Yüksel Mutlu: Duvarları yıkmak için mücadele etmek gerek
09:07
JINHA
AMED - DBP'nin Türkiye'nin batısındaki tek belediyesi olan Mersin Akdeniz Belediyesi Eşbaşkanı Yüksel Mutlu, 8 aylık eşbaşkanlık döneminde yaşadığı zorlukları, eşbaşkanlık sistemini yerleştirme mücadelesi ile halkın ve kadınların kendilerinden beklentilerini anlatarak, “Ben bu konuda ümitliyim, heyecanlıyım, olacağına dair ümitlerim çok yüksek" dedi.
"Toprağımızı suyumuzu enerjimizi komünleştirelim demokratik özgür yaşamı inşa edelim" şiarıyla devam eden DBP Yerel Yönetimler Merkezi Kadın Konferansı'nda yeni yapılanma süreci, eşbaşkanlık, ekoloji ve birçok konuda tartışmalar yürütülmeye devam ediyor. Konferansa katılan Mersin Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Yüksel Mutlu, Türkiye'nin dördüncü büyük belediyesinde, çok kültürlü bir ilçe olan Akdeniz'de ilk eşbaşkan olarak yaşadıklarını anlattı. Yörük, Roman, Kürt, Türk ve Arapların yaşadığı bir ilçe olan Akdeniz'in Türkiye'nin prototipi olduğunu belirten Yüksel, Akdeniz Belediyesi'nin aynı zamanda DBP'nin Türkiye'nin batısındaki tek belediyesi olduğunu da söyledi.
‘İlçe belediyelerine gelen gelirler çok sınırlı’
Akdeniz ilçesinde birçok olanak olmakla birlikte birçok olanaksızlıkların da olduğunu ifade eden Yüksel, "Toplumsal kesimlerle bizim savunduğumuz değerler ölçüsünde demokratik ulus projemizin hayata geçmesi için imkanların çokça olduğu bir yer. Bu toplumsal kesimlerle doğru bir ilişkilenme tarzı oluşturduğunuzda, kendinizi anlattığınızda, paradigmanızı anlattığınızda, bu karşı tarafa inanılmaz cesaret veriyor, güven veriyor ve sizinle yol alıyorlar" dedi. Bunların yanında bölgenin zorluklarına da değinen Yüksel, "Çok geniş bir coğrafya 32 bin dekar bir coğrafya. Türkiye'nin 4. büyük ilçesi. 5393 sayılı yasayla ilçe belediyelerine gelen gelirler çok sınırlı. Ve bu sınırlı gelirle yoksul bir kesime, yani biraz önce bahsettiğim bu kesimin, bu sosyal tabakaların hepsinin yoksulları burada yaşıyor. Örneğin Kürtler 90'lı yıllarda savaş göçüyle oraya zorunlu olarak göç ettirilmişler. Uzun yıllar mücadele etmişler, orda kadınlar tozla toprakla çamurla iç içe. Çünkü yaşadıkları yerler o zamanlar berbatmış. Fakat şimdi belli bir düzene, bir dizayna oturmuş. Fakat yine sıkıntılar var" dedi.
'Belediye eşbaşkanlığı tam da kadına göre bir iş'
Eşbaşkanlık sisteminin tam olarak yerleşmesi sürecinde kadın olarak zorluklar yaşadığını belirten Yüksel, sistemin oturmasının sadece eşbaşkanlarla değil toplumla gerçekleşeceğini söyledi. Binlerce yıllık cinsiyetçi kodların ortadan kaldırılmasının büyük bir mücadele gerektirdiğine işaret eden Yüksel, "Genel olarak Mersin'deki sivil toplum örgütleri ve diğer demokrasi çevrelerinde çok ciddi bir şekilde eşbaşkanlık meselesi karşılık buluyor. Eşbaşkanlık sistemini doğru ve yerinde dizayn edip koordine etmekle çok ilgili olduğunu gördüm. Belediye eşbaşkanlığı gerçekten tam da kadına göre bir iştir. Bir kadının adaletine inanmak, güvenmek gerekiyor. Çünkü sonuçta o paylaşımı, halktan gelen küçük gelirle de halka tekrar geri dağıtırken adil davranmak gerekiyor, bu çok önemli" dedi. Yerel yönetimlerde kadın kenti, kadın dostu belediyeler yaratabilmek için de, bir kadın bakış açısına ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Yüksel, "Bu bakış açısı nasıl oluşacak. Eşbaşkanının cins bilinci varsa eğer cins bilinciyle yaklaşıyorsa, bu ideolojiyi tam olarak kavramışsa işte tam da orda çok sahici ve hakiki bir yerel yönetici olur" dedi.
'Bütçeden yeterli payı alamıyoruz'
Akdeniz'de büyük fabrikalar, ticaret hacmi olan bir liman ve organize sanayi olduğunu, Türkiye'nin 3'üncü büyük toptancı hali olduğunu belirten Yüksel, "Buradan elde edilen büyük paralar var. Türkiye merkezi hükümeti bundan pay alıyor, büyük bir ticaret hacmi var. Büyükşehir Belediyesi'ne de yasal olarak vesayetin bir kısmını devretmiş. Diyor ki 'asıl vesayet bende ama fakat bir kısmını da büyük şehre veriyorum' büyük şehre verdiğimde size kalan bir şey yok. Olmadığında da siz bu kadar sorunu olan, bu kadar büyük, bu kadar geniş ve gündüz 600 bin gece ise 300 bin nüfusu olan bir ilçe de siz hizmet etmek zorundasınız. İnsanlar gündüzleri işyerlerine geliyor ve resmi daireler bizim alanımız dahilinde olunca akşamları evlerine çekilip 300 bin nüfusla kalıyor. Ama gündüz 600 bin kişiye hizmet ederken, bana iller bankasından gelen pay 300 bin kişilik pay. En temel sıkıntı bu. Ama biz bunları aşabilir miyiz, evet aşabiliriz. Bunun mücadelesini etmemiz gerekiyor" diye konuştu.
'Kadınlar toplumsal taleplerde bulunuyor'
Mücadeleyi kadınlarla birlikte yürüttüklerini ifade eden Yüksel, mahallelerde toplantılar aldıklarını, kadınlara ne isteklerini sorduklarını ve kadınlarla tartışma süreci geçirdiklerini ifade etti. Erkeklerin çoğunlukla bireysel taleplerde bulunurken kadınların herkes için toplumsal taleplerde bulunduğunu gördüğünü aktaran Yüksel, mücadeleyi kadınlarla yürüttüklerinin altını çizdi.
'Kadına yönelik şiddet çok yüksek'
Mersin'de kadına yönelik şiddetin çok yüksek olduğunu, kadın intiharlarının yüksek olduğunu belirten Yüksel şunları söyledi: "Bizim kitlemiz göç eden bir kitle. Erkekler eşlerine ve kız çocuklarına daha çok şiddet uyguluyorlar. Bu sosyolojik bir vaka, göçün getirdiği bir travmadır. Muhafazakar, içine kapanan, kendini kadere bağlayan bir yaklaşım içine de girebiliyorlar. Genç kadınlar dışarı çıkmak istiyor hayata atılmak istiyor, kamu alanına çıkmak istiyorlar ama erkekler onların kamusal alana çıkmasına engel oluyor. İşte bu erkek egemen sistemin tam kendisidir. Şimdi siz erkek egemen sisteminin kodlarıyla mücadele etmezseniz yerelde bir eşbaşkanı olarak hiçbir şey yapamazsınız. Sizin verdiğiniz mücadele orada aslında yeni yetişmekte olan genç kadın kuşaklarına bir rol model olmaktır. Siz eşbaşkanlık sistemini doğru oturttuğunuzda genç kadın sizi rol olarak alıyor ve o da bunun uğruna mücadele etme yolunu tercih ediyor. Partisine geliyor, kadın örgütüne geliyor. Dolayısıyla bizim buradan anladığımız şey bu imkân büyük bir kadın örgütü yaratmaktır."
'Eşbaşkanların birlikte güçlü mücadele hedefi olmalı'
Eşbaşkanlığın nasıl görüldüğüne ilişkin de değerlendirmede bulunan Yüksel, "Akdeniz'deki eşbaşkan 20 yıldır orda yaşamış, siyaset yapmış, ticaret yapmış tanınan biri. Toplum kadını yardımcı rolde görmek istiyor. 'Bari geldin yardımcı ol fazla da ileri gitme' diyor. Bunu cümle olarak kurmuyor ama siz davranışlarından, insanların beden dilinden anlayabiliyorsunuz. Ne erkekle körü kürüne didişen, kabaca kavga eden, ne de erkeğin eline düşen bir çizgi. Bu çizgi çok ince bir çizgi çok dikkatli olmak lazım. Ne ona yedeklenen, onun yaptıklarına 'evet' diyen kafa sallayan bir kadın olmak ne de kabaca reddetmek. Doğru söylediği şeyle birlikte mücadele etmek gerekiyor" dedi.
'Duvarı yıkarsak eş özgür yaşam hayali gerçek olur'
Eşbaşkanların birlikte ortak güçlü bir mücadele hedefi olması gerektiğinin altını çizen Yüksel şöyle devam etti: "Bu ilki güçlü yerleştirebilirsek, bizden sonraki kadın arkadaşlarımız güçlü olarak sürdürebilirler. Bizim eksiklerimiz olabilir. Tam olarak hepsini becereceğiz diye bir şey yok ama ben kişisel olarak kendime dönüp baktığımda muhasebemi yaptığımda, bu konuda aslında başarılı olduğumu söyleyebilirim. Çünkü bunun mücadelesini hala veriyorum, bitmiş değil. Tabi ki kabul var, tabi ki bir sevgi var partililerimizde. Fakat bu kodu kırmak kalın bir duvarı yıkmaya benzer. Bu duvarı yıkabilirsek işte o zaman eş özgür yaşam hayalimiz gerçek olur. Sahiden kadının adaletine inanan, sahiden kadının bunu becerebileceğine inanan rol modeller olursa iyi bir sonuç elde edilir diye düşünüyorum. Ben bu konuda ümitliyim, heyecanlıyım, Olacağına dair ümitlerim çok yüksek.
(ekip/gc)

