Atılım Gazetesi çalışanları: Sibel bize devrimciliği öğretti
08:45
Dilan Karamanoğlu-Öykü Dilara Keskin/JINHA
İSTANBUL- Kobanê'de IŞİD çetelerine karşı savaşırken yaşamını yitiren MLKP savaşçısı Sibel Bulut'u Atılım gazetesindeki eski çalışma arkadaşları anlattı. Sibel'i çok genç yaşlarda tanıdığını belirten gazetenin çalışanlarından Sonnur Sağlamer, "Şimdi o bize devrimciliği öğretti. Savaşmayı, savaşırken şehit düşmeyi öğretti. Sorumluluk bıraktı bize. Sibel bu sorumluluğu taşıyacağımıza emindi ve tüm şehitlere yeniden söz veriyoruz onların mücadelesini sürdüreceğiz" dedi.
MLKP savaşçısı Sibel Bulut (Sarya Özgür - Eylem Deniz) 12 Aralık'ta DAİŞ çetecilerine karşı savaşırken, yaşanan çatışmada yaşamını yitirdi. 1986 yılında Dersim'de doğan Sibel Bulut, 2006 ile 2009 yıllarında Atılım Gazetesi'nde yazıişleri müdürlüğü yaptı. Atılım Gazetesi'nden çalışma arkadaşları Sibel Bulut'u anlatarak, Sibel'in verdiği mücadeleye büyük anlam biçtiklerini belirttiler. Sibel ile 2006 yılının sonunda tanıştığını söyleyen Atılım Gazetesi çalışanlarından Songül Akbay, "Sibel yoldaş Dersimli'ydi. O zamanlar Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde okuyordu. Okuldan buraya muhabir olarak gelmişti. Genç bir devrimciydi 21 yaşındaydı. Dersim'in asi kadınlarındandı. Biz onunla aynı evi paylaştık. Evdeki yaşamında da devrimci yaşama uygun kurallarla yaşayan bir yoldaşımdı" dedi.
'Aklı ve yüreği devrim için atıyordu'
Sibel'in Kürt hareketinin verdiği mücadelede yaşamını yitiren kadınları araştırdığını belirten Songül, "Sürekli Beritan'ı okuyordu. Eve geldiğinde ilk işi okumak olurdu. Kürdistan tarihini araştırıyordu. Bütün aklı ve yüreği devrim için atıyordu. Yoldaşı anlatmak gerçekten zor. Yoldaşla 2 yıl kaldıktan sonra gazeteden ayrıldı. Özgür alanlara gitme heyecanını yaşıyordu" şeklinde konuştu. Songül, Sibel'in Atılım gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yaptığı sırada hakkında bir çok davanın açıldığını ifade ederek, "Düşmana olan kini çok fazlaydı ve o bunu her fırsatta dile getiriyordu. Asla uzlaşmacı değildi, hatalar karşısında eleştirici bir bakış açısı vardı ve hatası olunca özeleştiri veriyordu. Ondan çok şey öğrendim. Kadın devrimciler olarak birbirimize çok şey kattık. Ben onun Rojava'da olduğunu sonradan öğrendim. Kendisi Dersim'li bir devrimci kadın olarak asiliğini bakışıyla anlatıyordu. O gülmesini de, ağlamasını da iyi biliyordu. Ama her zaman gülmesini bilen yoldaşımızdı" dedi.
'MLKP'li bir kadın olarak YPJ safında yer alması çok önemli'
Sibel'in MLKP'li bir kadın olarak YPJ içerisinde yer almasının önemine vurgu yapan gazete çalışanlarından Semiha Şahin ise, Sibel'in direniş içerisinde olmasının şaşırtıcı bir durum olmadığını söyledi. Semiha, "Günlük yaşamında da çalışma yaşamında da o kadar samimi ve gerçekti ki orada gerçekleştirdiği röportajında söylediği 'Rojava devrimi bizim devrimimiz, kadın devrimi benim kendi devrimim' sözleri çok gerçekti. Günlük yaşam içerisinde de ısrarlarında baktığınızda kesin bir uyumluluk vardı" sözlerine yer verdi.
'Sibel kadın özgürlük mücadelesini eylemiyle buluşturdu'
Semiha, Sibel'in erkek egemenliğine karşı bir kadın olarak mücadele içerisinde olduğunu ifade ederek, kadınların Rojava'daki devrimine işaret etti. Semiha, Sibel'in komünist kişiliğini yaşamının her alanında ortaya koyduğunu ifade ederek, "Bir kadın özgürlük mücadelesi veriyorsa bunu yaşamında da sergilemesi gerekiyor. Sibel bunu kendi eylemiyle buluşturdu. Giderken de yürüttüğü mücadele de bunu gösterdi. Gerçekten de yiğit bir insanı kaybettik. Sibel'in orada ifade ettiği gibi kendisi bir kader buluşmasını gerçekleştirdi " ifadelerine yer verdi.
'Benim yerim dağlar'
Atılım gazetesinin bir diğer çalışanı Sonnur Sağlamer da, Sibel ile çok genç yaşlarda çalışmaya başladıklarını belirterek, "Öğrenci çalışmalarından sonra bize geldi. Çok genç bir insandı ve onun en belirgin özelliği devrimci olmasıydı. Doğru bulduğu şeyi sonuna kadar savunurdu. İnatçıydı, aldığı bir işi sonuna kadar götürürdü. Gazetedeki müdürlüğünü fırsat olarak değerlendiriyordu ve 'benim yerim burası değil dağlardı' diyordu. O özgür alanlara aldığı cezalar yüzünden gitmedi. Bu sadece onun gidiş sürecini hızlandırdı" dedi.
'Gurbeteli Ersöz gibi yüreğini özgür alanlara çevirdi'
Sibel'in bütün kadınların, ezilenlerin ve sömürülenlerin yanında olduğunu söyleyen Sonnur, bu nedenle Sibel'in Rojava'ya gittiğini tahmin ettiğini ifade etti. Sonnur, Sibel'in her zaman kararlı bir duruş sergilediğini kaydederek, "Bir gün güne onsuz başlayacağımızı biliyorduk. Ama bıraktığı iz çok derin oldu. Her yaşamını yitiren derin izler bırakıyor. Ama paylaşımlar çoğaldıkça izler daha da artıyor. Sibel genç yaşına çok şey sığdırdı" diyerek duygularını dile getirdi. Sonnur, Sibel'in Gurbeteli Ersöz gibi yüreğini özgür alanlara çevirdiğini ifade ederek, "O hep öğrenirdi. Şimdi o bize devrimciliği öğretti. Savaşmayı, savaşırken şehit düşmeyi öğretti. Sorumluluk bıraktı bize. Sibel bu sorumluluğu taşıyacağımıza emindi ve tüm şehitlere yeniden söz veriyoruz onların mücadelesini sürdüreceğiz" diye belirtti.
(dk-ödk/dc/mg)

