Hayvansever kadına Elazığ'da ırkçı saldırı!
08:38
Perihan Kaya/JINHA
AMED - Diyarbakır Doğa ve Hayvan Dostları Derneği Başkanı Sema Saylan, 25 köpek ile 7 kediyi aşılatmak üzere götürdüğü Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanlığı Hayvan Hastanesi'ndeki görevliler tarafından ırkçı saldırılara maruz kaldı. Hakaretler ve saldırıların yanı sıra 25 köpeğinin de öldürüldüğüne dikkat çeken Sema, öldürülen 25 köpeğinin hesabını soracağını belirtti.
Diyarbakır Doğa ve Hayvan Dostları Derneği Başkanı Sema Saylan, yaklaşık 15 gün önce 25 köpek ile kendi şahsına ait olan 7 kediyi aşılatmak üzere Elazığ'da bulunan Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanlığı Hayvan Hastanesi'ne götürdü. Sema burada hastane görevlileri tarafından ırkçı saldırılara ve hakaretlere maruz kaldı. Hakaretlere maruz kalan Sema, daha sonra 155'i arayarak polise şikayette bulundu. Sonrasında tekrar hararetlere ve saldırılara maruz kalan Sema, ne polisi, ne de savcıyı hayvanları aşı için getirdiğine bir türlü inandıramadı. Başından geçenleri ajansımıza anlatan Sema, "Hayvanları Antalya'ya götürmeden önce aşılarını yaptırmak istiyordum. Bunun için Diyarbakır Valiliği ve ona bağlı derneklerden destek alarak Elazığ hayvan hastanesine gittim. Orada iki tane asistan doktor köpeklere 'kontil' parazit şurubu verdi. Ben ertesi gün hastaneye tekrar gittim. Ve Köpekler başka bir yere naklediliyordu. Köpeklere sürekli 'Diyarbakır'ın itleri' deyip vuruyorlardı. Ben de bunun üzerine 155'i arayarak polise şikayette bulundum" dedi.
'Bu vatanı terk edeceksiniz' tehdidi
İfade işlemlerinin ardından tekrardan misafirhaneye döndüğünü belirten Sema, "Sabah saat 09.00 sıralarında erkenden kalktım. Köpeklerin olduğu yer kilitliydi ve bende kedilerin olduğu alana girdim. Yemeklerini ve sularını verdim. İçeri giren teknisyen beni tartaklayarak, 'Sizin burada ne işiniz var' diyerek beni dışarı attı" diye belirtti. Dışarı çıktığında kendisine yaklaşık 40-50 insanın hakaret ettiğini belirten Sema, "Bana 'Bu vatanı terk edeceksiniz' diyorlardı. Bunlar özel güvenlik görevleriydi, ben görsem tanırım. Bir diğeri ise 'Diyarbakır'ın teröristi' diyordu" şeklinde konuştu.
Hastanenin başhekim yardımcısından hakaret
Daha sonra hastanedeki polislerin çağrıldığını dile getiren Sema, "Polisler çok keyfiyetçi davranıyorlardı. Onların ifadelerini aldılar sonra beni geç saatlerde bıraktılar. Daha sonra Elazığ Vali Yardımcısı Üzeyir Yılmaz ile görüştüm. Kendisinden araç istedim. Ya Diyarbakır'a, ya da Antalya'ya araç verin ben hayvanları buradan götürmek istiyorum dedim. Ben bu görüşmeyi yaptığım sırada içeri giren Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanlığı Hayvan Hastanesi'ndeki başhekim yardımcısı olan kişi bana 'sen kim oluyorsun da vatana bayrağa küfrediyorsun' diyerek hakaretlerde bulundu" diye belirtti.
'Köpekleriniz öldü kedilerinizi de ormana bırakacağız'
Yaşananların ardından hayvanlarını alamadan Elazığ'dan İstanbul'a gittiğini söyleyen Sema, "İstanbul'a gittikten sonra hastane yetkilileri beni arayarak köpeklerimin öldüğünü söylediler. Ben de geri gelmek zorunda kaldım. Daha sonra hastaneye gittim beni tekrar tartakladılar. Yine bir güvenlik zinciriyle karşılaştım. Bana 'dağdan gelen terörist' diyorlardı. Ben hastaneye bir hayvan sever olarak gittim. Benim bir düşüncem varsa ben o düşünceyle gitmedim" dedi. Hayvanların kendisine verilmediğini kaydeden Sema, "Hayvanlarımı alamayınca Diyarbakır'a geri döndüm. Sonra bana telefon açtılar 'köpekleriniz öldü, kedilerinizi de ormana bırakacağız' dediler. Ben de savcılığa başvurarak hayvanlarımı almak istedim. Savcılık Elazığ Bahçelievler Karakolu'nu arayıp hayvanları almak için tutanak istedi" diye konuştu.
'Öldürülen 25 köpeğimin hesabını soracağım'
Aslen Artvinli olan Sema, 10 yıldır Diyarbakır'da yaşadığını belirtti. Yıllar önce tayininin Diyarbakır'a çıktığını söyleyen Sema, insan ve hayvan sevgisini Diyarbakır'da öğrendiğini sözlerine ekleyerek, "Hayvanları öldürülen benim, tartaklanan benim ve yargının gözü önünde suçlu düşürülmek istenilen yine benim. Ben bir hayvan severim ve gittiğim hastanede 'vatan haini' ilan edildim. Bana sahip çıkan bir polis bile yoktu. Savcılığın 'hayvanları verin' talimatına rağmen polis bir şey yapmadı. Ne polisi, ne de savcıyı hayvanları aşı için getirdiğime inandıramadım. Ama polis ve savcılık tutanağında tedavi için getirdiğimi yazdılar. Ben gidebildiğim yere kadar gidip bu öldürülen 25 yavru köpeğinin hesabını soracağım. Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanlığı Hayvan Hastanesi bir ölüm kampıdır" şeklinde konuştu.
(şg-pk/mg)

