İmralı Heyeti: Yeni bir sürece girdik
12:16
JINHA
ANKARA - PKK Lideri Abdullah Öcalan ile 17 Aralık'ta görüşen HDP İmralı Heyeti'nde yer alan Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile görüşme sonrası açıklama yaptı. Sırrı Süreyya Önder, önemli bir kriz sürecinin geride bırakıldığını belirterek, "Çözüm süreci bağlamına ne giriyorsa bu meseleleri süratle Sayın Öcalan'ın katkıları ile ağırlıklı olarak İmralı'da olmak üzere yeni bir sürece girdiğimizi söylemek istiyoruz" dedi.
İlk kez kamuoyunun bilgisi dışında 17 Aralık'ta İmralı'ya ziyaret gerçekleştiren İmralı Heyeti, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile yaptığı görüşme sonrasında basın açıklaması yaptı. PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşen İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreya Önder, basın açıklamasını Başbakanlık Merkez binası önünde düzenledi. Açıklamada, daha önce müzakere ve çözüm süreci kapsamında yaşanan krizlere dikkat çeken Sırrı Süreyya Önder, Türkiye'de daha önce benzer bir deneyimin yaşanmamış olmasından kaynaklı görüşmeler kapsamında yeni bir içtihat oluşturduklarının altını çizerek, "Kobanê direnişi ile başlayan bir kırılganlık yaşamıştık. Önemli bir kriz sürecini geride bıraktığımızı söylemek istiyorum. Çözüm süreci bağlamına ne giriyorsa bu meseleleri süratle Sayın Öcalan'ın katkıları ile ağırlıklı olarak İmralı'da olmak üzere yeni bir sürece girdiğimizi söylemek istiyoruz. Bu bütün meselelerin hallolduğu anlamına gelmiyor ama şu anlama geliyor; diyalog süreçlerinin kapanmaması anlamına geliyor. Hangi başlıkların görüşüleceği konusunda önemli bir mutabakatlar var. Partimizin yetkili kurullarıyla görüştükten sonra İmralı'ya geçeceğiz sonra Kandil'e gideceğiz" diye konuştu.
'Takvim mümkün olan en kısa süredir'
Çözüm sürecinde belirlenmiş bir takvim olup olmadığı sorusunu da yanıtlayan Sırrı Süreyya, "Takvim bizim için mümkün olan en kısa süredir. Bir gün sonra yapılması gerekenleri bugün, bir ay sonra olacak olanı bir haftada üç ay sonra yapılacak işi bir ayda yapmak gibi ilkesel bir yaklaşımımız var. Süreç uzadıkça saldırılara hırpalanmalara, enfeksiyona açık hale geliyor. Ayın 3-5'ünü bizden duymayacaksınız, çok seri görüşmeler gerçekleştirilecek" diye konuştu.
'Biz bu meseleyi çözeceğiz'
Silah bırakma konusundaki bir soruyu da, "Bu tür başlıkları medya üzerinden tartışmanın sıkıntı yarattığını söylüyoruz. Bu halktan basından bir şey saklamak anlamına gelmiyor. Biraz yol alıp meseleyi tartışması gereken tarafların dışarıdan herhangi bir müdahaleye uğramadan tartışması için yapıyoruz" açıklamasında bulunan Sırrı, bir başka soru üzerine de Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'nın da bu görüşmelere katılabileceğini teyit etti. Sırrı şöyle konuştu:
"Halkın anlamayacağı cümleler kurmaya gerek yok. Biz bu meseleyi çözeceğiz, talep eden konumda da değiliz, yeni bir cumhuriyeti oluşturacak iradelerden biriyiz. Müşterek barışımız böyle gelişebilir. Bugüne kadar savaştan nemalanan ırkçı, bütün siyasetini bir bölünme paranoyası yaratmaya üzerine kuranlar var. Kavramları daha dikkatli kullanmaya çalışıyoruz. Meselenin özüyle daha çok ilgiliyiz."
'Leyla Zana ile İmralı'ya gideceğiz'
Sırrı, özerklik talebine yönelik tartışmalara da, "Biz şu an bunun mekanizmalarını oluşturmuş durumdayız. Bunları ilk kez tartışmaya başlayacağız" derken, hükümetin heyete konuşma yasağı getirdiği ya da karartma uyguladığı yönündeki iddiaları da, "Karartmayı süratle reddediyoruz. Siyasi çizgi olarak halklardan saklanmaması, hiç bir şeyin karartılmamsı gerektiğini düşünüyoruz. İmralı ziyaretine gelince kamuoyuna yansımayan gidiş gelişlerimiz oldu, bundan sonra da olur. Yol kat ettikçe sürecin ruhuna hizmet edecek şekilde olacak" diye konuştu. Sırrı, bir başka soru üzerine de Leyla Zana ile İmralı'ya gideceklerini belirtti.
'Özerlik bu toprakların yabancı olduğu bir şey değil'
Özerklik konusunda başka ısrarlı soruların gelmesi üzerine de Sırrı, "Yeni anayasa yazım konusunda bizim özerklikten ne anladığımız bunun demokratik bir sistem içinde nasıl içselleştirilebileceği konusundaki en yetkin çalışmamız orada. Özerlik bu toprakların yabancı olduğu bir şey değil. Tarihi geçmişi bir yana bırakalım, bugün demokratik normların bütün dünyada geldiği nokta yetkinin bu kadar merkezde biriktirilmemesidir. Bizim istediğimiz coğrafi, etniseti anlayışı değildir ve sadece bir bölgeye ait de değildir. Trabzonlunun kendi deresi hakkında karar verebilmesidir. Nineler orada jandarma şiddetine uğruyor. Demokrasi desek herkes memnun olur mu olur. O zaman demokrasi istiyoruz" dedi.
(gc)

