Van'da bir Karadeniz motifi: Dönerdere Köyü
08:36
Bacı Anuk / JINHA
WAN - Trabzon'da yaşanan heyelan nedeniyle 50 yıl önce Van'ın Özalp ilçesine bağlı Dönerdere köyüne iskan edilen Laz aileler, devlet tarafından verilen sözler yerine getirilmeyince, köye kalıcı olarak yerleşti. Şimdi Trabzon'a sadece kısa süreli ziyaretler için giden Laz aileler, 50 yıldır Kürtlerle bir arada yaşıyor.
Van'ın Özalp ilçesine bağlı Dönerdere köyü, 50 yıl önce Karadeniz'de yaşayan halklardan olan Lazlara, 20 yılda geri ödemeli olarak arazi verilmesiyle İskan'a açıldı. Trabzon'un Uzungöl ve Yeşilalan köylerinde 1965 yılında yaşanan heyelan sonucu devletin "geçici" olarak getirerek Van'a yerleştirdiği Lazlar, yağışlı, ılıman iklimin hüküm sürdüğü bölgeden sert bir iklime sahip olan Van'da buldular kendilerini. Dönerdere köyü, dilleri ve kültürleri asimilasyona tabi tutulan Kürt ve Laz halkının buluştuğu nokta oldu. Karadeniz'de ormanlık arazilerin içinde yaşayan Lazlar, burada alıştıkları hayata özlemlerini, evlerinin önüne ağaçlar dikerek, yerleştikleri köyü yeşil bir alana çevirerek gidermeye çalışıyor. Aynı zamanda coğrafik olarak çok uzak olmasa da bölgenin dili ve kültürüne yabancı olan Lazlar, yeni yaşam alanlarında Kürtçe de öğrendi. Kendi dillerini de unutmayan Dönerdere köylüleri hem Lazca, hem Kürtçe konuşabiliyor. "Halkların kardeşliği" için "Kürt inadı" ile "Laz dik başlılığı" bir kenara atılmış bir köy Dönerdere köyü. Köyde yaşayan Laz kadınlar, burada 50 yıllık yaşamlarını nasıl sürdürdüklerini anlattı.
'Geçici geldik ama 50 yıldır buradayız'
Trabzon Uzungöl'den gelen Dönerdere köyünün 50 yıllık sakinlerinden Fatma Özbek, geldiklerinden beri komşu köylerde yaşayan Kürtlerle iyi geçindiklerini ve bir sorun yaşamadıklarını ifade etti. Fatma, geçici olarak gelmelerine rağmen 50 yıldır yaşamlarını Dönedere köyünde geçirdiklerini aktardı. Karadenizli kadınların hemen hemen her işte çalıştıklarını söyleyen Fatma, "Evim dışında mandırada çalışıyorum, bununla birlikte tarımla ve hayvancılıkla uğraşıyoruz. Buğdaydan, süt ürünlerinden geçimimizi sağlıyoruz" dedi.
'Türkçe konuştuğumuz için çocuklarımız dilimizi öğrenemedi'
Dönerdere'de kendi kültürlerini yaşattıklarını söyleyen Fatma, yemeklerinden giyimlerine, kültürlerinden birşey kaybetmediklerini dile getirdi. Çocuklarının Lazca konuşamadıklarını paylaşan Fatma, "Biz çocuklarımızla Lazcadan çok, Türkçe konuşuyoruz ve bu nedenle çocuklarımız Lazca pek konuşmuyor. Bu köy de yabancı olmadığından dolayı kendi dilimizi konuşabiliyoruz. Ben de bu köyde doğdum, büyüdüm. Hiç Lazların arasında kalmadım, ama yine de dilimizden değişiklik olmadı" şeklinde konuştu.
'Burada doğup büyüdük artık Vanlıyız'
Köyün sakinlerinden biri de Van'da doğup büyüyen Esma Zengin… "Emek köyünden gelin geldim, ben de Trabzonluyum" diyen Esma, "Artık Vanlıyız diyebiliriz" diye konuştu. Kürt halkı ile kardeşçe bir yaşam içinde olduklarını vurgulayan Esma, "Komşu köylerle ilişkilerimiz iyi. Burada yaşam, kışları zor oluyor. Yazın yoğun çalıştığımız için rahat diyebilirim" dedi. Geçimlerini tarım ve hayvancılığın yanı sıra eşlerinin şehir dışında çalışmaya gitmesiyle sağladıklarını sözlerine ekleyen Esma, konuşmasında, "Bizim köyde hepimiz aynı yerden gelmişiz ve şivemiz değişmedi. Biz annelerimizin bize öğrettiği gibi yemeklerimizi yapıyoruz, bahçelerimizi ekiyoruz ve bu şekilde kültürümüzü yaşıyoruz. Biz Karadenizli kadınlar, çalışmayı seviyoruz" ifadelerine yer verdi.
'Kürtlerle yaşamayı öğrendik ve bir şikâyetimiz de yok'
Karadenizli kadınlardan Cemile Bektaş ise, 1965 yılından beri Van'da yaşadıklarını söyledi. Cemile, "Burada doğduk ve Kürt halkı ile birlikte yaşadık. Birlikte yaşamayı öğrendik" derken, konuşmasında Karadenizli kadınların yaşamlarına da işaret etti. Karadenizli kadınların da yaşamın bütün yükünü omuzlarında taşıdıklarını söyleyen Cemile, "Yaşamımız pek parlak değil. Biz Karadenizli kadınlar çilekeşiz, duymuşsunuzdur. Çok çalışıyoruz, imkânlarımız kısıtlı, çocuklarımız için burada bir gelecek yok. Bu nedenle çocuklarımızı okumaya yönelttik, gitsinler okuyup hayatlarını kurtarsınlar diye. İşte böyle bir yaşam sürdürüyoruz" şeklinde konuştu.
'Trabzon'u özlüyorum'
Cemile, "Burası köy olduğu için fazla bir sıkıntımız yok. Ahırda hayvanımız var, sütümüz, yoğurdumuz, yağımız her şeyimiz doğal. Her şeyi kendimiz yaptığımız için çok fazla sıkıntımız yok, dışarıdan da fazla alışverişimiz yok. Bu yüzden çok olmasa da idare ediyoruz. Tarlalarımızda buğday, arpa, mısır, fasulye, soğan ve birçok şeyi ekip biçiyoruz, hayvancılıkta da ürünlerimizi üretiyoruz. Seralarımız var; salatalık, domates, biber ekiyoruz" diye ekledi. Cemile, Trabzon'u ilk defa 18 yaşında gittiğinde gördüğünü belirterek, "Van'da doğup büyümüş olsam da Trabzon'u özlüyorum" dedi.
'Farklı iki kuşağı bir araya getirmek istediler'
Dönerdere köyüne göç eden Karadenizli kadınlardan Emine Eroğlu ise, Van'da en çok zorlandıkları durumun, sert kış koşulları olduğunu kaydetti. Emine, "Aslında kış ayları daha iyi geçiyor, çünkü hep beraber oturuyor ve sohbet ediyoruz. Kültürümüzü annelerimizden ne gördüysek yaşıyor, yaşatıyoruz" sözlerine yer verirken, "Biz artık yöresel kıyafet giymiyoruz. Folklor ekiplerimiz var, düğünlerimizde çalgılarımızla yöresel oyunları oynarız. Çocuklarımız okuyorlar ve kendi kıyafetlerini kendileri seçiyorlar. Biz de dilimizi konuşuyoruz, yemeklerimizi yapıyoruz. Bu şekilde kültürümüz devam etmekte. Mesela ben kışları Van'da yaşıyorum ve konuştuğum nereli olduğum anlaşılıyor" dedi.
(ba/gk/gc/mg)

