücünü arttırmıştır” dedi.
‘Kürtler en acımasız koşullarda çalıştırılmaktadır’
PKK’nin halk ile bağının kesilmesi, barınma ve yaşam koşullarını engellemek amacıyla 4 bin 500 köyün boşaltıldığına dikkat çeken Ramazan, “Yaklaşık 3 buçuk milyon Kürt zorla yerinden göç ettirilmiştir. Göç eden Kürtler en kötü koşullarda yaşamak ve en kötü koşullarda çalışmak zorunda kalmışlardır. Son 3 yılda Suriye’de devam eden savaş ortamı nedeniyle Türkiye’deki Kürtlere, Suriye halkları da katılmış ve en acımasız koşullarda çalıştırılmaya devam edilmişlerdir” ifadelerine dikkat çekti.
‘İnşaat vurguncularının daha fazla kârı için ölüyoruz’
Ramazan'ın ardından konuşan KESK Genel Başkanı Şaziye Köse ise, “Biz bu ülkenin bir avuç muktediri bir avuç efendisi için ölüyoruz. Maden patronlarının, inşaat vurguncularının daha fazla kârı için ölüyoruz” diyerek, patronlar için önemli olanın ceplerinin para dolmasıyken, kendilerinin kaderinin ise ölüme, açlığa ve yoksulluğa razı olmak olduğuna dikkat çekti. Şaziye, Diyarbakır zindanlarında yok edilenlerin, Roboskî’de yaşamı ellerinden alınanların, Ermenek’te bedenleri balçıklaştırılanların, Ali İsmail’lerin ve insanlığın büyük ve ezeli davasının tarafı olduklarını vurguladı.
‘Sandığınız kadar kolay değil... Bizden korkun’
Şaziye, “Sermayenin, maden patronlarının korucusu olan AKP Hükümeti bu ölümlere neden ses çıkarmaz. Biz halk mücadelesi verdiğimizde yasaları en katı şekilde ve hukuksuz biçimde uygulayanlar neden bu cinayetlerin karşısında susar” diye sorarak, tek cevabının ise AKP Hükümetinin sermayenin tek kurucusu olduğunu ifade etti. Şaziye, “Bizim ürettiğimiz ama sizin el koyduğunuz ekmeğin bir lokması için ölmemizi istiyorsunuz, ama biz buna razı değiliz ve itiraz ediyoruz. Kutsadığınız iktidarınız, ihtişamınız baki değil. Sandığınız kadar kolay değil, bizi razı etmek yerine, bizden korkun” şeklinde konuştu.
‘İş cinayetlerinin adı savaştır’
Sonrasında konuşan DİSK Genel Başkanı Kani Beko da, Türkiye’de madenlerin, inşaatların, tersanelerin, iş yerlerinin ve fabrikaların işçiler için mezarlığa dönüştüğünü söyleyerek, “AKP döneminde 15 bine yakın arkadaşımızı iş cinayetlerine kaybettik. Türkiye’de her gün ortalama 4-5 işçi yaşamını yitiriyor. Bu yılın ilk 10 ayında bin 600 işçi kardeşimizi kaybettik. Bunun adı savaştır. Bu işçi sınıfına karşı açılmış kirli bir savaştır. Bu savaşı açanlar er ya da geç kaybedecektir” açıklamalarında bulundu.
‘Filistin Şengaldir, Şengal Gazzedir, Gazze Kobanêdir’
Türkiye’yi taşeron cumhuriyetine çevirenin bizzat AKP olduğunu ifade eden Kani, “Burada belediye işçisi kardeşlerimiz var, onlar bilsinler ki AKP iktidarının çıkardığı yasalarla belediyelerde taşeron zorunlu olmuştur. AKP’nin çıkardığı yasalar sonucu yerel yönetimlerde 120 bin kadrolu işçi alışırken taşeron işçi sayısı 150 bini geçmiştir” şeklinde belirtti. İşçi emekçileri olarak isteklerinin açık olduğunu dile getiren Kani, “İsteğimiz, halkların barış içinde insanca yaşadığı bir Ortadoğu'dur. Bizim için Filistin Şengal'dir, Şengal Gazze'dir, Gazze Kobanê'dir. Bizim ortak bir kaderimiz, ortak bir mücadelemiz var. Bu mücadele eşitlik, özgürlük, barış, insanca yaşam mücadelesidir” ifadelerinde bulundu.
‘Emeğimizi kan emicilere feda etmeyeceğiz’
Kani'den sonra konuşan DTK EŞ Başkanı Selma Irmak, “Biz emeğimizi asla kan emicilere feda etmeyeceğiz" sözlerini kaydederken, "Bu toprağın emekçileri kendi emeklerinin üzerinde yaşıyor ve bu emek hiç kimseye bırakılmayacak, boğazlarında kalacak. Bu toprağın işçileri her zaman birlik beraberlik içinde olmuşlardır. Hiçbir zaman gözleri başkasının emeğinde olmamıştır” ifadelerini kullandı. Selma, Hükümetin sürekli terörden bahsettiğini ancak işçi kazalarından söz etmediklerini vurgulayarak, en büyük terörün ise işçi ölümlerini görmezden gelen yetkiler ve devlet tarafından yaşatıldığına dikkat çekti. Selma, "Devlet ve işçiler arasında da bir müzakere süreci oluşturacağız. Soma’yı unutmadan Şırnak, Şırnak’ı unutmadan Ermenek yaşandı. Ancak bunların hesabını kimse vermek için ortaya çıkmadı” sözlerini vurguladı.
‘Emekçilerin hakkını savunmak yerine emeklerini sömürmekten vazgeçin’
“Emekçilerin hakkını savunmak yerine onların emeklerini sömürmekten vazgeçin artık” diyen Selma, emekçiler karşısında çok büyük bir savaş verildiğini sözlerine ekledi. Mürşitpınar sınır kapısından bu sabah saatlerinde gelen haberi de hatırlatan Selma, “Sabah saatlerinde DAİŞ çeteleri bomba yüklü bir araçla Kobanê’ye saldırı gerçekleştirmiş ve çok sayıda arkadaşımız yaşamını yitirirken çok sayıda da yaralı var. Ancak YPG ve YPJ savaşçıları mücadelelerini en görkemli şekilde devam ettiriyor. Kobanê tüm kadınların, emekçilerin, çocukların ve ezilen tüm halkaların savaşıdır. Bu sebeple yarın saat 10.00’da Koşuyolu Parkı'ndan Suruç sınırına gidip haykıracağız, 'Yeter artık' diye. Gelin el el vererek komünal bir yaşamı inşa edelim” ifadelerini kullandı. Selma, devlet sendikalarından vazgeçilmesi gerektiğini ve yeni bir yaşam inşa edilmesi gerektiğini dile getirerek, Kobanê kantonunun Kürtler için bir örnek olması gerektiğini sözlerine ekledi.
Konuşmaların ardından Kobanê’de yaşanan çatışmalarından kaynaklı miting sanatçılar sahne almadan son buldu.
(be-sg/gk)

