Ewêna pınarları hala ekolojiye akıyor
08:46
Nurcan Yalçın - Şêrîn Hiso / JINHA
MÊRDİN - Savur'a bağlı Sürgücü (Ewêna) beldesinde Kanîya Jina, Kanîya Mêra ve Kanîya Feqîra pınarları, bölgedeki ekolojik ve komünal yaşam kalıntılarını hala içinde barındırıyor. Köklü bir geçmişe sahip olan pınarların her birinin ayrı bir hikayesi ve her birinin ayrı bir önemi var.
Mardin'in Savur (Stewer) ilçesinden 15 kilometre uzaklıktaki tarihi Sürgücü (Ewêna) beldesinde bulunan Ewêna pınarları, insanı tarihin derinliklerine sürüklüyor. Her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği Ewêna pınarları, ekolojik doğallığından hiçbir şey kaybetmeden günümüze kadar gelmeyi başarmış durumda. Köklü bir geçmişe sahip olan Kanîya Jina (Kadınlar Pınarı), Kanîya Mêra (Erkekler Pınarı) ve Kanîya Feqîra (Balıklı Pınar) ve daha adını sayamadığımız birçok pınarın bulunduğu şifalı suyu ile birçok derde deva oluyor. Bu pınarlardan en çok ilgi gören ve her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği Kaniya Feqiran Pınarı'nda bulunan balıklar ise inanç gereği yenmiyor ve aynı zamanda kutsal sayılıyor.
'Kanîya Jina'da yıkanmak kutsanmak anlamına geliyordu'
Köy sakinlerinden 67 yaşındaki Hediye Sevim, kadınlar pınarında hiç unutamadığı güzel geçen yıllarını anlattı. Hediye, "Köyümüzde, yüzyılların doğal yaşam geleneği sürüyor. Gelişen teknolojiyle son yıllarda bu özelliğini kaybeden köyümüzde, hala kurumadan tüm güzelliğiyle akıp giden Kaniya Jina'da kadınlar tüm doğallıklarıyla yüzer ve banyo yaparlardı. Hiç kimse evde yıkanmazdı. Kanîya Jina'da yıkanmak adeta kutsanmak anlamına geliyordu kadınlar için. Ben çocukken annemle beraber pınar başına gelir, önce kıyafetlerimizi yıkar ardından da tüm köydeki kadınlarla beraber ateş yakıp su ısıtır ve yıkanırdık. Pınar başında sayısız hatıralar geçti. Burada türküler yakılır derin sohbetlerde bulunulurdu" diyerek eski pınar başı günlerini anlattı. Belde sakini kadınların eskisi gibi Kanîya Jina'da yıkanmadığını belirten Hediye, bunun nedenin ise teknolojik eşyaların evlere girmesi olduğunu söyledi.
'Teknolojinin gelişmesiyle doğal yaşamdan uzaklaştık'
Hatice, "Buzdolabı, ısıtma cihazları ve televizyon gibi daha birçok eşyanın evlere girmesiyle beraber, komünal yaşamdan uzaklaştık. Herkes evinde banyo yapmayı ve kıyafetlerini yıkamayı tercih etti. Televizyonların gelmesiyle beraber artık hiç kimse bir başkasının sohbetine ihtiyaç duymaz hale geldi. Tüm bunlarla beraber, Kanîya Jina'da kadınların bol sohbetli kahkaha dolu günleri çok geride kalmış oldu" dedi. İnsanların doğal yaşamdan uzaklaştığını ve uzaklaştıkça insan sağlığının bozulduğuna dikkat çeken Hediye, "Tabi yıllar geçtikçe teknoloji yaşamımıza girdi. Köye elektrik gelince, çamaşır makineleri gelince artık kadınlar pınara uğramaz oldu. Bizde doğal yaşamdan uzaklaştık ve bir daha da o eski günlere dönemedik. Eskiden hastalık nedir bilmezdik. Ancak şimdi her insanda bir hastalık var. Ben hala kendimi doğal yaşama bağlı görüyorum ve diyorum ki herkes kendi doğasına ve tarihine sahip çıksın" ifadelerinde bulundu.
Kanîya Feqîra komünal yaşamın sembolü
Hediye, ardından Kaniya Feqîra'yı anlatarak bölge halkı tarafından kutsal olarak bilinen Balıklı Pınar'ın komünal yaşam sembolü niteliğinde olduğunu söyledi. Hediye, "Yazın ve bahar aylarında pınarın etrafı ve manzarası çok güzel. Her yıl yüzlerce kişi gelip gölün etrafında oturup piknik yapıyor. Suyu şifalı ve içindeki balıklar kutsal sayıldığı için yenmiyor. Pınarın etrafına toplanan köylü ve ziyaretçiler, evden getirdikleri malzemeleri burada hep birlikte pişirip ortaklaşa bir şekilde yiyor. Her defasında metrelerce sofralar kurulur ve hoş sohbetler eşliğinde güzel bir gün geçirilir. Özellikle burada kurulan sofraların amacı, maddi durumu yerinde olmayan insanların sofraya oturup karnını doyurmasıdır. Hala ilk günkü gibi önemini kaybetmeyen Kanîya Feqîra, her yıl binlerce ziyaretçiye ev sahipliği yapmaya devam ediyor" diye konuştu.
'Yaz aylarında buz gibi suyu var'
Ewêna mahallesinde yaşayan 40 yaşındaki Remzi Kaymaz da Kanîya Mêra (Erkekler Pınarı) hakkında bilgi verdi. Remzi, "1980'li yıllarda mahallemizde elektrik yokken hatırlıyorum bu pınarın suyu buz gibiydi ve bütün mahalle halkı bu pınardan soğuk su ihtiyacını karşılıyordu. Sıcak yaz aylarında en soğuk suyun bulunduğu tek pınar Kaniya Mêra'ydı. Şimdi mahallede bulunan bütün pınarların suyu azalmış durumda. Eskiden Ramazan ayında herkes Kanîya Mêra'dan su taşır ve iftarlarını açardı" dedi.
(ny-şh/zd/mg)

