Cumartesi Anneleri: Hukuksuzluk 21 yıldır devam ediyor
13:53
JINHA
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri 21 yıl önce Urfa'nın Siverek ilçesinde asker, polis ve korucular tarafından kaçırılarak kaybedilen Hüseyin Taşkaya'nın akibetini sordu. Hüseyin Taşkaya'nın asker devleti uygulamasıyla 21 sene önce gözaltında kaybedilirken, akıbetinin ise günümüzde de polis devleti uygulamaları ile karanlıkta bırakıldığını söyleyen Cumartesi Anneleri, Hüseyin Taşkaya dosyasında 21 yıllık hukuki keyfilik ve cezasızlığın devam etitğini vurguladı.
Cumartesi Anneleri, kayıplarının akıbetlerinin araştırılması ve faillerinin bulunması için 506’ıncı haftada Galatasaray Meydanı'nda adalet arayışını sürdürdü. Her hafta olduğu gibi "Failler belli, kayıplar nerede" pankartı açan anneler, eylemde kayıpların fotoğları ve karanfiller taşıdı. Cumartesi Anneleri bu hafta, 6 Aralık 1993'de Urfa’nın Siverek ilçesine bağlı Bağlar Mahallesi'nde akrabası Mehmet Taşkaya’nın evinde kaldığı sırada askerler, polisler ve Bucak aşiretine mensup korucular tarafından 30 araçlık konvoyla yapılan baskında gözaltına alınarak kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sordu.
‘Tarih hiçbir zaman karanlıkta kalmaz’
Eylemde ilk olarak söz alan Hüseyin Taşkaya’nın eşi Sultan Taşkaya, 21 senedir Galatasaray Meydanı'nda olduklarını belirterek, “Kemiklerimizin yerini bulana kadar buradayız" dedi. Hüseyin Taşkaya’nın kızı Serpil Taşkaya ise, babasının kaybedilişinin 21’inci senesini geride bıraktıklarını hatırlatarak, “Bu meydanlara 9 yaşında gelmeye başladım ve şimdi 28 yaşındayım. Bu meydanda büyüdüm ve burada yaşlanacağım. Türkiye’deki aristokratlara, bürokratlara sesleniyorum, lütfen elinizi vicdanınıza koyun kemiklerimizin yerini söyleyin. Tarih hiçbir zaman karanlıkta kalmaz” şeklinde konuştu.
‘Bütün mücadelemiz onların kemiklerine ulaşmak’
Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif Taşkaya da babasının herkesin gözü önünde askerler, polisler ve korucular tarafından gözaltına alındığını belirterek, “Bizim bütün mücadelemiz onların kemiklerine ulaşmak. 21 senelik süreçte kayıplarımızı aramak için mücadele ediyoruz. Bizi buraya sürükleyen örgütler değildir. Tansu Çiller ve Mehmet Ağar gibi faili meçhulcülerdir” dedi.
Hüseyin Taşkaya’nın kardeşi FaitTaşkaya da dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in "Fırat’ta bir kuzu kaybolursa sorumlusu benim" sözünü hatırlatarak, “Bizim birçok kaybımız var. Devlet bu suçun ortağı. Sorumlusu sizsiniz. Binlerce insan kaybedildi. Devlet böyle bir tarihle yüzleşmezse hiçbir halk da bu devleti sevmez” dedi.
‘Gözaltında kayıp davalarında zaman aşımı kaldırılsın’
Eyleme katılan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise, parlamentoda bir dönemin daha sonuna gelinirken kayıplarla ilgili hiçbir şey yapılmadığını dile getirdi. Sezgin, parlamentoda kayıplar için yapılması gereken üç şey olduğunun altını çizerek, “Mecliste gözaltında kayıplar için açılan davalarda ‘zaman aşımı’ olmamalı, failler katillerin ölene kadar yargılanacaklarının farkında olarak yaşamalıdır. Mecliste çok geniş katılımlı hesaplaşma ve yüzleşme komisyonu oluşturulmalı ve son olarak da yakalanan faillerin yargının gösterdiği hoşgörüden yararlanmaması gerekmektedir” dedi.
‘Asker devlet uygulamaları ile kayıpların akıbetleri karanlıkta bırakıldı’
Cumartesi Anneleri adına haftanın açıklamasını okuyan Nuran Ağırnaslı, Hüseyin Taşkaya'nın asker devleti uygulamasıyla 21 sene önce Siverek’te gözaltında kaybedilirken, akıbetinin ise günümüzde de polis devleti uygulamaları ile karanlıkta bırakıldığını söyledi. Nuran, 42 yaşında 4 çocuk babası Hüseyin Taşkaya’nın tamamen Bucak Aşiret’inin hâkimiyetinde olan Siverek’te mühendislik yaptığını belirterek, “Hüseyin, izlenen inkarcı, asimilasyoncu politikaların yanlış olduğunu, Kürtlerin varlığının ve haklarının kabul edilmesi gerektiğini her fırsatta dile getiriyordu. Bu nedenle devletin ve Bucak Aşireti’nin hedefindeydi. Adının ölüm listesinde olduğu duyumları gelmeye başlayınca evini İstanbul’a taşıdı. Kalan işlerini tamamlamak için bir süreliğine Siverek’e döndü ve amcası Mehmet Taşkaya’nın evinde kalmaya başladı” şeklinde konuştu.
‘Hukuki keyfilik ve cezasızlık devam ediyor’
6 Aralık 1993 tarihinde askerler, polisler ve Bucak aşiretine mensup korucuların otuz araçlık konvoyla, Mehmet Taşkaya’nın evine baskın yaptığını ifade eden Nuran, “Evde bulunan Hüseyin Taşkaya gözaltına alındı. Hüseyin Taşkaya’yı sormak için emniyete, savcılığa, valiliğe koşan ailesine ‘Sedat Bucak’a sorun’ denildi. DYP Milletvekili, aşiret reisi korucubaşı Sedat Bucak da ‘Bizim ekip almış fakat devlete teslim etmiş; Bundan sonra haberimiz yoktur, devlet biliyor’ dedi. Oğlundan haber alma umuduyla Siverek Eminiyet’ine giden Fatime Taşkaya’ya ‘Bize bir daha geri gelmeyin. Diğer oğullarınla birlikte burayı terk edin yoksa onlar da kaybolur’ denildi. Ailenin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı. Hüseyin Taşkaya’dan bir daha haber alınamadı. 21 senedir Hüseyin Taşkaya dosyasında hukuki keyfilik ve cezasızlık devam ediyor” diye konuştu.
(dk-mt/gc)

