'Okullarda toplumsal cinsiyet dersleri verilmeli'
08:38
Berîtan Elyakut/JINHA
AMED - 19. Milli Eğitim Şurası'nda okullarda toplumsal cinsiyet derslerinin verilmesi yönündeki önerilerinin reddedilmesini değerlendiren Eğitim Sen Diyarbakır Şubesi Eş Başkanı Dilek Adsan, cinsiyetçi bakış açısını körükleyenin eğitim alanları olduğunu belirterek, bu durumun aşılması için okullarda toplumsal cinsiyet dersinin verilmesi gerektiğini belirtti.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından Antalya'da 3-6 Aralık tarihlerinde düzenlenen 19. Milli Eğitim Şurası'nda Osmanlıca'nın zorunlu ders olarak liselerin öğretim programlarında yer alması önerisi oy çokluğuyla kabul edilmesinin ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İstese de istemese de herkes öğrenecek" açıklaması yaptı. Şura'da Eğitim Sen'lilerin sunduğu toplumsal cinsiyet eğitimi dersi ise reddedildi. Şura'da alınan kararlar ve kendi önerilerinin reddedilmesini değerlendiren Eğitim Sen Diyarbakır Şubesi Eş Başkanı Dilek Adsan, "Biz Eğitim Sen olarak laik, demokratik anadilde eğitim hakkıyla ilgili önergelerimizi sunduk. Toplumsal cinsiyetçi yaklaşımın aşılması ve çocukların bu yaklaşımı aşması için bunu talep ettik" dedi. Cinsiyetçi bakış açısını körükleyenin eğitim alanları olduğunu vurgulayan Dilek, bu durumun aşılması için okullarda toplumsal cinsiyet dersinin verilmesinin öneminin altını çizdi.
'Okullardaki tek sorun Osmanlıca değil'
Şura'nın hiç gündeminde olmamasına rağmen karma eğitim yerine tekli eğitim sistemine geçilmesi, kız erkek çocuklarının okullarının ayrıştırılması gibi tartışma konularının açıldığına işaret eden Dilek, zaten 4+4+4 sistemiyle birlikte eğitim alanında bir kaosun yaşandığını ifade etti. Okul öncesi eğitimden başlanarak din dersinin zorunlu hale getirilmesinin kabul edilecek bir durum olmadığını belirten Dilek, Osmanlıca dersinin liselerde zorunlu hale getirilmesini de gündemin saptırılması olarak değerlendirdi. Eğitim alanında bir kaos yaşanırken ve çok fazla sorun yaşanırken tek sorunun Osmanlıca derslerinin eksikliğiymiş gibi yansıtıldığını belirten Dilek, bunun çarpıtmadan başka bir şey olmadığını belirtti.
'Aydınlık bir çağ değil karanlık bir çağ bizi bekliyor'
Milyonlarca Kürt'ün ana dilinde eğitim görme talebine gerekli karşılık verilmediğini de vurgulayan Dilek, "Bu anlayış, bilimsel, laik, demokratik ve ana dilde olması gereken eğitim yaklaşımına karşı muhafazakâr, tekçi, çağın gerisinde ve ihtiyaçlarımıza cevap olmayacak bir eğitim sistemini yeni nesle reva görüyor. İktidar, Ortaçağ'ın düşüncelerine uygun düşünceleri de yavaş yavaş listesine alacak gibi görünüyor. Aydınlık bir çağ değil karanlık bir çağ bizi bekliyor artık bunu çok net görebiliyoruz" diye konuştu.
'Toplumun demokratikleşmesini sağlayacak eğitim'
Tüm bunlara karşı mücadele etmeye devam edeceklerinin altını çizen Dilek, Osmanlıca'nın okullarda zorunlu olarak okutulmasını kabul etmeyeceklerini ancak seçmeli olarak listelerde bulundurulmasının bir sorun teşkil etmeyeceğini söyledi. Dilek, "İnsanlar özgür iradeleriyle bu dersi seçmek isterlerse seçebilirler fakat bu dersi kimseye zorla öğretemeyecekler. Bu ülke tek din ve inancın yaşandığı, tek ırkın olduğu bir ülke değil, farklı etnisitelerin yaşadığı bir ülke olduğu için bu farklı kültürler ve inançlar da kendilerini var edecek bir eğitim sistemini benimsemeliler. Bizler, toplumsal cinsiyet bakış açısını aşan, çocuğu eğiten, toplumun demokratikleşmesini sağlayacak bir bakış açısını okullarda yaratacak eğitim sistemini savunacağız" diye kaydetti.
(be/gc/mg)

