'İntihar süsü' verilen olayın delilleri 'cinayet' diyor

08:37

 


Nurcan Yalçın / JINHA


MÊRDÎN - Mardin'de 'intihar süsü' verilerek katledilen Ayten Şen cinayetiyle ilgili toplanan deliller cinayet şüphesini doğruluyor. Sol elini kullanan Ayten'in kendisini sol göğsünden vurmasının mümkün olmadığını belirten dava avukatı Abdulhakim Gider, tüm delilerle rağmen sanıklar hakkındaki tutuklanma taleplerinin reddedildiğine dikkat çekti.


Türkiye'de kadına yönelik şiddetin önüne geçmek için verilen mücadele ve çıkarılan yasalar, bu şiddeti durdurmaya yetmiyor. Şiddetin her türlüsüne maruz kalan kadınların, son noktada katliama kurban gitmelerinin önüne bir türlü geçilemiyor. İntihar süsü verilerek çok sayıda kadının katledildiği Türkiye'de yargı sistemi ise yeterince işlemiyor. Türkiye ve bölgede artarak devam eden ve kayıtlara "intihar" olarak geçen kadınlardan biri de Ayten Şen… Yaşadığı Siirt'in Baykan ilçesinde çocuk yaşta dayısının oğluyla evlendirilen ve bu evliliğinden iki çocuk dünyaya getiren Ayten, eşinin sürekli şiddetine maruz kalması nedeniyle boşanıyor.


Cinayete intihar süsü veriliyor


Ayten, boşandıktan sonra tanıştığı özel hareket polisi Hasan Hüseyin Aslan ile bu kez evleniyor. Nikahtan önce yapılan düğünün ardından Hasan Hüseyin'in tayini Mardin'e çıkıyor. Bu arada Ayten Şen'in ailesi, vücudunda morluklar gördükleri kızlarının evlenmesine karşı çıkıyor. Ancak eşi Hasan Hüseyin, bir daha eşine şiddet uygulamayacağına söz verince, Ayten Şen Mardin'e gidiyor. Henüz ev eşyalarını dahi yerleştirmeyen Ayten, 10 Haziran 2013 tarihinde eşinin silahıyla vurulmuş bir halde bulunuyor. Kayıtlara intihar olarak geçen olayla ilgili ifadesine başvurulan Hasan Hüseyin, olaydan önce tartıştığı eşini dövdüğünü, ancak intiharın kapıcı evdeyken yaşandığını ileri sürdü. Kızları solak olduğu için kendini sol göğsünden vuramayacağını, vücudunda darp izi olduğunu ve cesedin temizlendiğini belirten ailesinin şikayeti üzerine savcılık Hasan Hüseyin hakkında soruşturma başlattı.


'Ayten'i 'tasarlayarak' öldüren polis memuru tutuksuz!'


Başlatılan soruşturma kapsamında Hasan Hüseyin hakkında "Tasarlayarak kasten öldürme", binanın kapıcısı Lokman Doğan hakkında ise "Kasten öldürmeye yardım" suçlamasıyla Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Açılan davanın ilk duruşması 22 Ekim 2014 tarihinde görüldü. Cinayetten yargılanan ancak tutuksuz olarak yargılanan Ayten Şen'in polis memuru eşi Hasan Hüseyin Aslan ve kapıcı Lokman Doğan duruşmaya katılmazken, Ayten Şen'in ailesi ve aile avukatı Abdulhakim Gider hazır bulundu. Duruşmada konuşan dava avukatı Abdulhakim Gider, "Ayten Şen'i tasarlayarak öldüren polis memuru halen tutuksuz olarak görevinin başında silahlı bulunmakta ve maktulün aile bireylerine bu durum açık bir tehdit ve tehlike olduğu gibi dosya kapsamı ile uyuşmayan karalar verilerek adalet duygusu zedelenmektedir" dedi. 


'Cinayet sinsice tasarlanmıştır'


Türkiye'de her gün kadın cinayetlerinin işlendiğine dikkat çeken Abdulhakim, "Bu durum gittikçe daha vahim bir hal almaktadır. En son olarak sanıkların her ikisinin ellerinin dış yüzeyinde atış artıklarının oluşu olayın cinayet olduğunu zaten göstermektedir. Ayten Şen 10 Haziran 2013 tarihinde evinde silah ile sol göğsü üzerinden vurulmak suretiyle öldürülmüştür. Meydana gelen ölüm olayı cinayet olup bu cinayet önceden çok detaylı bir şekilde tasarlanarak sinsice gerçekleştirilmiştir. Olayın yaşam hakkının ihlali olması ve özellikle kadın cinayeti olması daha etkin bir soruşturma ve kovuşturmayı gerektirmektedir. Olayın başından beri bu olayın vahametinin farkına varılmadığı, olaya normal bir intihar olarak bakıldığı ve etkin bir soruşturma yapılmadığı, delillerin zamanında toplanmadığı, tutuklanmayan şüphelilerin ise delileri yok ettikleri ve karattıkları kanaatindeyiz. Olayın ilk esnasında mağdur aile olayın cinayet olduğunu bildirmiş ve şikayetçi olmuştur" diye belirtti.


'Deliller karartılmaya çalışılıyor'


"AİHM'in yaşam hakkının ihlali dosyalarında sürekli Türkiye'yi mahkum ettiğine dikkat çeken Abdulhakim, "Bu itibarla atılı suçu işledikleri sabit olan her iki sanığın bir an önce tutuklanmalarını talep ediyoruz. Cinayetin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen savcılık makamı tarafından etkin bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle olayın failleri halen tutuksuz yargılanmakta ve failler delilleri karartmaya çalıştıkları gibi müştekiler üzerinde baskı ve tehdit kullanarak şikayetten vazgeçirmeye çalışmaktadırlar" sözlerini ifade etti.


'Kullanılan ikinci fişeğin nasıl kullanıldığı belli değildir'


Olay yerinde yapılan teknik incelemelere dikkat çeken Abdulhakim, "Elde edilen eşyalar arasında iki adet mermi çekirdeği, gömlek parçası, bir adet kovan ve iki adet deforme olmuş mermi çekirdeği nüve parçasının oluşu sadece bir el ateş edilmediğini göstermektedir. Bir fişek ile maktul vurulduğuna göre diğer fişeğin nasıl kullanıldığı belli değildir. Sanık Hasan Hüseyin Aslan'ın önceden maktulü göğüs üzerinden silaha susturucu takmak veya kanepe minderi ve benzeri bir eşya koyarak vurduğu ve daha sonra Lokman Doğan oradayken bir el ateşe ederek olaya intihar süsü vermiş olma ihtimali kuvvetle muhtemeldir. Olay yerinde iki adet deforme olmuş mermi çekirdeği elde edilmiş olmasına rağmen sadece bir adet boş kovanın oluşu ciddi şüpheler oluşturmaktadır. Silahın iki adet mermisinin eksik oluşu da dikkate alınarak, bu hususun çok detaylı araştırılması gerekmektedir" dedi.


'Sol eliyle kendisini sol göğsünden vurması mümkün değildir'


Ayten Şen'in solak olduğuna işaret eden Abdulhakim, "Sol elini kullanan bir insanın kendisini sol göğsü üzerinden vurması fiziken ve teknik olarak mümkün değildir. Şayet kendisini vurmuş olsaydı solak olduğundan kendisini sağ göğsü üzerinden vurması gerekirdi. Solak bir insanın kendisini sol göğsü üzerinden vurmasının fiziken ve tekniken mümkün olup olmadığı hususunda üniversitelerin fizik bölümü hocaları ve adli tıp uzmanı ve yine jandarma cinayet bürosunda çalışmış deneyimli personeller marifetiyle olayın gerçekleştirildiği yerde keşif yapılarak olayın aydınlatılması gerekmektedir" diye kaydetti. 


Otopsi raporunda darp izleri!


Otopsi raporunda dikkat çeken Abdulhakim, "Otopsi esnasında çektirilen fotoğraflar incelendiğinde maktul Ayten Şen'in yüz, dudak ve burundaki yaralanmaları belirgindir. Olay sırasında Lokman Doğan'ın ve Hasan Hüseyin Aslan'ın vermiş olduğu ifadelere göre Hasan Hüseyin Aslan'ın Ayten Şen'in üzerine bir damacana su dökmesi delilleri karartma amacıyla yapılmış bir hareket olduğunu göstermektedir. Sanıklar maktulun üzerine su dökerek, barut izini ve parmak izleri ile diğer boğuşma izlerini yok etmeye çalışmış oldukları dosya kapsamı ile sabittir. Yine cinayetin işlendiği odada bir adet ve apartmanın merdiven boşluğunda bir adet plastik eldivenin bulunmuş olması da sanığın parmak izi ve atış attıklarını yok etmek amacıyla cinayeti eldiven kullanmak suretiyle işlediğini göstermektedir" şeklinde belirtti. 


'Cinayet sabittir'


Jandarma Kriminal Raporu'na göre eldiven üzerine barut izi ve maktule ait kan lekelerinin bulunmuş olmasının cinayetin bu plastik eldivenler kullanılarak işlendiğini gösterdiğini kaydeden Abdulhakim, "Lokman Doğan'ın olay günü maktul Ayten Şen'i hiç görmemiş olması cinayet saatinde özellikle televizyonun açık tutulmuş olması muhtemel kavga ve silah sesinin dışarıya yansımamasını engellemeye yönelik planlı ve eylemler olduğunu kaçmamalıdır. Özellikle sanık Hasan Hüseyin Aslan'ın elbiselerinde atış artıklarının olması olayı çok detaylı olarak açıklığa kavuşturulduğu ve eylemin cinayet olduğunu gösterdiği sabittir" diye belirtti. 


Tutuklanma talebine mahkemeden red cevabı!


Abdulhakim, sanıkların atılı eylemleri gerçekleştirdikleri sabit olduğundan tutuklanmalarını ve yakalanma emri çıkarılmasını talep etti. Hasan Hüseyin Aslan ve Lokman Doğan'ın tutuklanmaları yönündeki talepleri reddederek duruşmayı 17 Aralık tarihine erteledi.


(ny/mg)