İHD: 25 ilde 348 toplu mezarda 4 bin 201 kişi bulundu

13:49

 


JINHA


AMED - İHD Diyarbakır Şubesi, 2011 yılında açıkladığı 'Toplu Mezar Raporu'nu aradan geçen 3 yılın ardından güncelleyerek yeniden kamuoyuyla paylaştı. Raporda yer alan verilere göre, 2011 yılında iddia edilen ve açılan toplu mezar sayısında artış olduğu görülürken, son üç yıldan bu yana 25 ilde yapılan incelemelerde 348 toplu mezarda 4 bin 201 kişinin bulunduğu ifade edildi.


İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi daha önce kamuoyuna açıkladığı “Toplu Mezar Raporu”nu aradan geçen birkaç yılın ardından, güncellenmiş halini bir basın toplantısı ile yeniden kamuoyuna duyurdu. Şube binasında düzenlenen basın toplantısına İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, İHD Bölge Temsilcisi Abdusselam İnceören’in yanı sıra İHD’li yöneticilerden Havva Aslan, Bünyamin Şeker ve Emin Ermin katıldı. Çok sayıda basın mensubunun izlediği toplantıda, şubenin web sitesinde interaktif olarak yer alan harita görsel olarak tanıtıldı. Ayrıca İHD tarafından oluşturulan rapor, "Zorla kaybedilenler, faili meçhul cinayet-yargısız infazlar, toplu mezarlar raporu" başlığı altında kitaplaştırıldı. Hazırlanan kitap kamuoyuna dağıtıldı.


'Bu suçlar insanlığa karşı işlenmiş suçlardır'


Toplantıda konuşan Raci, 30 yıllık savaş süresince büyük yıkımların yaşandığını belirterek, "Kayıplar, faili meçhul cinayetler ve toplu mezarlar yaşanan tahribatın en somut gerçekliğidir. 17 bin olarak ifade edilen kayıp ve faili meçhul cinayetlerin olduğu bir coğrafyada bastığımız her karış toprağın toplu mezar olma ihtimali var" dedi. Geçmişte yaşanan katliamlar, soykırımlar ve acılara rağmen devletin kayıpların ortaya çıkarılması konusunda hiçbir çalışmasının olmadığını ifade eden Raci, "Zorla kaybettirmeler ve toplu mezarlar, uluslararası hukukun ve insani değerlerin ihlalidir. Bu suçlar insanlığa karşı işlenmiş suçlardır" ifadelerini kullandı. Hakikatlerin ortaya çıkarılmasının mağdurlar açısında vazgeçilmez bir hak olduğunu belirten Raci, geçmişle yüzleşmenin toplumsal barış inşasında önemli katkılar sağlayacağını kaydetti.


Raci, konuşmasının ardından toplu mezarlar ile ilgili hazırlanan talepleri şöyle sıraladı:


" - Geçmişle yüzleşme ve hakikatlerin araştırılması için, tarafsız ve güvenilir bir 'Hakikatleri Araştırma Komisyonu' kurulmalıdır. Komisyon yasalar çerçevesinde yetkilendirilerek, çalışmaları için tüm kolaylıkların sağlanmalıdır.


- Türkiye, BM’nin ‘Tüm Kişilerin Zorla Kaybetmeye Karşı Korunması İçin Uluslararası Sözleşmesi’ni imzalamalı ve sözleşmenin gereklerini yerine getirmelidir.


- Geçmişte devlet görevlilerinin ve devlet içerisindeki farklı yapılanmaların işlemiş olduğu suçların 'insanlığa karşı işlenmiş suçlar' olarak değerlendirilerek, bu tür suçlarda zaman aşımı gerekçesiyle faillerin cezasız kalması önlenmelidir.


- Toplu mezarlardaki kimliklendirme çalışmalarını yürütmek amacıyla, uzmanların yer aldığı bağımsız ve deneyimli ekiplerin birlikte çalışabileceği ve yöntemi uluslararası bilimsel kuruluşlarca onaylı bağımsız yapılar oluşturulmalı, üniversiteler ilgili çalışmalara dâhil edilmelidir.


 - Mezarlardan çıkarılan cenazeler ve insana ait buluntularda yalnızca kimliklendirme yapılmayıp kişilerin ölüm nedenlerinin belirlenmesi ve insan hakları ihlallerinin belirlenmesi de hukuki bir zorunluluktur. Kayıpların aranması ve mezarların açılması Minnesota Otopsi Protokolü ve mezar açmayla ilgili uluslararası standartlara göre yürütülmeli, mezarların iş makineleri ile özensiz ve bir biçimde açılarak kayıplara ait buluntuların tahrip edilmesinin/kaybolmasının önüne geçilmelidir.


- Mezar açma işlemleri arkeolojik teknikler kullanılarak özenle yapılmalı, mezarların açılması sırasında ortaya çıkacak biyolojik delillerin toplanması ve değerlendirilmesi için adli tıp uzmanları görevlendirilmelidir. Toplu mezar iddiası bulunan yerler mezarlar açılıncaya kadar korunmaya alınmalı; üzerlerinin örtülmesi, yol ve inşaat çalışmaları gibi uygulamalarla tahrip edilmeleri önlenmelidir.


- Kayıplar ve kayıp yakınlarına ait bilgiler ile DNA örneklerini almak, saklamak ve incelemek için yasal düzenlemeler yapılmalı ve hızla bu yapılarda yer alacak laboratuar ve birimlerin altyapısının oluşturulmasına başlanmalı, laboratuar ve birimler arasında güvenli veri paylaşımını sağlayacak bir ağ kurulmalıdır.


- Adli Tıp Kurumu, yapısı ve vermiş olduğu kararlar nedeniyle, kamuoyu tarafından güvensizlik yaratan ve tarafsız olmayan bir yapı olarak algılanmaktadır. Kayıplar devlete ait suçlara işaret ettiğinden, dünyadaki diğer örneklerde olduğu gibi; çalışmalarının bağımsız, bilimsel ve uzman heyetlerce yürütülmeli veya tanıklığında gerçekleştirilmelidir."


(sg-rt/dc/mg)