Yakınlarının kemiklerini buldular ama…

08:46

 


Şehriban Aslan/JINHA


AMED - Kayıplarının akıbetini öğrenmek için tüm baskılara ve acılara karşı mücadelelerinden hiçbir şekilde geri atmayan kayıp yakınları, sevdiklerinin yaşamından artık umutlu olmadıkları için yıllarca başucuna gidip özlemlerini giderecek bir mezar istedi. Bunun için de kayıplarının kemiklerini isteyen ailelere, kemikleri bulununca dahi mezarları verilmiyor.


Kayıp yakınlarının tüm çağrılarına rağmen AKP hükümeti herhangi bir adım atmazken, özellikle 1990'lı yıllarda bölgede yoğun bir şekilde yaşanan kaybedilmeler, faili meçhul cinayetler hala aydınlatılmadı. Yaşadıkları tüm katliamlara, vahşi uygulamalara ve acılara rağmen, kayıp yakınları başucuna gidebilecekleri bir mezar olması için yakınlarını kemiklerini aradı. Ancak kaybedilenlerin faillerini bulmayan devlet, kemikleri bulanları bile ailelerine vermeyi reddediyor. Yıllarca yakınlarını arayan Bulut ve ve Örhan ailesi de bu acılı dönemleri yaşayan ailelerden. İki ailede 10 yıl sonra yakınlarının kemiklerine 8 kişinin toplu halde gömüldüğü kimsesizler mezarlığında kavuştu. Ekrem Bulut, Ramazan Bulut, Ali Bulut, Mehmet Selim Örhan ve Hasan Örhan'ın ailelerinin, kemiklerin ayrıştırılarak kendilerine teslim edilmesi talebi Savcılık tarafından reddedildi. Kemikler Kulp Kimsesizler Mezarlığı'nda toplu halde gömülmüş şekilde bırakılmış durumda. Aileler kemiklerin ayrıştırılması halinde mezardaki kimliği aydınlanmaya 3 kişiye ait kemiklerin atılacağını ancak buna vicdanlarının el vermeyeceğini söylüyor. Bu yüzden de kendi köylerinde değil kimsesizler mezarlığına giderek 10 yıl sonra kavuştukları yakınlarını mezarlarını ziyaret ediyor. 


Kulp katliamı olarak bilinen ve 8 yurttaşın üzerlerine PKK'lilerin kıyafetlerinin giydirilerek katledilip toplu mezara gömdüğü olayda şunlar yaşanmıştı: 


20 Nisan 1994'te 100 kadar askeri araçla yaklaşık 300-400 kişilik bir birlik Diyarbakır'ın Kulp ilçesine bağlı Çağlayan köyünün Deveboyu mezrası civarında kamp kurdu. Zeyrek Jandarma Komutanı gelen birliğin Bolu Komando Tugayı olduğunu köylülere söyledi. 3 gün Deveboyu civarında kalan birlik daha sonra Bingöl-Muş taraflarında bir operasyona gitti. 6 Mayıs 1994 tarihinde kamp alanına dönen birlik, sabah saat 06.00 civarında Deveboyu mezrasına operasyon düzenledi. Operasyonda köy tamamen yakılıp yıkıldı. Ertesi gün Salih Örhan diğer köylülerle birlikte Kulp Jandarma Komutanlığına giderek olayları aktardı ve ekinlerini biçebilmek için biraz daha süre tanınmasını talep etti. Kulp Jandarma Komutanı Ali Ergülmez köylülere hasat zamanına kadar köyde kalabileceklerini söyledi. Örhanlar, çatışma seslerinin de azaldığı bir dönemde çadırlarını yakılan evlerinin yanına taşıdı ve evlerini onarmaya başladı. 24 Mayıs 1994 tarihinde köyün hemen arkasındaki Ziyaret tepesinden bir grup asker evlerin olduğu yere doğru indi. Tüm erkeklerin kimlikleri askerler tarafından toplandı. Askerler, o sırada 17 yaşında olan Cezayir Örhan'ın da kimliğini istediler. İçlerinden bir tanesi telsizle konuştuktan sonra Mehmet Selim Örhan, Hasan Örhan ve Cezayir Örhan'a kendileriyle gelmelerini söyledi. Bu üç kişiyi yanlarına aldılar ve oradan uzaklaştılar. Aynı gün Mehmet Selim, Hasan ve Cezayir Örhan askerlerle birlikte komşu mezra olan Gümüşsuyu'nda pek çok köylü tarafından görüldü. Gümüşsuyu'nda yarım saat kalan askerler ve Selim, Hasan ve Cezayir Örhan'a köylüler su ve sigara verdi, sonra Zeyrek yönüne doğru yürümeye devam ettiler.


Cenazeler yandığı için tanınmayacak halde bulundu


Gümüşsuyu'ndan Zeyrek'e doğru devam ettikleri haberini alan Salih Örhan ertesi gün Zeyrek Jandarma Komutanlığı'na giderek kardeşleri Selim ve Hasan ile yeğeni Cezayir'in nerede tutulduğunu öğrenmek istedi ancak bir sonuç alamadı. Salih Örhan, yaklaşık bir ay sonra, Lice Cezaevine transfer edilmeden önce Lice Yatılı Okulu'nda Selim, Hasan ve Cezayir Örhan ile birlikte gözaltında tutulan R.A. adlı bir kişiyle görüştü. R.A. birlikte tutuldukları dönemde Cezayir Örhan'la karşılaştığını, Cezayir'in kendisine çok işkence gördüklerini anlattığını söyledi. Cezayir Örhan'ın R.A.'ya söylediğine göre askerler onlara 'işkence bitti, size gerilla elbisesi giydireceğiz, sonra videoya çekeceğiz, ondan sonra da serbest bırakacağız,' demişti. Örhanların askerler tarafından zorla götürülmelerinden yaklaşık bir ay sonra aileye, Kulp-Bağcılar arasında Male Hase Kewre Qop mevkiinde 8 ölü beden bulunduğu haberi geldi. Bunun üzerine söylenen yere giden köyün ileri gelenleri ve Salih Örhan, yanmış olduğu için tanınmayacak halde olan 8 cesedi gördü. Giden köylülerden biri Mehmet Selim Örhan'ın sigara tabakasını tanıdı, ancak bedenlerin tanınmayacak halde olması nedeniyle emin olamadılar ve geri döndüler. Sekiz kişinin cesedi ise Kulp Savcısının "Terörist olduklarına kanaat getirilen 8 kişinin cesedi gömüldü" şeklinde tuttuğu tutanak ile birlikte başkaca bir işlem yapılmadan defnedildi.


Bulut ailesinden haber alınamadı


Aynı dönemde Lice'nin Kabakaya köyü Esenli (Cumare) mezrası yakınlarında 11 Mayıs 1994'te çatışma çıktı. İki gün boyunca süren çatışma sonrası, 13 Mayıs 1994'te, Emekli Tümgeneral Yavuz Ertürk komutasındaki Bolu Dağ Komando Tugayı, Lice Jandarma Komutanlığı ve köy korucuları tarafından Esenli'ye baskın yapıldı. Köylüler bir alana toplandı ve köy ateşe verildi. Pek çok köylünün evlerinin yanı sıra büyük ve küçükbaş hayvanları da yangında telef oldu. Köyün erkekleri meydanda toplanarak yaşlılar bir kenara ayrıldı; gençlerden Mustafa Bulut'un da içlerinde olduğu yedi kişi gözaltına alındı. Operasyondan iki gün sonra 15 Mayıs'ta Sisé köyünden birkaç kişi Esenli mezrasına gelerek gözaltına alınan birkaç kişinin kurşuna dizildiğini, geri kalanlarının Lice'ye götürüldüğünü söyledi. Bunun üzerine Fahri Bulut, Mustafa'nın akıbetini öğrenebilmek amacıyla Lice'ye doğru yola çıktı ancak bir daha kendisinden haber alınamadı.


Köylüler yakılmış 8 cenazeye ulaştı


Ertesi gün Mustafa Bulut dışındaki gözaltına alınanlar serbest bırakıldı. 17 Mayıs'ta ise Sisé köyünde ikamet eden Kamil Menteşe ve Hasan Bayram'ın operasyonda gözaltına alındıkları ve cesetlerinin bulunduğu haberi geldi. Bunun üzerine Fahri'nin kardeşleri Ramazan ve Ekrem Bulut ile amcalarının oğlu Ali Bulut Lice'ye gitti. Kontrol noktasında Salih Bayram, Zeynel Harman ile Ramazan, Ekrem ve Ali Bulut askerler tarafından gözaltına alınarak Lice Jandarma Tugay'ına götürüldüler. Zeynel Harman ve Salih Bayram serbest bırakıldı ancak Bulut'lardan hiçbir haber alınamadı. Lice Karakoluna giderek bilgi almaya çalışan Bulut ailesine yakınlarının gözaltında olmadığı söylendi. Aramaktan vazgeçmeyen aile uzun yıllar boyunca aramalarından sonuç alamadı. Bu sırada aynı yıl içinde Diyarbakır'ın Kulp ilçesine bağlı Bağcılar Düzpelit Mezrası Malahassi mevkisinin Kevrekok kayaları bölgesinde köylüler, üzerinde çok sayıda mermi giriş ve çıkış deliği bulunan, yakılmış 8 cenazeye ulaştı.


Fahri Bulut'a hala ulaşılamadı


Bulunan bedenlerle ilgili Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı 1994/70 hazırlık numaralı dosyaya ait tutanakta "8 erkek cesedinin kafalarında ve vücutlarında çok sayıda kurşun giriş ve çıkış deliğinin, kollarda ve ayaklarda yoğun kırılma ve deformenin olduğu, ölümün ateşli silahlar ve yanmaya bağlı olduğu, yanan cesetlerin yanında bulunan tütün tablasının kurşun deliği ile delindiği, cesetler üzerinde şalvar, gri renkli kazak, ince kemer, yanmış siyah lastik ayakkabılar olduğu, etrafta çok sayıda boş kovan olduğu tespit edildiği" belirtildi. Cenazeler, Kulp Cumhuriyet Savcılığınca yapılan otopsinin ardından bulundukları yerde köylüler tarafından gömüldü. Bulut ailesi de 25 Haziran 2008 tarihinde İHD aracılığıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak bulunan kemiklerle DNA eşleştirmesi yapılması amacıyla kan örneği verdi. 16 Temmuz 2004 tarihinde yapılan DNA testi sonucunda sekiz kişiden beşinin Ekrem Bulut, Ramazan Bulut, Ali Bulut, Mehmet Selim Örhan ve Hasan Örhan olduğu tespit edildi. Bunun üzerine, yıllar sonra yakınlarının kemiklerine ulaşan Bulut ve Örhan aileleri, Kulp Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak yakınlarının kemiklerinin kendilerine teslim edilmesini istedi. Uzun süre cevap alamayan ailelere önce kemiklerin bulunduğu torbanın kaybolduğu bilgisi verildi. İHD Diyarbakır Şubesinin girişimiyle kayıp kemikler daha sonra bulundu ancak bu kez de 8 kişiye ait kemiklerin Kulp ilçesi Merkez Mahalle Mezarlığında aynı torba içerisinde ayırt edilmeksizin gömüldüğü tespit edildi. Ailelerin söz konusu mezarın açılması ve kemiklerin ayrıştırılarak kendilerine teslim edilmesi talebi Savcılık tarafından reddedildi; beşinin kimliği tespit edilen sekiz kişiye ait kemikler Kulp Kimsesizler Mezarlığında toplu halde gömülmüş şekilde bırakıldı. Mustafa Bulut ve Fahri Bulut'un ise bedenlerine hala ulaşılamadı.


'Üzerlerine beton dökülen, asit çukurlarına atılan insanlar gördük'


Fahri Bulut'un eşi Saliha Bayram kemiklerin ayrıştırılması halinde henüz tespit edilmeyen 3 kişiye ait kemiklerin atılacağının kendilerine söylendiğini belirterek, böyle bir karara vicdanlarının el vermediğini söyledi. Saliha Bayram, bu nedenle yakınlarını Kulp Kimsesizler Mezarlığı'na giderek ziyaret edeceklerini belirtti. O dönemde çok büyük acılar yaşadıklarını belirten Saliha, "Neler gördük. Üzerine canlı canlı beton dökülen, asit çukurlarına atılan insanlar gördük. Yapılan vahşetliklerin hepsi Cumhurbaşkanı, Başbakan ve generallerin işiydi. Onların başının altından çıkıyordu. 'Adalet var' diyorlar. Binlerce suçsuz insan katledildi. Hani adaletiniz, kanunuz? IŞİD olsun, Hizbullah olsun kafalarını çalıştırsınlar. Parayla kandırılıyorlar. Para biter ama insanlık bitmez. Demek ki bunların beyinleri bu kadar çalışıyor. Kardeşleri birbirine düşman ediyorlar. Herkes uyansın artık, aklını başına alsın" diyerek çağrıda bulundu.


(şa-rt/gc/mg)