Reyhan Yalçındağ: Çok vahim bir tablo ile karşı karşıyayız
08:38
Beritan Canözer/JINHA
AMED - Türkiye ve bölgede 2014 yılının kanlı, gözü yaşlı, yoksuzluklar, katliamlar ve sömürgeler ile bittiğini söyleyen Avukat Reyhan Yalçındağ Baydemir, 2014 yılı insan hakları panoramasına bakıldığında çok vahim bir tablo ile karşı karşıya olduklarını belirtti.
Savaşlar, kadın katliamları, taciz, tecavüz, çocuk istismarı, insanların topraklarını terk etmek zorunda kalmaları, insanlık düşmanı DAİŞ çetelerinin saldırıları, asker ve polis tarafından onlarca yurttaşın katledilmesi, protesto haklarını kullanan yurttaşlara yönelik saldırılar, 6-7 Ekim olayları ve iş cinayetleri ile 2014 yılı insan hakkı ihlallerinin had safhada yaşandığı bir yıl oldu. Bu bağlamda 2014 yılı süresinde yaşanan hak ihlallerini değerlendiren Avukat Reyhan Yalçındağ Baydemir, 2013 yılının sonlarında 2014 yılı için yaptıkları temennilerin gerçekleşmediğini ve 2014 yılının kanlı, gözü yaşlı, kırgın, bitirildiğini söyledi.
'Kadın katillerine ceza verilmiyor'
Türkiye'de sadece Ekim ayı içerisinde 29 kadının katledildiğini vurgulayan Reyhan, bazı ülkelerde bir ay içerisinde yitirilen insan sayısının, Türkiye'de katledilen kadın sayısı ile aynı olduğuna dikkat çekti. Bu kadınların korunma kararına, savcılığa erişmiş bir şikayetlerinin olmasına rağmen katledildiklerini vurgulayan Reyhan, korunmaları yönünde de hiçbir çaba olmadığını belirtti. Bunların yanı sıra katillere caydırıcı cezalar verilmediğini hatırlatan Reyhan, "Geçtiğimiz 10 aya baktığımızda cins kırımına varan kadın katliamları, korumakta birinci dereceden sorumlu olduğumuz çocuklarımıza yönelik tecavüzlerin şiddetle artmış olduğunu net bir şekilde görüyoruz. On yıllardır bunu ifade ediyoruz; çocuk istismarında, kadına yönelik cinayetlerde, kadın tecavüzlerinde caydırıcı cezalar verilirse ciddi anlamda bir azalma olacaktır. Çocuk tecavüzcüleri ve kadın katillerine versinler ağırlaştırılmış müebbet cezasını bakın bakalım azalma oluyor mu olmuyor mu" diye konuştu.
'Faili devlet ise her şekilde korunuyor'
Gezi olayları ve Lice'de karakol yapımları protestolarında katledilen gençlere de dikkat çeken Reyhan, protesto gösterilerinde katledilen gençlerin dosyalarının yüz yıllardır Türkiye'de değişen hiçbir şeyin olmadığını gösterdiğini vurguladı. Reyhan, yaşananlar nedeniyle insanlardaki adalet duygusunun da incindiğini belirterek, "O insanlar devlet rejimine uymayan görüşler taşıyabilir, bunu ortaya koymak için protestolar da düzenleyebilir, karakol önünde yürüyüş de gerçekleştirebilir. Bunun insan hakları hukukundaki ya da evrensel literatürdeki karşılığı öldürmek değildir. Polis öldürmüşse, asker öldürmüşse, korucu öldürmüşse yani faili devlet ise her şekilde korunmuştur ve korunuyor. Bunlara yönelik davalar ya hiç açılmaz, açılınca da beraatla sonuçlanır ve zaman aşımına uğrar" dedi.
'Sınırda bekleyenlere müdahale edildi'
Türkiye devletinin sınırdaş olduğu için Kobanê'de ölen insanlardan da sorumlu olduğunun da altını çizen Reyhan, "İnsani ve meşru savunmaya dönük araçların sağlanmasına dair koridorlar açılmadı. AKP devleti DAİŞ'in bir terör örgütü olduğuna dair bir resmi açıklama yapmadı. Sınırda bekleyen insanlara gaz sıkıldı, yerlerde sürüldü, insanlık onuru ayaklar altına alındı. Ortadoğu'daki Kürt, Êzidî, Ermeni, Alevi halklarına yönelik soykırımlar, saldırılar, katliamlar gerçekleşti" sözlerini ifade etti.
'Şengal'de travma yaşandı'
Reyhan, Şengal dağlarında savaştan kaçarken susuzluktan ölen onlarca çocuğun olduğunu, savaş sonrası travmanın on yıllarca unutulamayacağını söyleyerek, "Tüm bunlara bir de kadın tecavüzlerini, köle pazarlarında satılmalarını eklediğimiz zaman bu travmanın etkisi on kat artıyor. Tüm bu olanlardan sonra bu halk sokağa da çıkar, protestolar da yapar, yürüyüşler de gerçekleştirir" ifadelerini kullandı.
'Aynı filmi seyredip duruyoruz'
6-7 Ekim Kobanê eylemlerinde 34 gencin polis kurşunuyla katledilmesinin konuşulmadığını belirten Reyhan, "Neden bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı olaylar esnasında Diyarbakır'da ölen sadece bir gencin ismini zikredip duruyor? Niçin öldürülen diğer 34 genç için üzüntü duymaz bu ülkeyi yönetenler? 'Kadın da olsa çocuk da olsa gereken yapılacaktır' denilmesinin üzerinden 8 yıl geçti ve biz aynı filmi seyredip duruyoruz" dedi.
'Polise sınırsız öldürme yetkisi verildi'
İç güvenlik yasa tasarısını da değerlendiren Reyhan, polisin insan öldürmesinin suç olmaktan çıkarıldığı günler yaşandığına dikkat çekti. AKP hükümetine polise sınırsız insan öldürebilme yetkisinin nasıl verildiğini soran Reyhan, "Burası Çin, Pakistan ya da 12 Eylül Türkiye'si değil. Sen bu kararı almadan önce senin polisin zaten 34 insanı direkt öldürdü. Sen buna ilişkin tek bir soruşturma yürütmedin, yürütmeyeceksin de. Gaziantep'te senin yönlendirmelerin, azmettirmelerinle 15-16 yaşlarındaki gençler linç edilerek öldürüldü. Bunların yanı sıra HDP il binasında bir yönetici boğazından kesilerek öldürülmek istendi. Boğaz kesmek bir IŞİD yöntemi değil midir? Bunların önünü açan bu devlettir" dedi. 2014 yılı insan hakları panoramasına bakıldığında gerçekten çok vahim bir tabloyla karşı karşıya olduklarını söyleyen Reyhan, kendinden olmayanı, kendi gibi düşünmeyeni düşman görme zihniyetinin hala devam ettiğini vurguladı.
'Aileler mağdur ediliyor çocuklar babasız kalıyor'
Hala Roboski katliamının ve Soma katliamının aydınlatılmadığına vurgu yapan Reyhan, "Onlarca işçi asansör kazalarında yaşamını yitirdi, bu ülkede bir gün yok ki bir işçi iş kazasında yaşamını yitirmemiş olsun. Üç yüz insanın bir iş kazasında bir anda yaşamını yitirdiği başka bir ülke var mıdır? Hemen bu olaylardan sonra TV programlarına birkaç uzman çıkarılıyor ve bu uzmanlar 'bu önlemler alınabilir ya da şunlar yapılabilirdi' diyor. Birkaç teknisyen veya mühendis işten çıkartılıyor ve olay bitiriliyor çünkü bunlar AKP'nin hayırsever işadamları, bunların dokunulmazlığı var. İnsan hayatının devlet tarafından bu kadar ucuz göründüğü dönemler yaşıyoruz. Aileler mağdur ediliyor, çocuklar babasız kalıyor ve bu kimsenin umurunda olmuyor" diye konuştu.
'Ülke bir polis devletine dönüştürülüyor'
Reyhan, AKP'nin sadece "kendine demokrat", "kendine dokunmaz" bir parti olduğunu söyleyerek, insan hakları ihlalleri yaşanırken, AKP'nin 2002 yılından beri kendini hep mağdur konumuna getirdiğine dikkat çekti. Reyhan, 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarının takipsizlik ile sonuçlanmasının ardından iç güvenlik yasa tasarısının Meclis'e gelmesini eski günlere geri dönüldüğünün göstergesi olarak değerlendirdi. Polise savcı ve hakim izni olmadan 24 saatlik gözaltına alma yetkisi verilmesini eleştiren Reyhan, ülkenin bir polis devletine dönüştürüldüğünü vurguladı. Reyhan, "Öyleyse AKP hükümetine sormazlar mı 'hangi demokratlıktan bahsedebiliyorsunuz?' diye. Bugün 40 yılımıza ve binlerce canımıza mal olmuş bir savaş sürecinden sonra bir de Kürt tarafının barış için attığı adımlar, Kürt tarafının ısrarları, Kürt tarafının istenci, iradesi ve kararlığı nedeniyle yürüyen bir barış süreci var" dedi. Reyhan son olarak, 2014 yılının kanlı, gözü yaşlı, yolsuzluklar, katliamlar, sömürgeler ile bittiğini söyledi.
(bc/gc/mg)

