Vanlı Kadınlar: İran rejimine karşı herkes vicdanlı olmalı
09:10
Berivan Sümer / JINHA
WAN - İran Molla rejiminin Kürt siyasi tutsaklar üzerinde sürdürdüğü işkence ve verilen idam kararları nedeniyle Urmiye Cezaevi'nde bulunan 29 Kürt siyasi tutsağın açlık grevine girmesinin ardından, kadınlar siyasi tutsakların sesine ses olma çağrısında bulundu. Vanlı kadınlar, "İran'daki politikalara karşı tüm Kürdistanlılar ayağa kalkmalıdır. Herkesi siyasi tutsakların durumu karşısında vicdanlı olmaya davet ediyoruz" dedi.
İran'ın Urmiye Cezaevi'nde bulunan 29 Kürt siyasi tutsağın, İran Molla rejiminin baskıları ve idam cezalarına karşı başlattığı açlık grevi 33'üncü gününe girdi. Açlık grevine giren tutsaklar için dünya genelinde birçok merkezde destek eylemleri gerçekleştirilirken, 20 Aralık tarihinde ise İran rejimi yüzlerce özel tim ile açlık grevinde bulunan tutsaklara saldırarak direnişlerini kırmak istedi. İran'ın Kürt halkına bu yaklaşımlarını kınayan Vanlı kadınlar ise, herkesi vicdanlı olmaya davet etti. İran'da özelde Kürt halkının üzerindeki baskılara değinen Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) aktivisti Nihal Ay, İran'da bir ay içerisinde 33 kişinin idam edildiğini ve şu an cezaevinde kalan tutsakların ise idam cezasına karşı açlık grevinde olduğunu belirtti.
'Kürdistan'ın üç parçası da ayağa kalmalıdır'
"İran'daki Kürt halkı özgür ve onurlu bir yaşam için açlık grevinde" diyen Nihal, "Doğu Kürdistan halkı, haklarını almak ve aydınlık bir 'Kürdistan' için bedenlerini açlığa yatırdı" diye konuştu. Dünyada kadınlar üzerinde bir baskı politikasının var olduğunu, ancak İran'da özel politikalarla kadınlar üzerindeki baskıların daha fazla uygulandığını vurgulayan Nihal, "İran'da kadınlar idam, sünnet gibi uygulamalarla karşı karşıya. Kürdistan kadınlarına yönelik baskılara ve idamlara karşı, Kürt halkı serhildan içinde olmalıdır. Nasıl 6-8 Ekim olaylarında Kürdistan ayağa kalktıysa, İran'daki politikalara karşı da, Kürdistan'ın üç parçası ayağa kalkmalıdır. Bu duygularla herkesi vicdanlı olmaya davet ediyorum" dedi.
'İkinci Rojava'yı yaşamak istemiyoruz'
İran Molla rejiminin Kürt halkına, özelde kadınlara yönelik yaptığı baskı ve işkenceleri kınadığını belirten Rojin Yaşam Merkezi Çalışanı Behice Erbağa da, Urmiye Cezaevi'nde 29 Kürt siyasi tutsağın açlık grevine girmesinin hem bir mesaj olduğunu, hem de "onurlu bir duruş" olduğunu ifade etti. İran Molla rejiminin Kürtlere dönük yaklaşımlarından bir an önce vazgeçmesi gerektiğini aktaran Behice, "İslami bir cumhuriyet olmasına rağmen insanlara yönelik baskı, işkence ve zulüm uygulaması var. Bu uygulamalar ne İslamiyet'e ne de insanlığa sığan bir tutumdur. 'İnsanım' diyen herkesi duyarlılığa davet ediyorum" şeklinde konuştu. Siyasi tutsakların bedenlerini açlığa yatırarak, İran Molla rejimine karşı çıktığını ifade eden Rojin Yaşam Merkezi Çalışanlarından Beybun Öztürk ise, "Bizler Kürt olarak, özelde Kürt kadınları olarak dört parça Kürdistan'da bu zulme 'Hayır' dememiz gerekiyor. Bir daha ikinci Rojava'yı yaşamak istemiyoruz" dedi. Beybun, İran rejiminin tutumu karşısında Kürt halkının ayaklanması ve insanlık dışı yaklaşımlara kimsenin sessiz kalmaması gerektiğinin altını çizdi.
'Hiçbir insanın yaşam hakkı elinden alınmamalıdır'
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin "Hiçbir yurttaşa işkence yapılamaz veya zalimce insanlık dışı muamele uygulanamaz" şeklindeki 5'inci maddesine atıfta bulunarak İran rejiminin tutumuna işaret eden İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şube Yöneticisi Gülay Yıldız, "Bu ilke doğrultusunda dünyanın neresi olursa olsun, hiçbir nedenle, hiçbir insanın yaşam hakkının elinden alınmaması gerekiyor. İdama kesinlikle karşıyız. Anayasal anlamda, dünyada 76 ülkede idam cezası uygulanmaktadır. Ancak uygulama boyutu, geri kalmış ülkelerde daha fazladır" ifadelerine yer verdi. "İdam bir ceza mıdır? Bunu da irdelemek lazım" diyerek sözlerine devam eden Gülay, idamın bir ceza yöntemi olmaması gerektiğini vurguladı.
'Zulüm ve inkar Kürtleri daha çok birleştirmiştir'
Urmiye Cezaevi'ndeki 29 tutsağın idam cezasının kaldırılması ve fiziki koşulların düzeltilmesi amacıyla açlık grevine girdiğine işaret eden Gülay, "Bu yanlışları gidermek için insanlar kendi iradeleri ile kendi yaşam haklarından vazgeçiyorlar" dedi. İran'daki idam cezalarının Kürtleri sindirmek, yıldırmak, birleşmelerini önlemek amacıyla yapıldığının altını çizen Gülay, "Tarih bize bunu göstermiştir ki, bu her zaman ters tepmiştir ve bu durum da Kürtlerin daha çok birleşmelerine neden olacaktır. Zulüm ve inkâr, Kürtleri daha çok birleştirecektir. İran bunu bilmeli ki, korkunun ecele faydası yoktur. Kobanê'deki güç birliği bütün Ortadoğu'ya yayılacaktır" açıklamalarında bulundu.
(bs/gk/mg)

