Şiddete karşı işlemeyen yargı tüm yaşamını değiştirdi
08:49
Handan Tufan / JINHA
İZMİR - İzmir'de üniversitede okuyan 20 yaşındaki kadın öğrenci için ayrılmak istediği erkek arkadaşının uyguladığı şiddet, baskı ve tehditler üzerine Aile Mahkemesi, kadının daha fazla zarar görmemesi için fiziksel görünüşünden, yüzüne, eğitim gördüğü kurumdan, kimlik bilgilerine kadar tüm yaşamı değiştirme kararı aldı.
Kadına yönelik şiddete her gün bir yenisinin eklendiği Türkiye'de, yargı ve kolluk şiddet gören kadını korumak yerine ilginç kararlar veriyor. Bu ilginç kararlardan bir tanesi de İzmir'de yaşandı. İzmir'de üniversite öğrencisi olan 20 yaşındaki genç kadın, erkek arkadaşı tarafından şiddet gördüğü ve tehdit edildiği için hem savcılığa suç duyurusunda bulundu, hem de ayrıldığı erkek arkadaşı için kendisine yaklaşmama kararı aldırdı. Ancak alınan bu hukuki kararların göstermelik kalması, aynı korku dolu hayatı yaşaması üzerine avukatı Mehmet Harun Elçi ile birlikte, kendisi için çok önemli bir karar alıp yüzünün yanı sıra tüm hayatını değiştirmek için 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında harekete geçti.
Reddedilen talebe olumlu yanıt
Şimdiye kadar aldığı raporlar, suç duyurularıyla birlikte avukat Mehmet Harun Elçi'nin, bu yöndeki talebi Aile Mahkemesi tarafından reddedildi. Ancak rakam olarak bir üst sıradaki Aile Mahkemesi'ne yapılan itiraz üzerine yeniden değerlendirilen talep bu kez olumlu karşılandı. Mahkemenin kararına göre, şiddet gören kadının yüz yapısından, kimlik bilgilerine, fiziksel özelliklerinden eğitim gördüğü kuruma kadar tüm yaşamında değişiklik için karar verildi. Daha önce bir kadın için sadece 6 aylığına, isim ve soyisminin değiştirilmesi yönünde verilen karar ilk kez bu kadar kapsamlı olarak alınmış oldu. Tüm estetik masrafları ise, yine devlet tarafından karşılanacağı öğrenildi.
Şiddetten korunmak için tüm hayatını değiştirecek!
Yaşanan duruma ilişkin konuşan avukat Mehmet Harun Elçi, kadına yönelik şiddetin bir hastalık olduğunu belirterek, erkek için bir karar alınmadığı için müvekkilinin böyle bir karar verdiğini ifade etti. Genç kadının şiddetten kurtulacağı için mutlu olduğunu, ancak bu kadar yıldır taşıdığı yapısını değiştirmenin de kendisi için zor olduğunu aktaran Mehmet, "Bizim tespit edebildiğimiz kadarıyla daha önce buna benzer olarak sadece isim ve soyisim değişikliğinin altı ay süreyle değiştirilmesi kararı verilmiş ama bu istenen düzeyde bir süre değil. Bu kapsamda süresiz şekilde kimlik bilgilerinin değiştirilmesi temenni edilendir. O nedenle biz çıkan bu kararı son derece olumlu buluyoruz. Bu karar önümüzdeki günlerde başka kararların alınmasına de neden olabilir" dedi.
'Kadınlar birlikte yürümek zorunda'
Yaşanan duruma ilişkin ise sosyolog Pelin Ogus değerlendirme yaptı. Cinsiyet eşitsizliğine ve ayrımcılığına dayanan erkek şiddetine karşı kadınların mücadele vermesi gerektiğini belirten Pelin, "Kadın mücadelesinin talepleri açıktır. Kadınlar emekleri, kimlikleri ve bedenleri üzerindeki her türlü eril baskıya karşı özgür bir dünyayı inşa etmek istiyor. Kadına yönelik şiddet karşısında öncelikle şiddet uygulayanın uzaklaştırılması, şiddet uygulayanın cezalandırılması gerekiyor. Öncesinde de belirttiğimiz gibi erkek egemen bir dünyada kadın bedenimizle var olmaya çalışıyoruz. Erkek eğitim, erkek hukuk, erkek devlet karşısında kadın mücadelesi vermeye çalışıyoruz. Şiddeti uygulayanın değil, şiddete maruz kalanın cezalandırıldığı ve ölümünden bile kadının suçlu bulunduğu bir dünya burası" dedi.
'Kadına yönelik şiddet politiktir'
Erkek şiddetinin bu denli derinden yaşandığı bu dünyada sığınakların hayati bir rol oynamakta olduğunu söyleyen Pelin şöyle devam etti: "Amacı, cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırıldığı ‘sığınaksız bir dünya’ inşası olan sığınaklar, kadına yönelik şiddet karşısında kadının ve çocuklarının önce can güvenliğini sağlamaya çalışmaktadır. Şiddetin bu denli yaygın yaşandığı toplumsal yapıda kadın sığınaklarının sayıca arttırılması ve mevcut sığınakların niteliklerinin yükseltilmesi gerekmektedir. Kadını aile ve ev içine hapseden erkek egemen sisteme karşı kadın sığınakları kadının özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesinden yana tavır almalı ve yerel yönetimlerin kadın çalışmalarına özel birimler kurulması için destekleyici çalışmalar yapması gerekmektedir. Kadın cinayetleri münferit birer olay olmadığı gibi kadına yönelik şiddet politiktir. Şiddetin haklı gerekçesi olmadığı gibi sadece şiddeti doğrudan uygulayan değil, görmezden gelen ve engellemeyenler de şiddetin birer parçasıdır."
(ht/mg)

