'GREVIO adayı sözleşme hükümlerine hakim olmalı'
09:12
Dilan Karamanoğlu/JINHA
İSTANBUL - Kadın ve LGBTİ örgütlerinin İstanbul Sözşelmesi gereğince belirlenecek GREVIO adayları arasında yer alan Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği Savunuculuk ve İletişim Koordinatörü Şehnaz Kıymaz, "Seçilecek adayların kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet konularında farklı düzeylerde, farklı uzmanlıklar içerisinde olması, farklı coğrafi bölgeleri temsil etmesi ve aynı zamanda sözleşme hükümlerine hâkim olmasıyla birlikte bu prensiplerin dışına çıkmayan insanlar olması gerekiyor" dedi.
Avrupa Konseyi Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi) gereğince kısa adı GREVIO olan, kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddete karşı uzman eylem grubunun kurulması için aday belirleme süreci başladı. Sözleşme hükümlerince bir sene içerisinde GREVİO'ya 10 tane uzman seçilmesi gerekiyor. GREVIO'da İstanbul Sözleşmesi'nin taraf devletlerce nasıl uygulandığı denetlenecek. 69 bağımsız kadın ve LGBTİ örgütlerinden oluşan İstanbul Sözleşmesi İzleme Platformu Türkiye’den seçilecek GREVIO üyesi için 5 aday belirledi. Bu adaylar arasında Hülya Gülbahar, Pınar İlkkaracan, Yakın Ertürk, Feride Acar ve Şehnaz Kıymaz yer alıyor.
Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği Savunuculuk ve İletişim Koordinatörü Şehnaz Kıymaz GREVIO sürecini ve sivil toplum kuruluşlarına düşen rolleri anlattı. Şehnaz, Avrupa Konseyi'nde 'Taraf Devletler Komitesi' oluşturulacağını belirterek, "Avrupa Konseyi'nin yeni aldığı karara göre her ülkenin GREVIO için maksimum üç aday gösterme hakkı var. Bu adayların kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet konularında farklı düzeylerde, farklı uzmanlıklar içerisinde olması, farkı coğrafi bölgeleri temsil etmesi ve aynı zamanda sözleşme hükümlerine hakim olması ve bu prensiplerin dışına çıkmayan insanlar olması gerekiyor" dedi.
'Bakanlık bizlerden geri bildirim istedi'
İstanbul Sözleşmesi İzleme Grubu olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na sürece dahil olmak istediklerine dair dilekçeler gönderildiğini anlatan Şehnaz, "Dilekçeye gelen yanıtta da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bizlerden geri bildirim istedi. Şunu belirtmek gerekir ki Türkiye'de seçilecek kişi eğer seçilirse Türkiye'yi gözden geçirmeyecek. Gözden geçirme sürecinde olmayacak. Bu ilk kurulacak GREVIO ekibi aynı zamanda GREVIO'nun sözleşme hükümlerinde yer almayan işleme yöntemlerine de karar verecek" dedi. GREVIO'ya seçilecek adayların neler yapacağına dair örnekler veren Şehnaz, "GREVIO komitelerin kaç senede bir buluşacağına dair karar verecek. Yine kaç senede bir ülkelerin gözden geçirileceğini belirleyecek" diye belirtti.
'Aday sivil toplum örgütlerinden görüş alacak'
GREVIO'ya gidecek olan adayın Türkiye'deki kadın hareketleriyle bağının olması gerektiğini ifade eden Şehnaz, "Kadına yönelik şiddet konusunda toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle çalışmalar yapacak birinin gitmesi çok önemli. GREVIO'nun başka bir özelliği de gözden geçirmeleri yaparken sivil toplumdan görüş alacak olması. O yüzden GREVIO adayı seçildikten sonra iş bitmiyor savunuculuk süreci hep devam ediyor. Hükümetlerle bir araya gelip görüşmeler yapacağımız bir alan yaratabilir. Uzmanlar grubuna Türkiye'den sahada deneyimlediğimiz kadına yönelik şiddetle ilgili yapmamız gereken çözüm önerilerimizi ve bilgileri verebileceğimiz, savunuculuk yapabileceğimiz bir süreç olacak" şeklinde konuştu.
'Sözleşmenin hazırlanmasında kadın örgütlerinden görüş alındı'
İstanbul Sözleşmesi'nin hazırlanmasında ve sonrasındaki onaylanma süresinde kadın örgütlerinin çok önemli rol oynadığını söyleyen Şehnaz, "Sözleşmenin hazırlanma süreci uzmanlar tarafından yönetildi. Bu uzmanlar grubundaki Türkiye temsilcisi Prof. Dr. Feride Acar'dı. Feride Hoca sözleşmenin hazırlanma sürecinde kadın örgütleriyle yapılan toplantılarda bulundu. Bizler bu toplantılarda sözleşmeyi yakından görme fırsatı yakaladık. Bu noktada çeşitli geri bildirimlerde bulunduk. Bu noktalarda da kadın örgütleri olarak daha feminist ve kadına yönelik şiddetin engellenmesine yönelik maddelerin çıkması için elimizden gelen desteği vermeye çalıştık. Aynı şekilde sözleşmenin imzalanması ve sonrasındaki onaylanma sürecinde devlete yapılan toplantılarda sözleşmenin önemini ortaya koymak için birçok kez sözleşme konusunu gündeme getirdik" diye konuştu.
'6284'de İstanbul Sözleşmesi'nin birçok hükmü yer almıyor'
İstanbul Sözleşmesi'nin, kadına yönelik şiddet ve hane içi şiddet konusunda kapsamlı bir sözleşme olduğuna dikkat çeken Şehnaz, sözleşme içerisinde çok detaylı hükümler yer aldığını belirterek bunların ne kadarının ülkeler ve özellikle Türkiye tarafından kullanılacağının soru işareti olarak kaldığını söyledi. Şehnaz, Türkiye'nin sözleşmenin ilk imzalayıcısı, aynı zamanda sözleşmeyi ilk parlamentodan geçirerek onaylayan devlet olduğunu ekleyerek, "Buna rağmen İstanbul Sözleşmesi'nin birçok hükmünü İstanbul Sözleşmesi'nden sonra çıkan 6284 sayılı 'Ailenin korunması ve kadına yönelik şiddet' kanunu içerisinde görmüyoruz" şeklinde konuştu.
'6284 sayılı yasada çok eksik var'
Kadına yönelik şiddetin engellenmesi ve toplumsal eşitliğin sağlanması noktasında sözleşme içerisindeki dört ilkeye değinen Şehnaz, "Bunlar şiddetin ortaya çıkmadan engellenmesi, mağdurların korunması, faillerin cezalandırılması ve en sonunda da bu konuda politikalar yapılması ve uygulanması. Ancak bir ülkenin sözleşmeyi ne kadar uygulamaya niyetli olduğunu gözden geçirirken bence bakmamız gereken bu bahsettiğim iki noktaya yani kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizliği temelli olduğuna ve engellenmesi için bütüncül bir yaklaşım tercihidir. Bu noktada 6284 sayılı yasada ne yazık ki bu anlattığım ilkelerin hepsi yer almıyor" dedi.
6284 sayılı yasanın stratejik olarak İstanbul Sözleşmesinin Türkiye tarafından imzalanması sonrasına bırakılmış bir yasa olduğunun altını çizen Şehnaz, "Bu da demek oluyor ki Türkiye Devleti aslında İstanbul Sözleşmesi'nde ve hükümlerinden haberdardı bu yasayı yaparken. Ancak kadın sivil toplum örgütlerinin yoğun çalışmalarına rağmen 6284'te özellikle de önleme ve politika yapma konularında ve biraz da koruma konusunda sözleşme hükümlerine göre eksiklikler mevcut" dedi. 6284 sayılı yasa içerisindeki eksiklikleri değerlendiren Şehnaz, "Sözleşmenin toplumsal cinsiyet vurgusu üzerine de eksiklikler mevcut. Sözleşmenin ayrımcılık yapmama maddesi çok açık bir şekilde cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim ibarelerini taşıyarak LGBTİ bireylerini de sözleşmeden ayrım görmeksizin yararlanmasını sağlıyor. Ama bu noktada da atılmış hiçbir adım yok. 6284'ün içerisine toplumsal cinsiyet ibaresi dahi geçmiyor" açıklamalarında bulundu.
(dk/gc)

