'Savaş ve ambargoya rağmen yeni bir yaşam kuruluyor'
08:43
Rakel Asîman/JINHA
QAMIŞLO - Rojava ziyaretine ilişkin gözlemlerini aktaran Almanya Kiril Üniversitesi'nden Prof. Dr. Antonia Davidovic, Rojava'da savaş ve ambargoya rağmen yeni bir yaşam kurulduğuna dikkat çekerken, daha önce hiç savaş görmediğini belirten Amerikalı Janet Biehl ise, Rojava'da toplumsal bilinci güçlendirmek adına büyük bir çaba verildiğinin altını çizdi.
Almanya Frankfurt merkezli kuruluş olan Civaka Azad (Kürtler İçin Kamuoyu Oluşturma Merkezi) girişimiyle Amerika, Almanya ve İngiltere gibi farklı ülkelerden gelen profesör, yazar ve doktora öğrencilerinden oluşan heyet Rojava'yı ziyaret etti. Heyet Rojava'ya dair gözlemlerini ve Kobanê direnişini anlattı. Almanya'da Kiril Üniversitesi'nde Kültür Antropolojisi derslerini veren Prof. Dr. Antonia Davidovic, 10 yıl önce Suriye'nin Telguera kentinde bir araştırma yaptığını belirterek, "Aynı zamanda Kürt bölgelerinde kuzeyde ve güneyde de araştırmalar yaptım. Uzun zamandan beridir Rojava'ya gelmek istiyordum. Rojava'da olan biteni, oluşturulmaya çalışılan alternatif yaşamı yerinde görmek, edinilen deneyimi, anlamak istiyordum. Aynı zamanda buradaki gelişmeye bir katkım olabilir mi? diye geldim" dedi.
'Özgüvenli kadınlar gördüm'
Rojava ziyaretini değerlendiren Antonia, "Beni en çok etkileyen noktalardan biri savaş ve ambargo koşullarına rağmen yeni bir yaşam kuruluyor olması. Bunun için çalışmalar, örgütlenmenler geliştiriliyor. Yeni bir zihniyet geliştirilmeye, yeni bir toplumsal örgütlülük yaratılmaya çalışılıyor. Özellikle kadınların yaşamında alternatif bir değişim için çaba sarfediliyor. Diğer halklar, kimlikler için kapsayıcı olmaya dönük olumlu bir çaba görülüyor. Tabi birçok şey henüz başlangıç aşamasında. Olumluya doğru gideceğine dönük ciddi bir umut besleniyor. Bu çok önemlidir" diye belirtti. Rojava'da umut vaad eden, özgüvenli kadınlar gördüğünü kaydeden Antonia, "Kendini ifade etmesinden tutun yaptığı şeylere kadar özgüveni hissediyorsunuz. Karizmatik duruşları da var. Elde ettikleri haklarını geri vereceklerini sanmıyorum. Bu onların özgüveniyle bağlantılıdır" diye konuştu.
'Verilen mücadeleyi destekliyorum'
PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmasını değerlendiren Antonia, "Cinsler arası eşitlikçi bir toplum, doğadan, canlıdan yana insan merkezli bir toplum modeli hedefleniyor. Verilen mücadeleyi destekliyorum. Fakat birbiriyle bağlantılı, ilintili birçok nokta ve mücadele biçimi var. Doğayı insanın tekeline koymayan, insanı doğaüstü görmeyen bir yaklaşımın önemli olduğunu düşünüyorum. Salt doğayla bağlantılı değil insanın bir başkasına hükmetmediği, iktidarlaşmayı hedeflemeyen bir çabanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bu mücadeleyi doğru bir temelde yürütmenin önemli olacağına inanıyorum. Bunlar birbiri ile bağlantılıdır" diye kaydetti.
'Kobanê'de cesur ve örnek bir direniş veriliyor'
Kobanê direnişine dikkat çeken Antonia, şunları belirtti: "DAİŞ barbarca bir saldırı gerçekleştiriyor. Bu anlamda her türlü ırkçı, şoven politikalar uyguluyor. Buna karşı yürütülen önemli bir mücadele var. Bu herkesin dikkatini çekiyor. Aynı zamanda şu da görülüyor; DAİŞ'in elinde her türlü teknik donanım varken buna karşı direnenler çok kısıtlı olanaklara sahiptir. Burada hem kadın, hem erkeklerin birlikte bir direniş örgütlediğini gördüm. Cesur ve örnek bir direniş veriliyor. Başarıya ulaşacağına inanıyorum. Belli bir uluslararası dayanışma var ama bu yetmez. Daha fazlasını hak ediyor. Buna bende katkı sağlayacağım. Döndükten sonra benim de bu direnişe katkım olacak. Düzenlenecek paneller, konferanslar ve yazılarımla bu direnişi anlatacağım. Bu mücadelenin başarıya ulaşacağına, insanlara özgürlük getireceğine inanıyorum. Bu mücadelede yalnız değilsiniz. Dünya takip ediyor bu mücadeleyi bizde bundan dolayı buradayız."
Janet Biehl: Daha önce hiç savaş görmemiştim
Amerika'nın Bermond kentinden gelen Yazar-Çevirmen Janet Biehl, Rojava'ya dair gözlemlerinizi aktardı. Birçok şeyi ilk Rojava'da gördüğünü belirten Janet, "Daha önce hiç savaş bölgesine gitmemiştim ve daha önce hiç savaş görmemiştim. Örneğin Serêkaniye gittim. Orada tüm duvarlar delik deşik olmuştu. Newroz Kampı'na gittim. Gittiğim yerlerde savaşın etkilerini gördüm. Amerika'da halk toplantılarına ve kadın toplantılarına gittim. Çünkü orada da buradaki gibi halk toplantıları yapılıyor. Fakat hiçbir zaman böyle büyük bir çaba ile popüler bir demokrasi, kanton olan bir organizasyon görmedim. Burada yapılanlar umut veriyor" sözlerini ifade etti.
'Toplumsal bilinci güçlendirmek için büyük bir çaba var'
Rojava'da yaşanan toplumsal değişime dair gözlemlerini de aktaran Janet, "Benim ilk gelişim. Bir değişimden bahsetmek için düne dair yapılanları bilmem gerekiyor. Dün bu ülkedeki yaşama dair bilgim, gözlemim yok. Bugün gördüklerimden bahsedebilirim. Şunu söyleyebilirim ki, toplumsal bilinci güçlendirmek için büyük bir çaba var. Sistemin iskeleti yerine oturmuş. Umuyor ve inanıyorum önümüzdeki dönem daha da yerine oturacaktır. Bir kıyaslama yapamıyorum daha öncesine dair bir gözlemim yok. Ama aşırı derecede toplumsal bilinci değiştirme ve eşitliği yakalamak için çaba harcanıyor. Aynı zamanda deneyim biriktirildiğini de görüyorum" ifadelerine yer verdi.
'Öcalan büyük bir insan'
Rojava'da oturtulmaya, geliştirilmeye çalışılan toplumsal projeye dair düşüncelerini dile getiren Janet, son olarak şunları belirtti: "Biz Amerika'da eşitlikten bahsederiz. Gerçeğe bakarsan zengin ve yoksul arasında büyük bir uçurum var. Demokrasi ile yönetildiği söylenir. Gerçekte zengin şirketlerin yönetimi Oligarşik yönetimi vardır. Aynı zamanda kadın erkek eşitliğinden bahsediyoruz. Buda koca bir yalandır. Böyle bir komünal özgürlük, kadın erkek eşitliği Amerika'da yok. Hiç kimsenin özelde kadınların seçme özgürlüğü esasta yok. Böyle bir komünal yaşam, örgütlenme yok. Biz batıdan gelenler, batı gözüyle bakanlar için her tarafta Öcalan'ın resmini görmek biraz tuhaf oluyor. Batıda bir sürü deneyimler oldu. Özellikle 20. yüzyılda diktatörler vardı. O yüzden bu fotoğrafları görünce 'Öcalan'ı bir Tanrı gibi mi görüyorlar, bir Tanrı olarak mı tapıyorlar?' diye soruluyor. Burada şunu anladım ne mutlu ki size, sizin böyle bir lideriniz var. Sizi kontrol etmek istemeyen, tersine size iradenizi vermek isteyen, size haklarınızı kazandırmak isteyen, sizi güçlendirmeye çalışan, öğreten bir lideriniz olması ne mutlu size. Bence Öcalan büyük bir insan."
(ra/mg)

