'Medya tecavüzcünün ve tacizcinin ekmeğine yağ sürüyor'
10:08
Bacı Anuk/ JINHA
WAN - Kadına yönelik şiddeti görsel ve sözel olarak kullandığı dille meşrulaştıran medya, eleştirilerin odağında. Medyada yer alan kadın profiline işaret eden Rojîn Yaşam Merkezi Sosyologu Evin Özgür, medyanın kadına yönelik şiddeti adeta meşrulaştırdığını kaydederken, "Tecavüz ve taciz kültürünün ekmeğine yağ süren ve özellikle kapitalist modernitenin en büyük maşası olan medya ve basın, söz konusu kadın olunca meşrulaştırma konusunda kapitalizmden eksik kalır yanı olmayacak şekilde tutum sergiliyor" dedi.
Dünyada dördüncü güç olarak bilinen medya, direniş örnekleriyle halklara güç olacağı gibi, her türlü şiddeti, işgalciliği, katliamı, tecavüzü meşru da kılabilme gücünü elinde bulundurarak aslında birinci güç olarak karşımıza çıkıyor. Evrensel bir mesele olan "kadın sorunlarının", şiddetin artarak bugüne ulaşmasında medyanın da rolünü görmek gerekir. Türkiye'de de erkek zihniyetinin kadın ve toplum üzerinde uyguladığı baskı araçlarından birisidir medya. Medya bu konuda kadına yönelik şiddet, katliam ve kapitalist yaşama özendirme, kadınlar üzerinden oluşturulmak istenen alışveriş çılgınlığı, kadın bedeninin sömürüsü, cinsel obje ve meta olarak kullanılması gibi birçok işlevi de üstleniyor. Medya bir taraftan "kadını düşürmek" üzerinden varlığını sürdürürken, bu amaca inat direnen kadınlar da yeni medya dilini yaratmanın mücadelesini veriyor. Van Büyükşehir Belediyesi Rojîn Yaşam Merkezi'nden Sosyolog Evin Özgür, medyada işlenen kadın rollerini ve kadının sokulmak istendiği kalıpları değerlendirerek, eleştirilerini dile getirdi.
'Kadın bakış açısının yoldaşlığı neredeyse yok edilecek'
Evin Özgür, medyanın kadını işleme yöntemlerini eleştirdi. Eril zihniyetin medya aracılığıyla kadın üzerinden kendisini yaydığını ifade eden Evin, "Tecavüz ve taciz kültürünün ekmeğine yağ süren ve özellikle kapitalist modernitenin en büyük maşası olan medya ve basın, söz konusu kadın olunca meşrulaştırma konusunda kapitalizmden eksik kalır yanı olmayacak şekilde tutum sergiliyor" dedi. Ataerkil zihniyetin kadın kırımı gerçekleştirmek istediğini belirten Evin, "Kadın bakış açısının yoldaşlığı neredeyse yok edilecek söylemlere alet olmaya devam etmektedir. Kamuoyuna sunduğu şiddet haberlerinin gerçeği yansıtmayan ve hatta neredeyse meşru gördüğü söylemlerle kadın kırımına katkıda bulunmakta ve daha da derinleştirmektedir" sözlerine yer verdi.
'Kadın mücadelesi pembe nutuk olarak yorumlanıyor'
Medyada kadın haberlerinin işlenmesi konusunda ilk olarak Takvim gazetesinin 29 Haziran 2013 tarihli bir kadına yönelik şiddet haberini "Nakavt" başlığıyla vermesini örnek gösteren Evin, "Sanki kadın bir savaştaymış gibi, bir mücadele içindeymiş gibi ve toplumda yenilmesi gerek bir cinsmiş gibi görülerek, 'Nakavt' şeklinde yansıtılması toplumun bakış açısının yanlış yöne çekilmesine neden oluyor" dedi. Bir başka haberde ise, kadına yönelik şiddetle mücadele edenlere ilişkin "Kadına yönelik şiddet, kürsülerden atılan pembe nutuklara rağmen hala sürüyor" sözlerinin yer aldığına dikkat çeken Evin, "pembe nutuk" söylemleriyle aslında cins bilincinin açığa çıkmasının engellenmek istendiği kaydetti. Evin, "Bir kadın pembe ile anılıyor, erkekler ise mavi. O zaman 'Siyasetçiler mavi nutukları atıyor' mu demek lazım?" şeklinde konuştu.
'Neyse ki kadın ölmemiş' başlığı kullanılıyor'
Geçtiğimiz günlerde bir kadına yönelik toplu tecavüz olayından sonra haberlerde "Neyse ki kadın ölmemiş" söylemlerinin yer aldığına da dikkat çeken Evin, kadını olay yerine götürmek istiyorlar olay yerinde kadın nasıl tecavüz edildiğini anlatıyor. Hatta erkeklere anlatıyor olması yetmezmiş gibi, bir de basın bunu çok güzel bir olaymış gibi topluma yansıtacak. 'Toplum bunu bir daha yapmayacak' şeklinde değil de, 'Biz haber yaptık' tarzında yazmaya devam ediyor" vurgusunu yaptı.
Lise öğrencilerinden 'Kadına Şiddetin Derin 100'ü' sergisi
Rize'nin Çayeli ilçesinde bir grup lise öğrencisi tarafından 2012 yılında yapılan "Kadına Şiddetin Derin 100'ü" adlı sergiye değinen Evin, "Bu projede öğrenciler kendi fotoğraflarını çekerek topluma yaydı. Hem küçük yaşta evlilik, hem kadına karşı şiddeti bir şekilde açığa çıkarmaya çalışıyorlar. Bunu tamamen kendi imkânlarıyla ve küçük yaşta yaparak o bilinci açığa çıkarmayı amaçlıyorlar" dedi. Diğer taraftan da ünlü kadınların da benzer bir proje geliştirdiklerini sözlerinde yer veren Evin, "Ama şiddete uğrayan o kadınlarınki, silince geçen bir makyaj değil. İşte ünlüler onu yansıtmaya çalışmışlar. Ama sen bu kadınlar için ne yapıyorsun? Proje kaç tane kadını güçlendirdi? Bunun ardılına bakmıyoruz. Sadece diyorsunuz ki, 'Ben biraz daha ünlü olayım, bu projede yer alayım.' Bunu kadın kendisi de bilinçli yapmıyor" diye konuştu.
'Projeyi de böyle yansıtmaya çalışıyorlar'
Bazı televizyon programlarında çeşitli konseptlerde kıyafetlerin giyilmesiyle düzenlenen yarışmalara da işaret eden Evin, şu ifadelere yer verdi:
"Bu yarışmada yer alan jüri üyesi bir kadının basın açıklamasından bahsetmek istiyorum. Diyor ki, 'Kadına şiddet toplumsal ve bireysel şefkatle çözüme ulaşabilecek bir sorun değil. O toplumu oluşturan dinamiklerin ataerkil ve bağnaz düşünce yapısından çıkarılarak özgürleşmesiyle son bulabilecek bir insanlık ayıbıdır. Bunu proje dâhilinde diliyle getirebiliyor ve bağnaz düşünce yapısının var olduğunu ve gerçekliğini ilan ediyor. Kendisi de bunu teşhir ediyor ama kadınlar o kıyafetleri giyip, bu kadının karşısına çıktığı zaman, 'Bu olmamış, şu şöyle olmuş' şeklinde birbirlerini incitecek derecede eleştiriyorlar. Tabir yerindeyse yerin dibine sokarak bazı şeyleri yapıyorlar. Bu düşünceyi bu projeyle de böyle yansıtmaya çalışıyorlar. Bağnaz bir düşünce var. Yani 'Ben bunu meşrulaştırıyorum, ama içselleştirmiyorum' şeklinde."
Kadının medya üzerinden ezilmeye çalışıldığını ifade eden Evin, bir kadının sadece dış görünüşüyle var olabileceği düşüncesinin yansıtılarak, kadının iç dünyasının, duygusallığının ve yapabileceklerinin görmezden gelindiğini vurguladı.
'Tecavüzcüye karşı gelirseniz sonunuz böyle olur' mesajı
Evin, yine bir program sunucusu kadının, iki kadını katleden bir erkeği konuk ettiğini hatırlatarak, "İki eşini katleden bir erkeği canlı yayına çıkarıyor ve orada erkeğin kadınlara yaptıklarını anlatıyor. Bu da kendi hislerinde ne kadar çeliştiklerinin, sadece gündemleşmek istediklerinin göstergesidir bizim gözümüzde. O kadın o kadar çok operasyona maruz kalmış ki mimiklerini, duygularını hiçbir şekilde yansıtamıyor" dedi. Sözlerinde İran'da kendisine tecavüz etmeye çalışan adamı öldürdüğü gerekçesiyle idam edilen Reyhaneh Jabbari'ye ilişkin haberlere değinen Evin, basının bu olayı "Tecavüzcüsünü öldüren kadın idam edildi" tarzında yansıtması ve şeriatın uygulamalarını hiçbirini yansıtılmamasını eleştirdi. Evin, "Kadının bulunduğu durumun yansıtılmaması, bir tecavüzcünün bir yaptırıma maruz kalmasını göstermeyip, 'Bakın tecavüzcüye karşı gelirseniz, sizin de sonunuz böyle olur' şeklinde yansıtılması üzücü bir durum" şeklinde konuştu.
'Kadının mücadelesinin yüceldiğine inanıyorum'
"Kadının kölelik tarihi yazılmadı, özgürlük tarihi ise yazılmayı bekliyor. Kadın özgürlük tarihi yazılmaya başlandı ve bunun Kobanê'de, Şengal'de ve Suruç'ta kadın mücadelesinin yücelmesi ile bir şekilde başladığına inanıyorum" sözlerine yer veren Evin, dünya kamuoyunda yankı bulan bir kadın mücadelesinin, özgürlük tarihinin yazılmasının başlangıcı olduğunun altını çizdi. Şu an bir tarihe tanıklık edildiğine dikkat çeken Evin, "Ne koşulda, hangi şartlarla olursa olsun, kadınlar bu şekilde güçlendirilmeliler ve güçlendirmek adına ne gerekiyorsa yapmamız gerektiğini, mücadele vermemiz gerektiğini düşünüyorum" sözlerine yer verdi.
Kader destansı direnişin bir kilometre taşı olmuştur'
Kader Ortakaya'nın yazmış olduğu mektuba değinen Evin, "Kader'in mektubunun ardından hiç kuşkusuz kadın kurtuluş hareketinin bayrağı sarsılmaz iradesiyle taşıyarak Arîn Mîrxan'ın, Zilan'ların, Sakine'lerin, Beritan'ların ve tüm diğer kadınların direnişçilerin yarattığı destansı direnişin bir kilometre taşı olmuştur. İnsanlık tarihindeki kadının özgürleşen mücadelesinin önemli bir halkası olarak dünyayı kavrama biçimi, doğrudan kadının verdiği ideolojik mücadelenin kalbine dâhil olmuştur. Kader bu net tutumuyla hakların ortak vicdanı olmuş bambaşka bir tarihsel, toplumsal hakikati açığa çıkarmıştır" açıklamalarında bulundu.
Evin son olarak, "Kazandırılan, özgürleşen, özgürleşmesine destek verilen her kadın; özgürleşen erkek, kazanılan özgürlük, özgür dünyada özgür insanlık demektir" ifadelerine yer verdi.
(ba/gk/mg)

