YPJ'li Rezzan Çelik'in ailesinden yalan haberlere tepki
08:34
Berîtan Elyakut/JINHA
AMED - YPJ saflarına katılan Rezan Çelik'in (Diren Amed) fotoğraflarının sosyal medya üzerinde dolaşması ve manipüle haberlere konu olması, ailesini derinden etkiledi. Rezan'ın ailesi, 'Son kurşunu kendine sıktı', 'DAİŞ çetelerinin eline düşmemek için son kurşunu kafasına sıktı' başlıklarıyla sosyal medyada dolaşan haberlere tepki gösterdi.
PKK saflarına 2011 yılında katılım yapan 1995 doğumlu Diren Amed kod adlı Rezan Çelik, 2013 yılında DAİŞ (IŞİD) çetelerinin Rojava'ya dönük saldırılarına karşı YPJ saflarına katılım sağladı. Diren, BBC tarafından yapılan röportaj sonrası sosyal medya üzerinde dolaşan resimleri sonucu manipülasyon haberlerinin hedefi haline geldi. "Son kurşunu kendine sıktı", "DAİŞ çetelerinin eline düşmemek için son kurşunu kendine sıktı" gibi başlıklarla sosyal medyada dolaşan haberler, Diren'in ailesini de derinden etkiledi. Kız kardeşinin yaşamdaki duruşunu, katılımını ve sosyal medya üzerinden dolaşan manipüle haberleri değerlendiren Ruken Çelik, "Diren katılım yapmadan önce 13 yaşındaydı. İçimizde en farklı olan oydu, bizler istesek de istemesek de düzene ayak uydurmaya çalışıyoruz. Ancak Diren bu düzeni kabul etmiyordu. Diren 'hayır' demesini bilen tek kişiydi ve hayatından olumsuzluk kelimesini çıkarmıştı. Kafasına koyduğu her şeyi yapardı ve isteyip de başarmadığı hiçbir şey olmadı" şeklinde konuştu.
'Türkçe derslere maruz kalan öğrenciler için alternatif aradı'
Diren'in liseye başladığı dönem özellikle yabancı dil sınıfının oluşturulması noktasında okul yönetimini zorladığını söyleyen Ruken, "Diren'in Türkçeye karşı alerjisi vardı ve salt Türkçe derslerinin verildiği bir okulda okumak istemediğinden kaynaklı İngilizce sınıfının oluşturulmasını istiyordu. Lisede olmasına rağmen siyasi çalışmalarda yer alıyordu. Okul içerisinde tanınan ve herkes tarafından sevilen bir kişiliğe sahipti. Kafasına koyduğu İngilizce bölümünü açtırdı ama Diren ona da gitmedi" ifadelerini kullandı. Ruken, Diren'in tek amacının aslında onun gibi salt Türkçeye maruz kalan öğrencilerin bir alternatifinin olması olduğunu kaydetti.
'Diren'in en büyük fobisi polisti'
Diren'in, niyetini dışarı vurmayan biri olduğunu söyleyen Ruken, "Arkadaşlarımız eve geldiğinde ideolojik olarak tartışmalar yaşanırdı ancak bu tartışmaların sonunda 'siz çalışın ben okul okuyacağım' tarzında olurdu. İlerleyen süreçte fark ettik Diren'in tek amacı kendini kamufle etmekmiş" ifadelerini kullandı. Ruken, devletin aileye olan baskısı ve sürekli olarak eve baskınlar düzenlemesinin Diren'de travmaya neden olduğunu vurguladı. Ruken, "Diren şu an bir savaşçı, ancak en büyük fobisi polisti. Bizim eve defalarca baskın oldu ve bu sebeple en büyük endişeyi yaşayan Diren olurdu ve katılımıyla bizi çok şaşırttı. Şimdi Diren'e polis dediğimizde ise gülüyor" sözlerini ifade etti.
'İçimden bir ses yalan haber diyordu'
Sosyal medya üzerinden Diren'in yaşamını yitirdiği haberlerini okuduklarını söyleyen Ruken, "Son kurşunu kendine sıktı" başlıklı haberi gördüğünde şok olduğunu ifade etti. Ruken, "Diren'le bir gün öncesinden telefonla görüşmüştük ve bana çatışmaya gireceğiyle ilgili ya da Kobanê'de olduğuna dair herhangi bir şey söylememişti. İçimden bir ses yalan haber olduğunu ve inanmamam gerektiğini söylüyordu. Ama aileyi bu noktada ikna edemiyorduk ve bu sebeple bir arayış içerisine girdik. Arayışlarımızın sonucunda böylesi bir durumun söz konusu olmadığını, ancak BBC'ye verdiği röportaj sonucu bayağı dikkat çekmiş olması böylesi manipüle haberlerin çıkmasına sebep oldu" diye belirtti.
'Diren o röportajdan sonra obje olarak lanse edildi'
BBC'ye verdiği röportaj sırasında muhabirin Diren'e dönerek "Bu röportajdan sonra o kadar ünlü olacaksın ki bu güzelliğin damga olacak" dediğini dile getiren Ruken, "Diren Kobanê'de bulunmadı, ona dair sadece güzelliğini ön plana çıkarmak için böylesi bir şey yapıldı. Diren orada savaştıkça güzelleşen, güzelleştikçe sevilen pozisyonundan öte, daha çok obje olarak yayınlandı. Oysa direnin BCC'ye verdiği röportaj farklıydı, ancak farklı bir senaryo çizildi ve böyle lanse edildi" şeklinde konuştu. Arayışlarına cevap bulduklarını dile getiren Ruken, fotoğraflarına da ulaştıkları Diren'in Kobanê'de olmadığını, aksine Cezaa bölgesinde olduğunu ve bacağından yaralandığını, durumunun ise iyi olduğunu ekledi.
'Kobanê'nin sembolü haline geldi'
Diren'in katılım sürecinde tutuklu olduğunu kaydeden Ruken, evdeki ilişkilerinin abla kardeşten öte arkadaş olma noktasında geliştiğini dile getirerek, "Bana abla demesini istemezdim, çünkü abla kelimesi bizde tahakküm anlamına geliyordu. Diren, Kobanê'de olmamasına rağmen oranın sembolü haline gelmiş durumda. Diren denilince aklıma gelen tek şey; denize bakar, sonsuzluğu görür ve yürümek isteriz ama yürüyemeyiz... Bu da öyle bir şey. Onunla olmak istersin, yanında istersin ama ikisi de olmaz. Yaşadığım böyle bir şey" sözlerine dikkat çekti. "Herkesin gözünde Diren bir savaşçı ancak benim gözümde hala yanakları çekilecek bir kardeş… Diren'le aynı evde yaşamış olmaktan ve duruşu nedeniyle gurur duyuyorum" sözlerini ifade etti.
(be/gk/mg)

