'Diyalog sürecinden müzakere sürecine geçilmelidir'
08:50
Berîtan Elyakut/JINHA
AMED - Müzakere sürecini değerlendiren HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, diyalogun karşılıklı konuşmadan, tartışmadan ibaret olduğunu, müzakere sürecine geçilmediği ve çözüm için gerekli adımların atılmadığı müddetçe İmralı'daki diyalog sürecinin bir öneminin kalmayacağını düşündüklerini söyledi.
2013 Newrozu'nda PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın göndermiş olduğu mektupla birlikte müzakere sürecine girildiği tüm dünyaya duyuruldu. Ancak hükümetin bu noktada net adımlar atmaması tüm halklarda soru işaretlerine neden oldu. Hükümetin somut adımlar atmaması ve 6-8 Ekim olaylarını bahane ederek İmralı görüşmelerini kesmesi 'müzakere süreci bitti mi' sorusunu akıllara getirdi. Bu noktada müzakere sürecinin gidişatını ve halkın beklentilerini değerlendiren HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, tarihi 2013 Newrozu'nda Kürt sorunun çözümüyle ilgili önemli bir adım atıldığına vurgu yaptı. Nursel, "Newroz'da Sayın Öcalan'ın milyonların şahitliğinde okunan mektubunda artık Kürt sorunun çözümüyle ilgili yeni bir aşamaya girilmesi gerektiği, demokratik çözüm ve barış sürecinin başlaması gerektiği ifade edildi. Bizim için 2 yıl önce demokratik çözüm ve barış süreci bu şekilde başlamış oldu" dedi.
'Gerilla geri çekilirken hükümetin sorumlulukları da vardı'
23 Mart'ta okunan mektubun ardından PKK ve HPG'nin ateşkes ilan ettiğini ifade eden Nursel, ateşkesin ilanından sonrada gerillanın geri çekilmesiyle ilgili hemen bir planlama devreye girdiğini ve planlamanın belli bir süreye kadar devam ettiğini söyledi. Nursel, "Tabi ki gerilla geriye çekilirken hükümetin yapması gereken görev ve sorumluluklar da vardı. Bunlar neydi karakol yapımlarının durdurulması, inşaatların artık devam etmemesi, yine Türkiye'de koruma amaçlı yapılan HES'lerin planlanmaması, devam edenlerin de durdurulması gerekiyordu. PKK samimiyetle verdiği sözü tutarken diğer taraftan hükümetin bu konuda bir adım atmadığını gördük" şeklinde konuştu.
'Hükümet adım atmayınca geri çekilme durdu'
Nursel, PKK'nin hükümetin adım atmamasından kaynaklı geri çekilişi bir miktar durdurduğunu, yavaşlattığını daha sonrasın da ise tamamen durdurduğunu dile getirdi. Nursel, "Tabi ki bu dönemde devletin gereken yasal ve anayasal alanda değiştirmesi gereken kanunlar vardı. Bu konuda gerek bizlerin zorlamasıyla, gerek PKK'nin zorlamasıyla birkaç küçük adım atıldı. İşte önce Meclis'te çözüm komisyonu kuruldu, bu komisyonun görevi 3 aylıktı ve 3 ay sonra bu çözüm komisyonunun görevi sona erdi. Bu komisyon Kürt sorununun demokratik çözümüyle ilgili kurulan ilk komisyondu. Biz bu komisyonun çözüm sürecine çok fazla katkı sunmayacağını bilmemize rağmen yine de bu komisyonun kurulmasına destek verdik" diye belirtti.
'AKP Türkiye'nin nabzını ölçmeye çalıştı'
Nursel, "Sayın Öcalan müzakere sürecinin yasallaşmasıyla ilgili 30 Eylül tarihini vermişti. AKP hükümeti ise her zaman yaptığı gibi bekledi. Türkiye'nin tansiyonunu ölçmeye çalıştı. Yani aslında mümkünse bu yasayı çıkarmamaya çalıştı ama ta ki Sayın Öcalan 'bu yasa çıkmazsa ben bu süreci gözden geçireceğim' diyene kadar. Hükümet alelacele toplandı ve 30 Eylül günü çözüm kurulunu oluşturdu. Başbakan başkanlığında ve ilgili bakanlıkların da çözüm süreci içinde yer alacağı biçimiyle bu yasayı Bakanlar Kurulu kararı ile çıkartı ve resmi gazetede o akşam yayınladı" ifadelerini kullandı.
'Müzakere sürecine geçilmezse görüşmeler anlamsızlaşır'
Nursel, diyalogun karşılıklı konuşmadan, tartışmadan ibaret olduğunu, müzakere sürecine geçilmediği ve çözüm için gerekli adımların atılmadığı müddetçe İmralı'daki diyalog sürecinin bir önemi kalmayacağını düşündüklerini söyledi. Nursel, "Artık halk iki yılık süreçten sonra bu sürecin ete kemiğe bürünmesini istiyor. Örneğin Kürtler kimliklerinin tanınmasını istiyorlar, ana dilerinin tanınmasını istiyorlar. Yani bütün bunlarla ilgili anayasal ve yasal anlamda nasıl bir değişiklik yapılıp yapılmayacağı, bununla ilgili kararlaşma düzeyinin ne derece olduğu bu zamana kadar hükümet tarafından tek bir cümleyle dahi ifade edilmiş değil" dedi.
'Sekretarya süreçle ilgili her şeyi kayıt altına alacak'
Nursel, oluşturulacak sekretaryanın müzakereleri devamlı izleyeceğini, gözleyeceğini müzakerelerle ilgili yapılan tartışmaların dokümanları toparlayacağını bu müzakere süreciyle ilgili yapılan değerlendirmeleri kayıt altına alacağını belirtti. Sekretarya heyetinin oluşması gerektiğine dikkat çeken Nursel, "Sayın Öcalan'ın 2 yıl öncesinden beri üzerinde önemle durduğu müzakere sürecini izlemek üzere oluşturulması gereken bir gözlemci heyet var. Anladığımız kadarıyla 15-16 kişiden oluşacak ve isimler belirlenecek, belirlendikten sonra bu heyetin görevi müzakere süreci içerisinde tarafların müzakere sürecine yaklaşımlarını ve tutumlarını izleyecek bu heyet kesinlikle tarafsız isimlerden oluşacak" ifadelerine yer verdi.
'Üçüncü göz tarafsız olacak'
Oluşturulacak üçüncü gözün tarafsız olması gerektiğini söyleyen Nursel, hem PKK cephesini hem hükümet cephesini objektif ve tarafsız bir gözle izlemesinin önemli olacağını vurguladı. Nursel, "Örneğin müzakere süreci içerisinde PKK'nin yapmaması gereken bir durum varsa aynı heyet PKK'ye gidip 'siz müzakere sürecinin gereklerini yerine getirmiyorsunuz şu noktalarda yaptıklarınızdan vazgeçin' diyecek. Yani o nedenle bu heyetin tarafsız olması müzakere sürecini sağlıklı yürümesi açısından son derce önemli. Bu iki heyet oluşmadan müzakerelere başlamak mümkün değil çünkü tarihi bir sorun çözülüyor" dedi.
'Silahlar ne zaman bırakılacak noktasını biz tartışamayız'
Nursel, kamuoyunda en çok tartışılan konunun 'müzakereler başlayacak PKK silah bırakacak birinci gündem maddesidir' tarzındaki konuların önemli olduğunu ancak bunun şimdi tartışılabilecek bir konu olmadığını ifade etti. Nursel, "Bu nedenle biz kesinlikle ve kesinlikle ne zaman silah bırakılacak, nasıl silah bırakılacak biz bunları tartışmıyoruz. Bizim şimdi tartıştığımız konu Kürtlerin haklarının verilip verilmeyeceğidir. Kürtler kendi kendilerini nasıl yönetecek bununla ilgili anayasal ve yasal değişiklikler nasıl yapılacak biz tamamıyla buna endekslenmiş durumdayız" dedi.
(be/mg)

